+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Yaş gruplarına göre ihtiyaç olan besin miktarı miktarları ne kadardır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Yaş gruplarına göre ihtiyaç olan besin miktarı miktarları ne kadardır





  2. Hasan
    Özel Üye





    Cevap: buna yakın ;

    Besin grupları ve kalori miktarları

    1. Süt Grubu (Günlük ihtiyaç: 2 porsiyon)

    1 porsiyon: Yağsız veya az yağlı süt ya da yoğurt, 244 g. (Ev ölçüsü: 1 su bardağı)

    *1 Porsiyon yağsız süt grubunda 12 g karbonhidrat, 8 g protein, 2 g yağ ve 100 kalori; 1 Porsiyon az yağlı süt grubunda 12 g kar*bonhidrat, 8 g protein, 5 g yağ ve 125 kalori vardır.

    NOT : Süt grubu protein, kalsiyum, vitamin ve mineral yönünden zengindir. Yağsız süt, yoğurt ve ayran olarak tüketildiği gibi başka yiyeceklerle birlikte de kullanılabilir. Örneğin yapay tatlandırıcı ile hazırlanmış muhallebi ya da taze meyve ile hazırlanmış diyet yoğurt.


    2. Et Grubu (Günlük ihtiyaç: 5 porsiyon)

    1 porsiyon : Balık (taze ya da dondurulmuş) (30 g)

    : Tavuk, hindi (derişiz) (30 g)

    : Et (az yağlı) (30 g)

    : Peynir (yağsız) (1 dilim - 40 g)

    : Yumurta (haftada 1 adet) (1 adet - 50 g)

    : 1 orta boy köfte; pişmiş, 30 g)

    *1 porsiyon az yağlı et grubunda 0 g karbonhidrat, 7 g protein, 3 g yağ ve 55 kalori; 1 porsiyon orta yağlı et grubunda 0 g karbon*hidrat, 7 g protein, 5 g yağ ve 75 kalori vardır.

    NOT :Et grubu protein, B vitaminleri, demir ve esansiyel amino asitlerden zengindir. Yağ ve kolesterol miktarlarını düşük tutmak için et yerine balık veya tavuk tercih edilmeli, yumurta için de ölçü konmalıdır. Bu grup hazırlanırken önce gözle görülen bütün yağlı kısımlar temizlenir. Izgara, yağsız tavada pişirme, haşlama ya da buğulama gibi yöntemler tercih edilmelidir. Yemek hazırlanırken ve pişirilirken kesinlikle yağ eklenmemelidir.


    3. Sebze Grubu (Günlük ihtiyaç: 2 porsiyon)

    1 porsiyon : Bamya (90 g)

    Kabak (100 g)

    Ispanak (100 g)

    Semizotu (100 g)

    Taze fasulye (70 g)

    Enginar (60 g-1 küçük)

    Pancar(85 g)

    Havuç (100 g)

    Karnabahar (90 g)

    Kereviz (120 g)

    Patlıcan (45 g)

    Pırasa (60 g)

    Brüksel lahanası (80 g)

    Kuşkonmaz (100 g)

    Lahana (80 g)

    Brokoli (100 g)

    Soğan (100-160 g)

    Yeşil biber (100 g)

    Domates / sebze suyu (122 g, 1 / 2 su bardağı)

    *1 porsiyon sebze grubunda yaklaşık 5 g karbonhidrat, 2 g protein ve 25 kalori vardır.

    NOT ıkça yenilen sebze grubu A ve C vitaminleri ile potasyumdan zengindir. Çiğ olarak yenen sebzeler, dondurulmuş veya konserve olarak hazırlanmış sebzelerden daha fazla posa içerir.


    4. Meyve Grubu (Günlük ihtiyaç: 3 porsiyon)

    1 porsiyon (Yaş meyve) Elma (106 g, 1 küçük)

    Muz (52 g-1/2 adet)

    Kayısı (140 g - 4 adet)

    Kiraz (82 g -12 büyük)

    Çilek (186 g -10 adet)

    Kivi (91 g - 1 büyük)

    Erik (132 g - 3 adet)

    Kavun (161 g)

    Karpuz (200 g)

    Nektarin (136 g -1 adet)

    Şeftali (132 g -1 adet)

    Portakal (131 g -1 adet)

    Mandalina (168 g - 2 küçük)

    Armut (93 g -1 küçük)

    Greyfurt (120 g -1/2 adet)

    Ananas (116 g)

    (Kuru meyve): Üzüm (18 g - 2 çorba kaşığı)

    İncir (28 g -1% adet)

    Kayısı (24 g - 3 adet)

    (Şekersiz meyve suları) : Portakal suyu (124 g -1/2 bardak)

    Greyfurt suyu (124 g -1 / 2 bardak)

    *1 porsiyon meyve grubunda 15 g karbonhidrat ve 60 kalori vardır.

