+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Anadolu’da yaşamış ilk uygarlıkların yerleşme ve ekonomik faaliyetleri ve etkileşimi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Anadolu’da yaşamış ilk uygarlıkların yerleşme ve ekonomik faaliyetleri ve etkileşimi





  2. Fashion
    Bayan Üye





    Cevap: #3 (mesaj-linki)
    Misafir
    ANADOLUDA KURULAN İLK UYGARLIKLAR ŞUNLARDIR:

    MÖ. 3300’de yazının icadı ile başlayıp 375’teki Kavimler Göçü’ne kadar süren döneme Eskiçağ(İlkçağ) denir.

    İnsanların Tarih öncesi devirlerden tarih devirlerine geçmeleri yazının bulunmasıyla oluşmuştur. Yazıyı bularak tarih devirlerine geçen ilk uygarlık Sümerler olmuştur.



    Anadolu'da Yazılı Devirlerin Başlaması: Anadolu’ya yazıyı Asurlular getirmiştir. Bu durum Kayseri Kültepe’de yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır. Bulunan belgeler Anadolu'nun ilk yazılı belgeleridir. Böylece Anadolu'da Tarih devirlerine (yazılı döneme) girilmiştir.

    Anadolu; tarih çağlarına Asurların yazıyı buraya getirmesi ile başlar. Asurlu tüccarlara ait yazılı tabletler, (MÖ: 1950) Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de Karum denilen ticaret pazarında bulunması ile başlar.



    ANADOLU'DA KURULAN UYGARLIKLAR

    Helenistik devirlerden bu yana Anatolia (güneşin doğduğu yer) adını taşıyan Anadolu'ya Küçük Asya da denilmektedir.

    Anadolu;

    a. İkliminin insanların yaşayışına uygun olması

    b. Jeopolitik konumu,

    c. Tarım, hayvancılık ve ticarete uygunluğu,

    d. Zengin madenlere sahip olması,

    e. Ticaret ve göç yolları üzerinde bulunması,

    f. Akarsu ve denizlerin çokluğu

    g. Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlaması,

    nedenlerine bağlı olarak, eski devirlerden bu yana toplumların ilgisini çekmiş ve yerleşim alanı olmuştur.



    Çok fazla göçe ve istilaya uğrayan Anadolu'da; Hititler, Frigler, Lidyalılar, İyonlar, Urartular, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar ve son olarak da Türkler çeşitli uygarlıklar kurumuşlardır.

    M.Ö. 3 000 yılında Türkiye'de gelişmiş bir uygarlık ve kültürün var olduğunu görüyoruz. Bu kültürü oluşturanlar Hattiler adı verilen kavimdi.

    Anadolu’nun tarih öncesi ilk medeniyeti Hattilere aittir.

    Hattiler Hititlerden önce Türkiye’de ilk siyasal birliği kurarak parlak bir kültür oluşturmuşlar ve Hititlere öncülük etmişlerdir. Hattiler hakkında yazıyı kullanmadıklarından dolayı çok fazla bir bilgiye sahip değiliz.





    MÖ 2. BİNDEN MÖ VI. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE



    HİTİTLER (MÖ. II. bin - VII. yy.)

    M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu'ya gelmişlerdir. Hititlerin Avrupa veya Kafkaslardan geldikleri sanılmaktadır. Konuştukları dil bakımından Hint-Avrupa kökenli bir kavim oldukları düşünülmektedir.

    Orta Anadolu’ya (Kızılırmak yayı içerisinde kalan Kapadokya ) yerleşen Hititler, burada Hattilerle kaynaşarak güçlü bir medeniyet kurmuşlardır.

    Hititler, Anadolu'nun iç bölgelerine yerleşmişlerdir.

    Hititlerin, yerleştikleri bu alanlarda Hattiler oturmaktaydılar. Ayrıca Mezopotamya'da bulunan bazı devletlerin de (Asur, Babil vb.) ticaret kolonileri bulunmaktaydı.

