+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Minyatürle resim arasındaki farklar nelerdir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Minyatürle resim arasındaki farklar nelerdir?





  2. Ensar
    Özel Üye





    Cevap: MİNYATÜRÜN YAPILIŞI

    Minyatür sanatçısı, sırf pamuktan yapılmış bir parça has kâğıdı bir mermerin üzerine yayarak, mermer ya da fildişiyle sürte sürte parlatır. Yapacağı şekillerin hatlarını da kedi veya samur kılından yapılmış ve ipek telle kuş tüyüne bağlanmış bir fırçayla kâğıt üzerinde belli ederek taslağını hazırlar. Sınırları çizilmiş şekillerin üzerinden çini mürekkebiyle geçerek hatlara son hâlini verir. Daha sonra şekillerin sınır içinde kalan kısmını kalınca bir fırçayla uygun renklere boyar ve çini mürekkebiyle bir kez daha etrafından geçer. Eski minyatürlerin bugün bile canlılığını ve parlaklığını korumalarının nedeni, aynen fresklerde ve halılarda olduğu gibi yapımlarında kök boyasının kullanılmış olmasıdır. Bugün yapılan minyatürlerde kullanılan boyaların kimyevî maddelerden elde edilmesi eserlerin dayanma sürelerini kısaltmıştır.

    8. ve 9. asırdan günümüze kadar gelmiş Türk resim sanatının örnekleri arasında, duvar resmi ve figürlü işlemelerin yanında, Uygur prens ve prensesleri ile Mani ve Uygur rahiplerinin canlandırıldığı minyatürler de bulunmaktadır. Fakat ne yazık ki Türk minyatür sanatının 13. asra kadar gelişimini gösteren daha sonraki örnekleri kaybolup gitmiştir.

    13. asır Selçuklu resim sanatının en güzel örneklerinden biri de Abdül Mü’min tarafından resmedilen “Varka ve Gülşah” minyatürleridir. Bu minyatürlerdeki Türk tiplerini temsil eden figürler, Büyük Selçuklu dönemi çini ve seramiklerindeki figürlerle büyük benzerlik gösterir.

    Bu dönemden günümüze kadar gelen bir başka eser ise 1271’de Aksaray’da yazılıp, Sivaslı Nasreddin tarafından III. Gıyaseddin Keyhüsrev’e sunulan bir astroloji kitabıdır. Minyatürlerdeki hafif gölgelendirme ve güçlü konturlar, sanatçının Bizans minyatürlerini tanımış olduğunun işaretidir.

    Osmanlı minyatür sanatına geçmeden önce “Mehmet Siyah Kalem” diye adlandırılan resimlerden söz etmek gerekir. Araştırmacıların Türkistan’da yapıldığı konusunda hemfikir oldukları bu resimler, içinde sultanın resminin de bulunduğu “Fatih Albümü” adlı derlemede yer almaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılmış olan birçok minyatür eserini gün ışığına çıkarmıştır. Bunlardan biri 1455 yılında Edirne’de yapılan “Dilsüzname: Gül ve Bülbül” adlı eserdir. Bununla beraber “Hüsrev-i Şirin”, “Kâtibi Külliyatı” ve “İskendername” isimli minyatür eserleri dönemin giyim, müzik aletleri ve eğlence hayatı gibi bazı unsurlarını yansıtırlar.

    Kanuni Sultan Süleyman döneminde pek çok yeniliğin denendiği parlak bir gelişim izleyen minyatür sanatı, 16. asrın ikinci yarısında, nakkaş Osman’ın Sultan III. Murat’ın oğlunun sünnet düğününü 427 minyatürle anlattığı “Surname”yle zirveye ulaşmış, 17. asırda Nakşi, ve 18. asırda Levni ile ilerlemesine devam etmiştir.

    Yine Kanuni devrinde tarihî olaylar saptanıp kayda geçirilirken bir yandan da resimlenmiş ve “Şeyhnamecilik” adıyla resmî bir görev hâlini almıştır. Bu tür eserlerin en önemlilerinden biri, 1543 Macaristan kuşatmasını, Nice’nin fethini ve deniz seferlerini konu alan Arifî’nin “Süleymannamesi” dir. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534 yılında yaptığı Doğu seferi, Barbaros Hayrettin Paşa tarafından yapılan Akdeniz seferi ve yine Kanuni tarafından yapılan “Macaristan” seferi Matrakçı Nasuh tarafından resmedilmiştir. Matrakçı Nasuh bu minyatürleri bizzat gözlemleyerek hazırlamıştır. I. Selim zamanında da Cemâlü'l-Küttâb ve Kemalü'l- Hisâb isimli eserleri neşretmiştir. Matrakçı Nasuh çok yönlü bir kişiliktir. Mesela tarih alanında da Taberî Tarihi 'ni Mecmaü't-Tevârih adıyla Türkçe'ye çevirmiştir.

    17. yüzyılda verilen en önemli minyatür eserlerinin başında Kalender Paşanın “Falname”si, Tarihçi Nadir’in “Şahname-i Nadir”i, Taşköprülüzade’nin “Tercüme-i Şeka’ik Nu’maniye” isimli yazmaları gelir. 18. yüzyılın en ünlü minyatür ustası olan nakkaş Levni, çeşitli milletten resmettiği kadın ve erkek figürlerinden oluşan ve iki kopya halinde hazırladığı “Surname” adlı eseri bırakmıştır.

    Osmanlı devletinde minyatür sanatı 19. yüzyıla kadar devam etmiş, imparatorluğun çöküşü ile ilerlemesi durmuş, yerini batı resim tekniğiyle yapılan yağlı boya tablolara bırakmıştır. Günümüzde ise geleneksel sanatların hayatta kalması için yürütülen faaliyetler çerçevesinde varlığını bir biçimde devam ettirmektedir.