    NOT : Sebze grubu gibi meyve grubu da vitamin ve mineral yönünden zengindir. Yaş ve kuru meyveler, konserve ve dondurulmuş meyvelere nazaran daha çok posa içerir. Meyve suları posa (lif) yönünden fakirdir. Karışık meyvelerden hazırlanmış meyve salatası diyete renk katar. Meyve grubu da diğer besin grupları gibi şekersiz hazırlanmalıdır. Şeker katkılı konserve meyvelerden kaçınınız.


    5. Ekmek Tahıl Grubu (Günlük ihtiyaç: 4 porsiyon)

    1 porsiyon: Ekmek (buğday, çavdar, kepek, yulaf-28 g-1 dilim)

    Hamburger ekmeği (28 g -1/2 adet)

    Sandviç ekmeği ( 28 g -1/2 adet)

    Yuvarlak ekmek (28 g - 1 küçük)

    Pirinç, pilav (65 g)

    Makarna, spagetti, erişte, şehriye (60-70 g)

    Bulgur (60 g)

    Kuru baklagiller- kuru fasulye, bakla (60-75 g)

    Mercimek (65-70 g)

    Mısır (80 g)

    Bezelye (80 g)

    Patates (85 g - 1 küçük)

    (Ev ölçüsü : 60-85 gram pişmiş tahıl: 1/2-3/4 çay fincanı)

    * 1 porsiyon ekmek-tahıl grubunda 15 g karbonhidrat 3 g protein, 1 g yağ ve 81 kalori vardır.

    NOT : Bu grup B vitaminleri, demir ve bitkisel protein yönünden zengindir. Ayrıca, kuru baklagiller (bakla, fasulye, mercimek), mısır, bezelye ve kabuklu patates posa yönünden de zengindir. Sade suya pişmiş pilav, makarna gibi yiyeceklere ilk iki haftadan sonra günlük yağ ölçüsü eklenebilir. Bu grup tek başına yendiği gibi başka gruplarla da birleşebilir. Örneğin beyaz peynir ilaveli makarna, bezelyeli pilav, kıymalı mercimek ve tavuklu patates.


    6. Yağ Grubu (Günlük ihtiyaç: 2 porsiyon)

    (Yağ grubu ilk iki hafta kullanılmayacaktır)

    1 porsiyon: Doymamış bitkisel sıvı yağ (5 g mısırözü, ayçiçeği, soya)

    Zeytinyağı (5 g)

    Zeytin (4 adet - yağsız)

    (Ev ölçüsü: 5 g: 1 tatlı kaşığı)

    * 1 porsiyon yağ grubunda yaklaşık 5 g yağ ve 45 kalori vardır.

    NOT : Yağ kalori değeri en yüksek besin maddesidir. 1 gram yağ 9 kalori verirken, 1 gram karbonhidrat ve 1 gram protein 4′er kalo*ri verirler.


    7. Şeker Grubu


    Kısıtlı diyet, şeker ve şekerli gıdalar içermez. Vücut, şeker gereksinimini süt, sebze, meyve ve ekmek-tahıl gruplarından karşılar. Kalori değeri olmayan yapay tatlandırıcılar kullanılabilir.

    Suni tatlandırıcıları kalorisiz şeker olarak tanımlamak mümkündür. Bu maddeleri özellikle tatlı ve şeker tadını arayan ancak şeker yemesi sakıncalı şeker hastaları ve kilo vermek isteyenler kullanmaktadır.

    Suni tatlandırıcı olarak siklamat, sakarin ve aspartam kullanıl*maktadır. Bunlardan siklamat ABD’de yasaklanmış, sakarinin ise dikkatli kullanılması önerilmiştir. Bu yasaklamanın nedeni sakarin ve siklamatm çok yüksek dozlarının hayvanda kansere neden olmasıdır. İnsanda ise bu maddelerin neden olduğu bir kanser şekline rastlanmamıştır. Avrupa’da ise bu maddelerin kullanımının kısıtlanmasına gerek görülmemiştir.

    Aspartam ise aspartik asit ve fenilalanin adındaki iki doğal aminoasitin birleştirilmesi sonucu elde edilmiştir. Siklamat ve sakarinden çok sonra bulunan aspartamın bugüne dek ciddi bir sakıncasına rastlanmamıştır. Bu maddeyi fenilketonüri denilen hastalığı olan kişilerin kullanması sakıncalıdır.

