+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Bölümünden Kızıltepe, Mardin ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Psikolog
    Özel Üye


    Kızıltepe, Mardin





    Kızıltepe, Mardin Forum Alev
    Vikipedi, özgür ansiklopedi





    Mardin Siyasi HaritasıHarita



    Eski Çağlarda Dunaysır veya Düneysir ismiyle Artuklular döneminde kurulmuştur. Bu yerleşim Urfa ile Diyarbakır’ı Musul’a bağlayan ticaret yolu üzerinde konaklama merkezi olarak önem kazanmıştır. XIII.yüzyılda Eyyubiler tarafından yağmalanmış, daha sonra Selçuklular, İlhanlılar, Memluklular, Akkoyunlular, Artuklular ve Timur buraya hakim olmuştur.
    Dunaysır ismi, sonraki dönemlerde Koçhisar olarak değiştirilmiştir. XV.yüzyılda Karakoyunlular ile Akkoyunlular arasında sık sık el değiştirmiş, XVI.yüzyılda Safeviler buraya hakim olmuştur. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında, 1517’de Osmanlı topraklarına katılmıştır.
    Artukluların önemli bir kenti olan Kızıltepe, sürekli savaş ve yağmalandığından, Artukluların çarşı, han, hamam, cami ve medreselerle zengin bir kent durumuna getirdikleri bu yerleşim Osmanlıların eline harap halde geçmiştir. Artuklu dönemine ait, Ulu camii, Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi eserlerdir.

    Kızıltepe'nin Altındaki Kayıp Şehir
    Mardinin ilçesi Kızıltpeye derin yolculuk

