+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden 27 aralık tarsusun kurtuluşu ile ilgili şiir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    27 aralık tarsusun kurtuluşu ile ilgili şiir





  2. MaviAdam
    Özel Üye





    Cevap:
    Kuruluştan Kurtuluşa Cumhuriyet Destanı

    I

    Doru atın tırısa kalkmasıyla başlar cengimiz
    Kös vuruşlarında mehteran
    Has dur zaman!

    Orta direkli kara yazgılı kıl çadırda üryan
    Doğuşların muştusunda gün
    Bir ayinin tütsüsü Issık gölüne vurulan
    Sakız ağaçlarında dileği şaman bir ana
    Atasının taş dikitine açılan avuçla asude
    Dileğin tek tengriye akışı ötelerden avuç avuç
    Bey toylarına aşina yüzlerin kutlu töresi
    Aksakallı sözlerin tutulmasında sır
    Kırkım zamanı koyunların
    Konargöçer düşlerde otağı
    Kargı ucuna asılan al mendil
    Ortasına dikili obanın murat
    Yurt bellendi yaylaklar
    Bir yanda kuzularken mevsimsel dönğü
    Öte yandan soy verdi
    Boy verdi balalar
    Gürbüz oğlanlar çayırda tutuştu güreşe
    Gerilen yayların hedefinde bir ceylan
    Bir nara bekliyordu Çin ilinde ahali
    Ve vakit ermemişti daha kim bilir
    Lakin ne Kürşadlar büyüyordu soy soy


    II

    Çekik gözlerine iffet gizli Hun kızları
    Hançeri göğsüne sapladı yan bakışların
    Doru atlar asıl o zaman tırısa kalktı biteviye
    Gece saraya düşüyordu Kürşadî naralar
    Çerilerin kırkı bir sarayı basıyordu
    Ahale-i Çin kırk çeriyi konuşuyordu
    Çin Seddi’ni aşıyordu naraları ya
    Titriyordu imparator
    Bir Kürşad’a karşın Hun, Kürşad’a keserken
    Gök tengri bunu biliyordu
    Türk yazıtlarına Orhun’da söz kazınıyor
    Bilge Kağan yüzyıllara derunî ve Davudî sesleniyordu
    _Gök delinmedikçe!
    _Yarılmadıkça yer!
    Buyuruyordu ulu kağan ve Göktürkler dinliyordu
    Desise Çin demekti
    Savaş hile!
    Yumuşak ipek gibi girdi hain kanına
    Ve dahi kıtlık vurdu obayı
    Göç düştü yollarımıza
    Ahh! Hazar kuzeyi ve güneyi güzergâhtı
    Kalanlar oldu
    Unuttu soyunu sopunu
    Bir bir asimile naçar
    Gidenler Anadolu’ya yurt diyecekti baki
    Bir ilahî buyruk Cibril tebliğine düşünce
    Hira nura kesiyor bilen bilir
    Çöl ortasının yüreğine Gül açıyordu
    Kokusunun lafzıyla,
    _İkra diyordu ya Cibril
    Daha sure-i Fetih nazil olmadı
    Ki, kutsî emanetti İslâm
    Ayet ayet akıyordu Türklüğe
    Ve zaten
    Bir tengri değil miydi? O
    Kılıçlar İslâma etti yemin
    Mihmandarı oldu İslâm’ın bu demde sonra
    Alp’ten dağların ardından Arslan kükremesi
    Ovaya inince Malazgirt’te
    Cuma ve salâsı
    Hutbesinde beyaza büründü
    Serdarın önde gideni
    Tekfur korkuya namzet kös kös
    Takvim bin yetmiş bir gürz ucunda zafer
    Muzaffer kumandan Alparslan
    O da Kürşad neslinden, Kürşad huylu değil miydi?
    Ve Soylu
    Töre bozulmadı yurt oldu Anadolu
    Kutalmışların yurdu
    Çer’ağ yangıları Taptuk dergâhında Yunus oluyordu
    Oluyordu Hacı Bektaşî Veli bozkır ortasında
    Yesevi alazıydı çoktan tutuşan
    Mencik Baba oluyordu Tarsus’ta ve Horasan kokuyordu
    Anadolu oluyordu öz be öz
    İlim üzre doğanlar boy veriyordu dergâh dergâh
    Aynı Kevser düşünde serinliyordu yürekler
    Kırk kapı ya tek rabbe açılıyordu
    İman erlerine kılıç kalem oluyor
    Kalem kılıca kesiyordu küffar karşısında
    Eren –alperene doğuyordu
    Ötügen yurtluğundan yadiğar demir kordu
    Yürekler…
    Sabır su oluyor akıyordu
    Yeşilırmak vurgunu kıvrım kıvrım
    Yediveriyordu dergahi güller
    Hüsna tecellisi ve dahi tezahürü