    Suni tatlandırıcılar üzerinde çalışan uzmanlara göre bu maddelerin kullanımının kısıtlamasına gerek yoktur; ancak normal günlük kullanımın üzerindeki aşırı miktarlara kaçmadan tüketilmeleri doğru olur.

    Piyasada bulunan suni tatlandırıcılar şunlardır:

    Sakarin içerenler: Sakarin ve Hermesetas.

    Sakarin ve şeker içeren: Sweet’n Low (% 4 şeker).

    Sakarin ve siklamat içerenler: Dulcaryl, Dolçe.

    Aspartam içerenler: Sanpa, Nutratat, Diyet Tat, Nutrasweet, Candarel.

    NOT : Kilo kaybı sağlandıktan sonra, kişi, hiç kuşkusuz arada sırada şekerli yiyeceklerden (reçel, pasta, tatlı vb.) yiyecektir. Önemli olan, iyi bir beslenme alışkanlığı edinip bu yiyeceklerden sıkça ve fazlaca tüketmemektir.


    Ek Grup: Serbest-Sınırsız Gıdalar


    Bunlar istenildiği kadar yenebilen ve kalori değeri olmayan veya göz ardı edilebilen gıdalardır. Serbest olarak yenen gıdalar doygunluk hissi verir ve ayrıca yemeklere tat katarlar. Yeşil salata, top salata, marul, semizotu, maydanoz, turşu, salatalık, turp bu gruptandır. Salatalara ve yemeklere limon, sirke, soya sosu veya hardaldan yapılan soslar serbestçe eklenebilir. Baharatlar, karabiber, kırmızı biber, nane, tarçın, sarmısak, kimyon, kekik, defne yaprağı, dereotu da bu gruba dahildir.

    Tuz kalori değeri olmayan bir diğer yiyecektir. Tuz aşırıya kaçmadan kullanılmalıdır. Bu sayede vücudun su ve tuz kaybı giderilir. Ancak turşu, hardal, soya sosu, diyet kola ve maden suyunda bol miktarda tuz olduğu unutulmamalıdır.

    Çay, kahve, ıhlamur, adaçayı, maden suyu, soda, su ve diyet içeceklerin kalori değeri yoktur. Bunlara yapay tatlandırıcılar da eklenebilir.


    alıntı







  3. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Günlük besin ihtiyacı

    Alınan besinler,kimyasal bünyelerine göre sınıflara ayrılırlar.Karbonhidratlar,yağlar, proteinler.Karbonhidratlar(şeker ve nişasta gibi)yapılarında sadece CHO bulundururlar. Bu gurup besinler çabucak kas kuvveti haline gelebilirler.

    Karbonhidratlar daha sindirim döneminde kana karışmaya başlar.Bir miktar şeker yedikten az sonra insan kuvvetlendiğini enerjisinin arttığını duyar. Yalnız kan ancak 1/1000 oranında şeker bulundurabilir. Bu miktardan arta kalan karaciğerde glikojen halinde depo edilir. Aynı işle kasda görevlidir, fakat her ikisinin de tutulabildiği glikojen miktarı belirlidir. Bu miktardan fazla alındığı zaman arta kalan bölüm yağa çevrilir ve cilt altındaki depolarda saklanır. İşte çok şişmanlarda kilo artımının nedeni budur.

    Bu besinlerin tadı güzeldir, üstelik bazı toplumlarda hamurlu yiyecekler gelenek halinde çok yenir,çoğunlukla ihtiyaçtan fazla alınır. Ekonomisini düzenleyemeyen ve besinlerin vücut üzerinde etkileri ile ilgili bilgi azlığı ve bu tip besinlerin eksikliklerin ortaya çıkardığı kötü sonuçlar bilinmediği için,bu beslenme türü hiç bir sakınca duyulmadan sürdürülüp gidilir. Buna karbonhidratların kolay ve ucuz elde edilebildiklerini de eklersek toplum için kolay bir beslenme yolu olduğu belli olur.

    Vücudumuz için gerekli olan enerjiyi bu tür besinlerden elde ettiğimiz zaman çok yemek zorunluğundayız,yoksa gereken düzeyi tutturamayız. Tıka basa yemenin verdiği gevşeklik,insanı tembelliğe alıştırır. Az çalışarak doyunma güdüsünü sağlayan kimse ise yeni,iyi ve daha mükemmel şeyler peşinde koşmakta bir neden görmez.

    Uygarlıkta geri kalmış uluslar proteinden çoğunlukla hayvan proteininden yoksundurlar.Onlar bir yönden besinlerin hamallığını yaparlar, az çalışır,çok yerler fakat yeteri şekilde beslenemezler. Proteinlerin zeka çalışmaları üzerindeki olumlu etkileri bugün kabul edilmiştir.