    Mardin’in yüksek ve engebeli konumuna rağmen ilçesi Kızıltepe ona inat bir düzlüğe kurulmuştur. Mardin’in tarihi güzelliklerinin dünyaya parmak ısırtacak kadar çok ve değerli olması ilçelerinin üzerine yönelecek ilgiyi azalmıştır. Kızıltepe tarihi ve kültürel yönleri yerine sosyal problemlerle gündeme gelmiş Mardin ilimizin bir ilçedir.
    Ben şehrin tarihin ve kültürüne bir yolculuk yapmanın daha yerinde olduğunu düşünerek sizi Kızıltepe’nin gizemine yolculuğa çıkarmayı düşündüm . Kızıltepe yığma olduğu anlaşılan bir tepenin etrafında şehir şekillenmiştir. Şehir alabildiğine kalabalık ve alabildiğine geri kalmıştır. Mardin ve diğer ilçelerinde bulunan tarihi eserlerin aksine Kızıltepe’de birkaç eser haricinde tarihi esere rastlamak nerede ise imkansızıdır.
    İlçenin en eski adı Dunaysır'dır. Daha sonra Koçhisar adını almıştır. Artukoğulları Döneminde gelişme gösteren kasaba bu dönemde Diyarbakır-Musul ve Urfa-Musul yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuş. 1931'de Kızıltepe adıyla ilçe merkezi olmuştur. Mardin’den nüfusu fazla olmasına rağmen Mardin’e yakınlığından dolayı ile olma şansı azalmaktadır.
    Kızıltepe sokaklarında dolaştığınızda mevsim yazsa tozdan, mevsim kışsa çamurdan çekeceğiniz var demektir. Ana caddenin üzerinde dizilmiş mağaza ve dükkanların vitrinlerinde diğer şehirlerin vitrinlerinden farklı olarak yöreye ait giysilerin kumaşlarını görmeniz mümkündür. Çok sayıda dükkanın önünde kıyılmış tütün görürsünüz. Tütün, paket sigaradan daha fazla satılmaktadır. Bunun sebebi ağız alışkanlığı ve tütünün paket sigaraya göre daha uygun fiyata gelmesidir. Bir sokak köşesinde tabakasından tününü çıkarıp sigarasını saran bir kadını görmeniz ilk başta sizi şaşırta bilir. Ancak batılı kadınların aksine Kızıltepe’de ki kadınlar arasında sigara içimi çok yaygındır. Özelliklede kaçak tütün içerler.
    Kızıltepe’nin halk pazarlarında, şehrin sokak aralarında el tezgahların da seyyar satıcılar yığınladır. Bunun en büyük sebebi işsizliktir. Eline bir araba alan seyyar satıcılık yapar. Pazarlarda el arabaları ile çocuklarda büyük bir iş kolu oluşturmuşlardır. Pazardan alış veriş yapanların poşetlerini el arabaları ile taşırlar. Bütçelerine katkıda bulunmaya çalışırlar.
    Kızıltepe’nin pazarlarında canlı tavuk satılmaktadır. Beğenilen tavuklar satıcı tarafından orada hemen kesilerek tüylerinden arındırılır. Canlı tavukları kesip satan dükkanlar bile ara sokaklarda bulunmaktadır.
    Arka sokaklara girdiğinizde küçük kerpiç ya da taş evlerin önünde ölüme terk edilmiş tankerleri görürsünüz. Her boş arsa tanker mezarlığı olmuş. Irak kapısının açık olduğu dönemlerde az birikimi olan petrol taşımak için tanker almıştır. Ancak kapının kapanması umudunu tankerlere bağlayanları hüsrana uğratmıştır.
    Şehirde tüm ülkede olduğu gibi bir planlı şehirleşme olmadığı görülmektedir. Köylerden gelenler buldukları arsaya ev yerine başlarını sokacak bir yer yapmak zorunda kalmışlarıdır.
    Şehrin en büyük tarihi kalıntısı Kızıltepe (Koçhisar) Ulu Camiidir. Yapımına Mardin Artukoğulları’ndan Yavlak Aslan tarafından (1184-1200) başlanmış ve kardeşi Artuk Aslan tarafından(1200 ila 1239)da tamamlanmıştır. Kıble duvarına paralel üç nef mihrap önünde iki nef boyunca 9.75 metre çapında tromplu bir kubbe ile kesilmiştir. Caminin iç kısmı, mihrabı ve duvarları zarif oyma işleme yazılarıyla süslenmiştir. Camii kısa bir süre öncesine kadar harabe bir şekilde dururken son yıllarda rest ura edilerek yeniden ibadete açılmıştır. Caminin minaresi olduğu sanılmasına rağmen günümüze bu minareden eser kalmamıştır. 1940’lı yıllarda caminin yıkılan taşları toplanarak emniyet binasının yapımında kullanılmıştır. Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi hazinelerdir.
    Dikkatimizi çeken ve araştırılması gereken ilginç bir durum var Kızıltepe’de. Tarihi çok eskilere dayanan şehirde sekiz yüz kişilik bir Kızıltepe caminin var olması, bir kilisenin bulunması şehrin yakınların da büyük bir köprünün bulunması şehirde kalabalık bir toplumun yaşadığının en büyük göstergesidir. Ancak nüfusunun fazla olduğunu düşündüğümüz şehirde saydığımız eserlerden başka bir kalıntıya rastlamak imkansıdır. Ne bir ören yeri, ne bir tarihi konak, ne bir çarşı hiç birisinin izine rastlamak nerede ise imkansız ve o derecede şaşırtıcıdır. Sekiz yüz kişilik ve devrinin en büyük camilerinden birisinin etrafında hiçbir kalıntıya rastlanmaması tarihi dokunun sahipsizlikten yıkıldığı ve talan edildiği gerekçesi ile açıklanamayacak kadar basit değildir.
    Tarihi kalıntılar ne kadar tahrip edilirse edilsin, ne kadar yağmalanırsa yağmalansın mutlaka harabede olsa bazı kanıtların kalması gerekmektedir. Bu garip durumu sahipsizlik ve yağmacılıkla açıklamak biraz zor gibi görünüyor. Şehrin büyük bir felaket geçirmesi, deprem, sel vb ile yok olduğu daha sonra üzerine yeniden bir şehir kurulduğu düşüncesi bende hakim oluyor.
    Bu düşüncemize en büyük katkıyı antiarkeologluk yapan definecilerin anlattıkları destek verir gibi. Özellikle şehrin ortasında bulunan şimdi bir askeri birliğin konuşlandırıldığı etrafı tel örgülerle çevrilerek loruma altına alınana tepenin etrafında ev yapanlar, temel kazılarında çok sayıda tarihi eser ve altın gümüş sikkeler buldukları dilden dile dolaşıyor.
    Dilden dile dolaşan bir olay daha var ki bu daha ilginç. Tepenin etrafında bir yol yapımı sırasında tepenin içerisine giden dehlizlere rastlanıyor. Geceleyin define avcıları buraya giriyor. Bunların anlattıkları göre tepenin içerisinde çok sayıda yollar çukurlar odalar var.
    Düz ovanın içerisinde yükselen bu tepenin yığma bir tepe olduğu kuşkusu herkeste var. Şehrin yüksek bir tepesinin olmaması nedeniyle şehri savunmak için bir kale yapılamamış. Bunun yerine “tepe kale” diyebileceğimiz bir sığınak yapılmış. Sığınağın giriş kapısı ise tepenin hemen altında bulunan kiliseden olduğu iddia ediliyor. İddiaya göre tepenin altında bir şehri saklayacak kadar bir sığınak var. Buranın tek giriş kapısı var oda kilisenin içerisinde bir kapının olması.
    Bu iddiaları araştırmak uzmanların ve yetkililerin görevi. Ancak bizim görebildiğimiz bir gerçek var ki; Kızıltepe şehrinin altında bir kayıp kent var. Ve bu araştırılmalıdır.
    Şehrin üzerindeki yoksulluk silinmeli, tarihinin arkasındaki sis perdesi aralanmalıdır. Bu yapılmadıkça Kızıltepe üzerindeki sosyal ve tarihi şüpheler devam edecektir.









  2. Alev
    Özel Üye

    Kızıltepe, Mardin Makalesine henüz yorum yazılmamış. ilk yorumu siz yapın


Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
islami Siteler Mumine