    Resim

    Resim, Yüzey üzerine renklerle, zihinsel eylemin ifadesi olan estetik bir görünüm oluşturmaktır.

    Bulunan ilk resimler; mağara duvarlarına çizilmiş hayvan resimleri, av sahneleri ve gene mağara duvarlarına basılmış el izleridir. Bunlar, insanoğlunun soyut düşünme yeteneğini bu dönemlerde bile geliştirmiş olduğunu ispatladıkları için ayrıca değer taşırlar.

    İçerik açısından ilk resimler; kötü ruhları uzak tutmak, bereket getirmek gibi dini inançlarla yapılmış oldukları tahmin edilir. Mısır, Çin ve Hindistan'da M.Ö. yapılmış resimler, gündelik hayatı betimlerler, hikâyeler anlatırlar ve kılavuz nitelikleri taşırlar.

    Resim yapmakta kullanılan teknoloji; malzemeleri de geliştirmiş, bitki yağlarıyla elde edilen ve öylece kullanılan pigmentlerin yerini sentetik pigmentlerle yapılmış, sağlığa daha az zararlı, daha kalıcı, kullanımı daha kolay boyalar almıştır. Tarih boyunca duvarlara, taşa, tahtaya, deriye, metallere, kumaşlara, kanvasa, kağıda (ve çeşitlerine), cama, sentetik malzemelere Resim yapılmıştır.


    Mona Lisa, Leonardo Da Vinci
    İstanbul'da adsız bir ressamHıristiyanlıkta resim: Batı resmi, milattan sonra dinî konuları sembolik bir şekilde resmetmeye odaklanmıştır ancak figürler hareketsiz, kompozisyonlar ise kuralcıdır.

    İslamda resim; Allah yarattıklarını taklit etmeyi insanoğluna yasakladığı için İslami resimler 18. Yüzyılın ortalarına kadar, daha çok soyut desenler ve yazının şekillendirilmesi Hat sanatı, Ebru ve minyatür ile sınırlı kalmıştır. İslam'da insan ve canlı resimleri çizmenin yasak olmasının başka bir sebebi'de şudur. İslam, resmi çizilen kişilerin (Peygamberler, Alimler, vs) resminin sadece resim olarak kalmaması, ilerde yaşacak olan insanların, resimlerdeki kişileri aşırı yüceltip, bu kişilerin heykellerinin yapılıp putlaştırılma tehlikesi olduğundan canlı resimleri islamda yasaklanmıştır.

    Rönesanstan sonra dini konuların dışına çıkılmaya başlanmış, ressamlar eserlerine vermek istedikleri anlamlara göre nüanslar katmaya başlamışlardır. Rönesans ile canlanan ve doğayı inceleyerek, detaylı şekilde, olduğu gibi resmetme arzusu perspektif tekniğinin geliştirilmesine yol açmıştır. Leonardo da Vinci'nin anatomi analizleri eşsizdir.

    Osmanlıda resim sanatının yerleşmesi: 1860-1869 döneminde, Paris’te Gérôme’un öğrencisi olan Osman Hamdi Bey, ülkesine döndükten sonra gerçekleştirdiği yapıtlar ve Sanayii Nefise Mektebi'ni kurmasıyla birlikte, resim sanatı Doğu toplumlarında yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde, dünya resim tarihinin önemli bir parçası olarak kabul edilen pek çok Türk ressam bulunmaktadır.

    Modern resim sanatı: 1880'lerde, kimine göre Tonalizm, kimine göre Sembolizm akımlarıyla başlayan modern resim, konusunu avam insanda, onun gündelik yaşamında, psikolojisinde bulur. Kompozisyon, ışık, renk, çizgi, perspektif konularında konmus kurallari yıkma, özgürleşme arzusu öne çıkar.

    1945'lerde ortaya çıkan Soyut Ekspresyonizm akımı ile resim sanatı, tamamen insanın iç dünyasına inerek somut dünyadan, kurallardan ve kalıplardan uzaklaşır; mutlak gerçeği arar, böyle bir şey olmadığına karar verir ve Fluxus akımından sonra kendini kavramsal sanata bırakır. Artık resim, sadece bir soru haline gelmiştir ve hemen hemen daima daha büyük bir bütünün ufak bir parçasını oluşturmaktadır (bkz. Enstalasyon).

    Resim sanatının etkisi: Bilinen en eski ve köklü sanat dalıdır. Bu sebeple diğer sanatların odak noktasında bulunmaktadır. Diğer sanatlar fikir üslüp vb. açılardan genellikle resim sanatına benzerlik gösterirler. Bunun sebebi, resim sanatının erken dönemlerde gelişmeye başlaması ve ileri seviyeye ulaşmasıdır. Günümüzde ilgi olarak azalsa da resim sanatı gücünü kaybetmemiştir.

    Resim sanatının günümüzdeki yeri: Bugün, resmin (ve sanatın) öldüğü iddialarına rağmen günümüz yaşam şekline uygun, bir "çok kültürlülük" egemenliği sürmektedir.




    Guaj çalışması.Resim ve fotoğraf: Resim bir isimdir, ancak sanatçılar resim kelimesini kavramsal olarak kullandığı için fotoğrafla resim aynı değil diye benimsenir, işin doğrusu farklı aletler kullanılmasının dışında ortaya çıkan aynı gerçektir, fırça ve kalemle yapılan resimse, bir makinanın işlemiş olduğu görüntüde resimdir, ancak sanatsal bakımdan değerlendirip resim kelimesi sanat anlayışı üslübuyla kavramsallaştırılırsa bu durum ortaya çıkar ve fotoğraf resim değildir denir







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
5 üzerinden 3.00 | Toplam : 4 kişi
islami Siteler Mumine