    İnsanoğlunun rahatını sağlayan büyük buluşlar, olağanüstü başarılar her zaman için zengin,geçim problemini çözümlemiş toplumlarda oluşuyor. Uygarlık hep onların topraklarında yeşeriyor gelişiyor. Proteinlerde azot bulunduğu için diğer besinlerin onun yerini alamayacağından söz etmiştik.Bu miktar protein alınmazsa vücut kendi yapısından protein yakarak azot dengesini tutmağa çalışır ki,bu organların yıpranma ve aşınması demektir. Troit ve böbrek üstü ve hipofiz bezlerinin salgılarını yapabilmeleri için hammadde olarak proteine ihtiyaç vardır. Besinde protein az olduğu zaman vücut su tutarak şişmeye eğilim gösterir. Ayrıca bilinçsel depresyonlar başgösterir,yaşantısı neşesi azalır.dar protein bulunması bundan ötürü ö nemlidir. Proteinli maddeler hızla tokluk duygusu verirler.

    Proteinli besinlerin hayvansal ve bitkisel türlerinin kalori değerleri aynı olmakla beraber,besleyici değerleri farklıdır. Çünkü hayvansal proteinler vücudun muhtaç olduğu bütün aminoasitleri yapılarında bulundurdukları halde bitkisel proteinlerde bir kısmı ek------.

    Hububat,baklagiller ve hatta bazı sebeplerde bitkisel proteinler bulunmakta ve bu miktar tüm protein miktarının kabarmasına neden olmaktadır. Böyle olmasına rağmen insanın günlük proteininin hiç değilse yarısının hayvansal protein kaynaklarından alması gerekmektedir. Böyle yapılmayacak olursa aminoasit yönünden her zaman bir dengesizliğe düşülebilir.

    Çok hububat kullanan ülkelerde kamuyu hayvansal yiyeceklere alıştırmak kolay ise de kamuyu bunun için çalışmaya alıştırmak güç bir iştir.Çünkü et ,süt ve yumurta ile balık bu ülkelerde pahalı satılmakta ve modern hayvancılık ile balıkçılık usulleri bilinmediği için verim her zaman düşük kalmaktadır. Örneğin bir kilo et elde edebilmek için hayvanına sekiz kilo mısır yedirme zorunda kalan bir insan bu sekiz kilo mısırı yiyerek uzun bir süre için karnını doymuş hissetmekte ve az çalışmaktadır. Bilgi düzeyi düşük olduğu için mısırla beslenmenin sağlığa verdiği zararları ve tembelliğin en önemli nedenlerinden biri olduğunu bilememektedir. Böylece bu iki etken birbiri üzerine etki yapa yapa, o ülkenin ekonomik yönden düzelmesini olanaksız kılar.

    Proteinli besinlerin hayvansal ve bitkisel türlerinin kalori değerleri aynı olmakla beraber besleme güçlükleri farklıdır. Çünkü hayvansal proteinler vücudun muhtaç olduğu bütün aminoasitleri yapılarında bulundururlar. Tüm bitkisel gıda ile beslenmenin sakıncaları bundan ileri gelir. Öte yandan bitkisel maddelerle beslenebilmek için büyük hacımda yiyecek alıp sindirim organlarının yorulmasını göze almak gerekir ki bu da onların erken güçten düşmesinin nedeni olur.Onun için bitkisel proteinin hayvan vücudunda hayvansal protein haline gelmesi ve bu proteinin et şeklinde insan besininin temel kaynağı olması en doğru yoldur.

    Eskiden fazla protein yemenin zararlı olabileceği hakkında genel bir kanı var idiyse de son yıllarda bu fikir değişikliğe uğramıştır. Hatta bir kısım böbrek hastalıklarında bile bugün proteini bol bir rejim uygulanmaktadır.

    Kutuplarda araştırmalar yapan kimseler zaman zaman eskimolarla beraber yaşamak zorunluğunda kalmışlardır. Üç öğün taze etten başka bir şey yiyememişler,bu süre içinde bir hayli kilo vermişler, fakat kendilerinde en ufak bir halsizlik kuvvetsizlik hissetmemişler. Yurtlarına döndüklerinde doktorların kontrolü altında aynı rejime devam etmişler ve hiç bir rahatsızlık hissetmemişler.