    III

    Söğüt dal veriyordu rüyaların yorumu
    Salkım saçak…
    El verdi şeyhlerin Edebalî olanı bir de altın öğüt
    Ey Oğul!
    Dediğinde
    Bin iki yüz doksan dokuz’du tarihler
    Yine devlet kuruyordu kutlu töre
    Osman Bey ismi altı asra düşecekti
    Ve okunacaktı hutbe hutbe
    Ferman ferman
    İl il irkiyordu zırha bürünmüş bakışlar
    Tedirgin ve korkak!
    Anadolu ilelebet yurt oluyordu Türk’e
    Bursa Orhan gaziden yadigâr
    Yemyeşil!
    Başkent oluyordu Söğüt’ten düşlerimize
    Hisarların Rum elinde olanı düşmeliydi
    Er ya da geç
    Fetih muştusuna ramak kalmıştı zaman
    Demişti ya: Hatemülenbiya
    _’’Ayrılıkta azap vardır’’ ya ümmetim!
    Birlik sağlanmalıydı beylik beylik
    Anadolu’da
    Toylar düzenlendi
    Kargılar çekildi
    Çubuk ovasına fitne düştü
    Timur nefsine yenilmişken
    Aksıyordu dirlik
    Yıldırım tükenmişken
    Galibi yoktu
    Anadolu yanıyordu il il
    Dönemdi fetret geldi geçti
    Dokunmadı on yıl
    —Kalyonlar çekilecekti- artık
    Şair dilince ‘’Surda gediklerin mukaddes olanı’’
    Açılacaktı tamamdı vakit ama
    Daha topların büyük olanı dökülmedi
    Akşemsettin, Mola Güranî
    Sultanların Fatih’ine öğretiyordu ilim
    İkinci kez tahta çıkınca Sultan Murat oğlu
    Çağ açılıyor yeni ve kapanıyordu eski
    *Nisan ayında otağ kurdu papatya öncü
    Bin dört yüz elli üç mayısında
    Artık gül açıyordu.
    … ‘’Ne güzel komutandır’’ muştusunda
    Hadis vücud buluyordu Muhammedî
    Sure-i Fetih çınlıyordu arş-ı âlâ da
    Tıpkı Mekke-i fetih misali
    Arî aklın iflasında karadan yürüdü gemiler
    Ulubatlı Hasanlaştı her bir nefer
    Sancağı diktiler sura
    Fetholundu İstanbul
    Hoşgörü ekildi tohum tohum
    Çatladı boy verdi İslamın nuru
    Herkes –Kitabınca- yaşadı
    Cuma-Cumartesi-Pazar
    Üç gün değil sadece haftaya düşen
    Aynı şehirde
    Dehanın tezahürüydü
    Fatih_name!


    IV

    Fetihti yaşam, ganimetti dönüşler
    Viyana kapısına dayanan cengin
    Dönüşleri ödetti bedelini
    Verdi kellesini veziri azam
    Duraklama sayıldı büsbütün
    Sefa başlamıştı lale devrinde
    İbrahim cömertti balıklara
    Aslında, aslında haklıydı
    _*inci denizden değil miydi ?
    Kim deliydi acaba!
    Diye sordurdu yazarlara taa bu asırda
    Ne hükmü vardı
    Gitmeliydi balığa
    Züyif akçeler düşünce hisseye
    Kazanlar kalktı ocaklarında yeniçerinin
    Ters çevrildi ya
    Devşirilen değil de
    Kayrılan girdi ocağa
    Ve ağaların keyfinde esame
    Bahşiş derdine düşenler
    Cülusu sevmişlerdi her dem
    Fırsatçılar Celalî oldu isyanlarda
    Patronu Halil’di bir zaman
    Sarıyordu yangınlar şehir şehir
    Kabakçı Mustafalar’dan çıkan alevle
    Kellesini istiyordu vezirlerin ves’selam
    Bekaya verildi kelleler bir bir
    Erim erim eriyordu saraylar
    Hazine-i hassa’ya