    Fazla proteinin böbreklere zararlı olacağı hakkındaki fikirler vitaminler ve madenlerin organizma üzerin de etkilerinin bilinmediği dönemde benimsenmiştir. Bu maddelerin yokluğu veya yetersizliği sonucu ortaya çıkan bozuklukların bol protein alımına bağlanmasına sebep olmuştur.Bilimin ilerlemesi ile vücudumuz için gerekli olan vitaminlerin ve madenlerin önemi ortaya çıkınca bozukluğa proteinlerin değil de bu maddelerin eksikliğinin neden olduğu anlaşılmıştır.

    Proteinlerin barsakta kokuşarak zehirli maddelerin kana karıştığı kanısı da bugün değerini kaybetmiştir.Barsak zarı sağlam olduğu sürece zehirler vücuda giremezler.

    Proteinler için tek kaynak et değildir. Peynir, süt ,yumurta, tereyağı önemli miktarda protein barındırırlar.










  4. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Gençlik yıllarında vücut daha çok kalori yakar. Orta yaşlara gelindiğinde ise kilo vermek zorlaşır.

    Farklı yaş dönemleri için uygun beslenme biçimleri de farklılıklar gösterir. Gençlik, orta yaş ve yaşlılık dönemlerinde beslenmenizde dikkat etmeniz gereken ayrıntılar.
    Yaşamın tüm güzelliği aslında insanın ne kadar sağlıklı olduğu ile bire bir ilintilidir. Sağlıksız bir insanın ister zayıf, ister şişman olsun mutlaka sorunları vardır. Sağlığımız üzerinde yeme alışkanlıklarının önemi büyüktür ve yaş grubuna göre de farklılıklar gösterir. Genç yaşlarda sadece kiloya önem verilir. Oysa ileriki yaşlarda çıkacak sorunların temelinde özellikle gençlik yıllarında fazla tüketilen gıdaların fonksiyonu büyüktür.

    Sizler için gençlik, orta yaş ve yaşlılık dönemlerinde beslenmenizde dikkat etmeniz gereken ayrıntıları inceledik.

    GENÇLİK YILLARI

    Sadece tartıda görülen rakamların önemli olduğu bu dönemde güzel bir vücut için güzel yemeklere paydos demenize gerek yok. Akılcı ve yağ dengesi düşük gıdalar yiyerek formda kalmanız mümkün.

    Kilo alıp vermenin en kolay olduğu gençlik yıllarında vücut daha çok kalori yakabilir. Kilo vermek kolay diye düşünerek uzun süreli ve çok kilo vermeye yönelik rejimlere başlamak son derece yanlış bir uygulamadır. Kişi kendi kapasitesine uygun doğru hedefler seçmelidir. Aksi takdirde yarı yolda bırakılan diyetler yüzünden vücudun dengesi bozulur.

    Yapılan araştırmalar, dengesiz diyet yapanların özellikle 40 yaş sonrası kalp hastalığına yakalanma riskinin yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

    Sevdiğiniz yiyeceklerden uzak kalmak yerine, yediklerinizin en az % 80’inin besin değerinin yüksek olmasına dikkat edin. Alkol, sigara, kolalı içecekler ve abur cuburun en çok tüketildiği bu dönemde dikkat etmediğiniz ayrıntılar ileri yaşlarda sağlığınız üzerinde olumsuz bir rol oynayabilir.

    YAŞ OTUZ BEŞ YOLUN YARISI

    Sorumluluklar artmış, kariyerde bir yerlere gelinmiş ve belki de çoluk çocuğa karışılan, yoğun dönemlerin yaşandığı yıllar.

    Beslenmenin ara dönemi 30’lu yaşlarda günlük kalsiyum, meyve, sebze ve lifli gıdaların tüketiminin üzerinde durulmalıdır. Özellikle kadınlarda kalsiyum eksikliği menopozdan sonra kemik erimesine yol açmaktadır.

    Fast-food gıdalarda bol sostan, asitli içeceklerden, kahve sigaradan kaçınmalıdır. Bu arada sebze ve meyve tüketimini mümkün olduğu kadar artırmalıdır.

    Gençlik yıllarının yeme alışkanlığı değiştirip düzenli egzersizlerin başlayabileceği iyi bir dönemdir.

    OLGUNLUĞUN ZİRVESİNDE.

    Kimileri elliye merdiven dayadığını düşünerek yaşlılık sendromuna girer. Oysa çocukların büyüdüğü, işlerin azaldığı, en azından rayına girdiği bahardır bu yıllar.

    Bu yaştaki kişilerin ana kuralları bilmeleri o yaşın fizyolojisi, psikolojisi ve esasları hakkında yeterli bilgiye sahip olmaları gerekir. Bir anlamda kendi kendinin doktoru olmak zorundadır.

    Sağlık çok daha önem kazanır. Geçin senelerde beslenme alışkanlıklarının artı ve eksilerin ortaya çıktığı bir dönemdir. En azından şimdi yediklerinize dikkat etmeye karar verdiyseniz çok iyi bir adım attınız demektir. Yaşlılığa giden yolda fazla kilolardan kurtulmanın son dönemecidir bu yaşlar.

    Vücudun en çok vitamin, kalsiyum ve demire ihtiyacı vardır. Yağ oranları kalp ve damar hastalıklarının başladığı bu yaşlarda, önemini bir kat daha artırır. Riskli hastalıkların basamağında yeme alışkanlıklarından ve sigaradan acil olarak kurtulmak gerekir.



  5. RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Gençlik yılları
    Sadece tartıda görülen rakamların önemli olduğu bu dönemde “güzel bir vücut için güzelyemeklere paydos” demenize gerek yok.
    Kilo alıp vermenin en kolay olduğu gençlik yıllarında vücut daha çok kalori yakabilir.
    Kilo vermek kolay diye düşünerek uzun süreli ve çok kilo vermeye yönelik rejimlere başlamak son derece yanlış bir uygulamadır. Yarı yolda bırakılan diyetler yüzünden vücudun dengesi bozulur.
    Orta yaşlar
    Kalsiyum, meyve, sebze ve lifli gıdaların tüketiminin üzerinde durulmalıdır.
    Özellikle kadınlarda kalsiyum eksikliği menopozdan sonra kemik erimesine yol açmaktadır.
    Fast-food gıdalarda bol sostan, asitli içeceklerden, kahve ve sigaradan uzak durmalıdır.
    Bu arada sebze ve meyve tüketimini mümkün olduğu kadar artırmalıdır.
    Olgunluk yılları
    Kimileri elliye merdiven dayadığını düşünerek yaşlılık sendromuna girer.
    Bu yaşlarda kişi bir anlamda kendi kendinin doktoru olmak zorundadır. Geçmiş senelerdeki beslenme alışkanlıklarının artı ve eksilerin ortaya çıktığı bir dönemdir.
    Vücudun en çok vitamin, kalsiyum ve sodyuma ihtiyacı vardır. Riskli hastalıklar baş göstermişse yeme alışkanlıklarından ve sigaradan acil olarak kurtulmak gerekir.
    UZMAN GÖRÜŞÜ
    Kadınlarda vücut çatlağı
    Her kadının hayali pürüzsüz bir cilt, estetik bir vücuttur.
    Üç kadından birinde görülen cilt çatlakları, sık sık kilo alıp verme dönemleri ve hamilelik sırasında ortaya çıkıyor.
    Çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılmasıyla oluşur.
    Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, küçüklü bu çizikler, zamanla deri renginden açık bir renge dönüşüyor.
    En çok karın, kalça, baldırlar ve göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna kilo değişimleri, hamilelik, obezite, hızlı büyüme, sık ağırlık kaldırma, kortizonlu ilaç kullanımı gibi durumlar sebep oluyor. Kimi ciltler diğerlerine göre daha dayanıksız olabiliyor.
    Çatlaklara engel olabilmek için karın, göğüs ve bacakları esnemeye alıştırmak gerekir.
    Çeşitli losyon ve yağlar masaj yardımıyla dolaşımı hızlandırır ve cildin esnemesine yardımcı olur.
    Cilt hafifçe kızarıncaya kadar minik uyarıcı çimdiklerle yoğrulması da alınacak tedbirlerden biridir.
    Buna ek olarak masaj, soğuk-sıcak su ile şok duş, düzenli egzersiz; cilt ve kasların oksijenle beslenmesi, hücrelerin güçlenmesi açısından önemli. Güçlü hücreler çatlamaz.
    Ayrıca dengeli beslenmek ve bol su içmek de cildin sağlıklı bir yapıya sahip olmasında ve kendini korumasında önemli bir faktör. > (.Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Özmen)
    TAVSİYELER
    Stres tuzağından kurtulmanın yolları
    > Mecburi olmadığınız stres faktörlerini ortadan kaldırın.
    > Hayatınıza düzenli uyguladığınız alışkanlıklar ekleyin. Her sabah aynı saatte bir meyve, öğle yemeğinden sonra bir küçük yürüyüş vs.