    V

    Dirlik bozulmuştu tımarda
    Yoktu ganimet yazıldı Karlofça
    Bin altı yüz doksan dokuz takvime düştü kabus
    Ahh ihtişam neredesin?
    Başladı gerileme
    Sıtma sardı vücudu
    Kesiliyordu uzuvlar yazık
    Altı asıra hükmün suyu çekiliyordu
    Yavaş yavaş
    Ne zordu Osman Bey ?
    Islahat dedi fermancı Mahmutların ikincisi
    Okumayacaktı esamesini yeniçerinin
    Alev alev yanıyordu İstanbul
    Fesholuyordu yeniçeri
    Fes giyenlere terk edeceklerdi mekânı
    Kazanları ters çevirenler yoktular artık
    Küçülen bakışlarında Anadolu’nun
    İstanbul kapatıyordu kapılarını
    Vahdettin yaşlı
    Damatlara söz geçiremiyordu
    Neydi O Mondros?
    Ya o Sevr paçavrası
    Mavi gözlerinde Anadolu görülen
    Kolağası Mustafa Kemal Atatürk
    Koymuştu kafasına
    _Anadolu Türk’ün kalacaktı
    Seyr-ü sefer eyledi Samsun’a
    Bin dokuz yüz on dokuz mayısı
    Yine ve yeniden mayısta
    Zaferlerin nişanesi
    Güneş ne de güzel parlıyordu
    Ey Bandırma vapuru
    Kıymeti içinde saklı bir kurtuluş taşıyordu
    O da biliyorken bunu
    Kıyıdan seyrediyordu
    Napusula
    Ne şanlı bir görevdi Ata’yı taşıyordu
    Ulusun kaderini taşıyordu gün gün
    Tıpkı – Elif’in kağnısı- ayırdındaydı elmasın
    İstiklâli ve istikbali taşıyordu dahası
    Var mıydı ötesi?
    Kefere şaşkın
    Misak-i milli Amasya oluyor okunuyordu
    Anadolu kaderini tayine memurdu
    _ ‘’Ya istiklâl ya ölümdü’’
    ‘’Hangi çılgın zincir vuracaktı’’
    Nusrat olacaktı boğazda
    Dökecekti Türk’ün kaderini, mayınları
    Conk bayırı ve Anafartalar
    _Böylesine bir cengi görmeyecekti
    ‘’Çanakkale geçilmeyecekti’’
    Geçilmedi evvelallah!
    Ses geldi
    Kumanya : Üzüm hoşafı!
    Ses geldi
    Kumanya : Yok!
    Lazı-Çerkezi-Kürdü ser verdi
    Elli yedinci alay secdede
    Vermedi namusunu
    Sözüm ona kutsal armada (!) batıyordu sularda
    Pas tutacaktı hakikat
    Tarihe şerh düşüldü
    Miladı oldu Çanakkale
    Yırtıldı Karlofça artığı antlaşmaların topu birden
    Anadolu bu, besleme ihanette gebeydi gene
    Ethem çekildi dağa
    Oy Ethem oy demedi mi peygamber
    _’’Ayrılıkta var azap’’
    —Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır-
    Dedin ya Atam
    — Satıh bütün vatandır- ekledin büyük söze
    Emir tekâlifi milli oldu mecliste
    Bir çift çorap ödünç alındı analardan
    Yeni gelin süt parasını verdi bebeklerinin
    Bebekler mütebessim
    Ziynetlerini çıkından çıkardılar
    Beşi bir yerde Vatan dediler teklifsiz
    Eritildi dirhem dirdem
    —Vatan Sağ olsun- du yalnız
    Yalnız vatan sağ olsundu
    Hasan Tahsin’di ilk kurşunu atan İzmir’de
    Maraş’ta Sütçü İmam
    Antep’te Şahin Bey
    Ya Adile on başı
    Yirik Fatma
    Kılavuz Hatice
    Türk Anası değil miydi ?
    Kınalı elleri sille oluyordu düşmana
    İl il ilçe ilçe kurtuluyordu vatan
    Harbin adı İstiklâl
    Yazıldı Marş-ı İstiklâl
    _Ey büyük Akif sırtında paltosu yok şair-i âzam!

    VI

    Ve Lozan tescili istiklâlin vesikası
    Yumrukların serti vuruldu
    Masada
    Alındı haklar
    Pranga maddeleri kaldırıldı tarihin
    Kapitülasyonlar ve devamı
    Cumhuriyet’in adımı atılıyordu
    Büyük Türkiye!
    _’’Demirağlar örülmeliydi’’ on yılda
    Muallimlere emaneti yeni nesil
    Sümerde basma üretilmeli
    Tütmeliydi bacaları behemehal!
    İzmir de iktisada kongre toplanmalıydı
    Ödenmeliydi son borçlar
    İmar edilmeydi yurt il il
    Bir hitabe lazımdı gençliğe
    _Muhtaç olduğu asil kan! Damarlarında
    Demeliydi Atam ve dedi de
    İnsi bir yorgunluk kaplarken uzuvları
    Aman yarabbi!
    Tabipler gelip giderken odasına
    Şarapnel yarasına benzemiyordu bu
    Takvimler ahh takvimler Kasımı vuruyordu
    Dolmabahçe’de bakışları soluyordu güz sonu
    Mavi mavi
    _Demişti ya, ‘’geldikleri gibi giderler’’
    Gittiler… gittiler de
    Şimdi sırası mı Dolmabahçe saatleri
    Kitlenirken saat dokuz sıfır beşte
    Senin gidişine Atam dedi cümle ulus
    Gözyaşına gark Türk Milleti durmaz
    Bin dokuz yüz otuz sekiz

    VII

    Bir büyük doğumdu başladı mefkûre
    Bir büyük ölüm dağladı yürekleri kor
    Kutalmışların ülkesi kaldı Anadolu

    Ve dahi kalacak ilelebet
    Söz Atam Söz!




    yahya incik/şanlıurfa/








  3. Ziyaretçi
    çok güzel şiirler paylaştınız







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
27 aralık tarsusun kurtuluşu ile ilgili şiir,  27 aralık tarsusun kurtuluşu ile ilgili şiirler,  tarsus un kurtuluşu ile ilgili şiirler
5 üzerinden 3.00 | Toplam : 5 kişi
islami Siteler Mumine