    > Kendinizi dakik olmaya alıştırın. Sürekli bir yerlere geç kalmak bize olaylara hakim olmama hissi verir.
    > Düzenli olmaya çalışın. Çevremizdeki düzen düşüncelerimize yansır.
    > Kendinizi asla vazgeçilmez olarak görmeyin. Çevrenizde işinizi hafifletecek insanlar varsa onlardan yardım istemeye çekinmeyin.
    > En önemli işlerinizi önce halletmeye özen gösterin. Dikkatinizi tamamen yaptığınız işe verin ve onu en iyi şekilde yapın.
    > Şikayet etmeyin. Şikayet etmek için harcadığınız vakti sevdiğiniz şeyler için harcayın. Şikayet etmek ne işinizi hafifletir ne de moralinizi düzeltir.
    > Bol vitaminli gıdalar tüketin. Vitamin C ve mineralden zengin olan gıdaların anti stres etkisi vardır.
    > Spor yapmayı ihmal etmeyin. Spor stres hormonlarını kontrol altına almanın etkili bir yoludur.
    MARKET
    Cildinize Skincode'dan E vitamini desteği.
    Olumsuz çevresel faktörler sebebiyle kuruyup, nemini ve canlılığını kaybeden bir cilt bütün kadınların kâbusu.
    İsviçreli dermatologların geliştirdiği Skincode'un yeni ürünü “Cellular Cream” (Hücresel Krem), kadınları bu dertten kurtarıyor.
    E vitamini deposu Skincode Hücresel Krem, cildin en çok ihtiyacı olan su ve oksijen dengesini sağlayarak; stres, yorgunluk, uykusuzluk gibi olumsuz pek çok faktörden etkilenen tenin nefes almasını sağlarken, cildin sıkılık, parlaklık ve esneklik kazanmasını yardımcı oluyor.
    Meyan kökü ile sağlıklı serinlik
    Çukurova'da yıllarca serinleme aracı olarak kullanılan, kolalı içeceklerin ana maddelerinden meyan kökü, beslenme uzmanlarının tavsiyeleri doğrultusunda yeniden gözde oldu. Çukurova'da bunaltıcı hava sıcaklığı sebebiyle yörede yaşayanlar tarafından yaz aylarında bol miktarda tüketilen ve “aşlama” olarak da adlandırılan meyan şerbeti, serinletici özellikleri ve sağlığa yararıyla biliniyor.
    Düzenli koşun genç kalın
    Hergün düzenli olarak koşmanın yaşlanma sürecini yavaşlattığı ortaya çıktı. Uzmanlar, düzenli koşan yaşlıların kanser gibi hastalıklar yüzünden erken ölme risklerinin de yarı yarıya azaldığını ve bu kişilerin azalan fiziki sıkıntılarıyla daha mutlu bir hayat sürdüğünü belirledi. Uzmanlar, yaşlı kişilerin düzenli egzersiz yapmalarının öneminin bu buluşla daha da güçlendiğini ifade etti.
    Geç yaşlanmanın sırrı: D vitamini
    İsveç Gıda Maddelerini Denetleme Kurulu, vatandaşlara, uzun yaşamaları için D vitaminini tüketmeleri tavsiyesinde bulundu. ABD ve İsveç'te yapılan son araştırmalar, D vitamini eksikliği olanların, bu vitamine yeterli derecede sahip kişilere göre daha az yaşadığını ortaya koydu. Uzmanlar vatandaşlara, yazın güneş ışınlarından yararlanmaları, kışın ise bol bol balık tüketmeleri tavsiyesinde bulundu.
    oyun oynayan çocuk daha ZEKİ oluyor
    > Uzmanlar; çocuğun, bebeklik döneminden itibaren oyunla eğitilmesi gerektiğini söylüyor.
    > oyunun çocuklara problem çözme imkanı sağladığını açıklayan uzmanlar, bu yolla çocuğun, büyüklük, şekil, renk, boyut, ağırlık, hacim, ölçme, sayma, zaman, mekan, uzaklık ve uzay gibi çok sayıda kavramı öğrendiğini ifade ediyor.
    > oyunlar/" class="habertag" style="color:inherit;text-decoration:inherit">oyunların çoğunun dil kullanımı gerektirdiğine dikkat çeken uzmanlar, çocukların oyun sırasında yeni kelimeler öğrenebildiklerini ve bu yolla birbirlerine bilgi aktarabildiklerini kaydediyor.
    > Çocukların oyun oynarken eşleştirme, sınıflandırma, sıralama, analiz, sentez ve problem çözme gibi birçok zihinsel işlemleri kavradığını vurgulayan uzmanlar, “Yapılan araştırmalar, çocukların oyunlar/" class="habertag" style="color:inherit;text-decoration:inherit">oyunları ve zihinsel gelişimleri arasında paralellik bulunduğunu, bebeklikteki araştırıcı oyunun daha sonraki zihinsel gelişim üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur” diyor.
    Manikür yaparken
    > Asetonlu pamuğu tırnağınıza bastırın ve 1-2 saniye tutun Ardından ojeyi bir iki dokunuşla temizleyin. Bu işlemi oje tamamen çıkana kadar tekrarlayın.
    > Tırnaklarınızı karton törpü yardımıyla şekillendirin. Bu işlemi yaparken tırnakların köşelerini çok derinleştirmekten kaçının.
    > Tırnak etlerinizin etrafına tırnak eti çıkarıcı ürünü uygulayın. Tırnak etleriniz yumuşadıktan sonra bu ölü deriyi, çubuğa sarılı pamuk yardımıyla alın.
    > İnatçı tırnak etlerini tahta çubuk yardımıyla geri itin. Çubuğu tırnaklarınızın içini temizlemek için de kullanabilirsiniz.
    > Tırnak besleyici ürünü sürerek manikürü tamamlayabilir ve oje sürmeye geçebilirsiniz.
    İNCİ
    “-Annelik, kadını başka bir kadına çeviriyor. Sabır, hoşgörü, şefkat, fedakarlık, başkalarını hep anlamaya çalışma gayreti annelikle gelişiyor. Kendimi her zaman, her yerde, her şartta arka planda tutabilmeyi öğrendim.”
    (.Çiğdem Anad- Gazeteci)
    SİZDEN GELENLER
    Tarifiniz
    (.Esra Y.Yılmaz'ın tarifi)
    >> PEYNİRLİ KABAK DOLMASI
    >> MALZEMELER:
    > 6 adet kabak > 1 küçük kalıp beyaz peynir
    > Yarım demet dereotu > 1 tatlı kaşığı pul biber > 6 ince dilim salam
    > 1 çay bardağı zeytinyağı > Yarım tatlı kaşığı karabiber
    > 1 çorba kaşığı salça > 1 su bardağı su
    >> YAPILIŞI:
    Kabaklar ortadan kesilir ve oyulur. Salça ve su dışındaki tüm malzemeler ezilerek karıştırılır. Kabaklara peynirli iç doldurulur. Dolmalar tencereye dizilir. Üzerine salçalı su gezdirilir. Tencerenin kapağı kapatılır. Orta-kısık ateş arası konumda yarım saat kadar pişirilir.
    Albümünüz
    (.Faruk Koyuncu'nun albümü)
    BERRA RABİA ŞENPEKER
    Dalların, güllerin içindeki bu şirin şey; dayılarının biricik gülü Berra'cık.
    Şiiriniz
    (.Gizem Naz'ın satırları)
    >> AŞK HAVASI
    Bugün hava bir açıyor, bir yağıyor.
    Kararsız havalar hiç güzel değil,
    Sıcağı kavuracak, soğuğu donduracak şehir dediğinin.
    Aslında buranın havası sevgili gibi,
    Sıcağı da soğuğu da öldüresiye.
    Varlığı nefes kesecek kadar güzel,
    Yokluğu nefes aldırmayacak kadar acı.
    GÜNÜN TATLISI
    Egzotik Waffel
    Malzemeler
    > Yarım çay bardağı sıvı yağ > 1 adet yumurta > 1 su bardağı süt > 1 paket vanilya > 1 su bardağı un > 1 çay bardağı toz şeker > Bir fiske tuz > 1 çay kaşığı kabartma tozu > Muz> Karamel sosu
    HAZIRLANIŞI: Yumurta, süt ve yarım çay bardağı şekeri iyice çırpın, yavaş yavaş unu ilave edin. Vanilya kabartma tozu ve tuzu da ekleyip çırpın. Waffel makinesinin alt ve üst tarafını yağlayın, hazırladığınız harcı ince bir şekilde waffel makinesine dökün ve kapağını kapatın. Waffel hafif kızarınca makineden alın. Bir tarafta yarım çay bardağı şekeri tencere koyun ve eriyip karamelize olana kadar pişirin. Waffelin içine karemel sosunu sürün ve içerisine doğranmış muzları ekleyin, rulo biçiminde sarın. Yüzüne bal sürüp çamfıstığı tozuna batırın.
    PÜF NOKTASI
    > Haşladığınız ıspanağın suyuyla mayonezinizi kolaylıkla boyayabilirsiniz. Değişik bir garnitür olur.
    > Salatanızın lezzetli olmasını isterseniz, önce sirkeyi veya limonu tuzla karıştırıp dökmeli, sonra zeytinyağını ilave etmelisiniz.


+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
yaş dağılımına göre günlük besin ihtiyaçları
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi
islami Siteler Mumine