    Hattilerle kaynaşarak güçlü bir medeniyet kurdular ve Anadolu uygarlıklarına öncülük ettiler.

    Asurlularla gelişen ticari ilişkileri aracılığıyla Anadolu'da tarih devirlerini başlattılar.


    Hititlerin aşağı yukarı on bir asır süren siyasal tarihleri üç bölümde incelenir.



    1. Eski Devlet (MÖ 1800 -1400)

    Eski Devlet döneminde Önceleri küçük krallıklar şeklinde yaşayan Hititler, Türkiye'de ilk merkezî devleti kurmuşlardır. (M.Ö. 1800).

    Merkezleri bugünkü Çorum yakınlarındaki Hattuşaş (Boğazköy) olmuştur.

    Hititlerin, ilk büyük kralları Labarna (M.Ö. 1680-1650)'dır.

    Kral Labarna'dan sonra, M.Ö. 1650'lerde Hititlerin başına l. Hattuşili geçmiştir.

    Hitit Devleti bu dönemde gelişerek bir imparatorluk hâline geldi. Batı Anadolu'nun büyük bir kısmından Fırat ırmağına, Karadeniz'den Filistin'e kadar olan topraklara egemen oldular.

    I. Hattuşili'nin ölümünden sonra yerine oğlu l. Murşil geçmiştir,

    Bu kral zamanında Hitit Devleti en parlak dönemini yaşamıştır. .Bu dönemde Kargamış ve Urfa Hitit topraklarına katıldı.

    MÖ 1531’de Babil ele geçirilerek Mezopotamya Uygarlığı ile doğrudan temasa geçmişler ve etkilenmişlerdir.



    2. Yeni Devlet (MÖ 1400–1200)

    Bu dönemde genişlemelerine devam etmişler ve Anadolu'daki çeşitli krallıkları egemenlikleri altına almışlardır.

    Yeni Devlet döneminin en önemli olayı, Yakın Doğu'nun iki büyük devleti Hititler ile Mısırlıların Kadeş'te karşı karşıya gelmeleridir. İlk Çağda Suriye askerî ve ticarî bakımdan çok önemli bir ülke idi. Bu nedenle Anadolu'da, Mezopotamya ve Mısır'da kurulan devletler Suriye'yi ele geçirmek için aralarında birçok savaş yapmışlardır. Bu savaşların en önemlisi Kadeş Savaşı'dır (MÖ 1296–1280).

    Hititlerin başında bulunan Muvattaliş, Mısır Firavunu II. Ramses'in Suriye'yi ele geçirmek istemesi üzerine bu devlete savaş açtı.

    İki ordu Kadeş önünde karşılaştılar. Burada İlk Çağ tarihinin en büyük savaşlarından birisi oldu ve M.Ö 1296'da başlayan savaş karşılıklı akınlarla 16 yıl sürdü. Ancak iki taraf da kesin bir sonuç alamadılar. Çünkü Asurluların güçlenmesinden tedirgin olan bu iki devlet anlaşmak zorunda kaldılar.

    Hitit Kralı III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses Kadeş'te tarihin ilk yazılı antlaşmasını yaptılar (M.Ö. 1278–1280). Bu antlaşmayla Mısırlılar, Kuzey Suriye'yi Hititlere bıraktılar ve iki devlet birbirlerine yardım edecekti.

    Hititler M. Ö. 1200 yıllarında batıdan gelen Ege göçleri sonunda yıkılmıştır.



    3. Geç Hitit Şehir Devletleri (MÖ 1200–700)

    Ege göçleri sonucunda Hitit Devleti'nin yıkılması üzerine Hititlilerin bir kısmı Güneydoğu Anadolu'ya çekilerek şehir devletleri kurdular. Siyasi hayatta etkili olamayan Malatya, Kargamış, Zincirli, Karatepe gibi Geç Hitit Şehir Devletleri. Asurluların egemenliğine girdiler (MÖ 700).

    Daha sonra Pers istilası başlamış ve bu devletler tamamen yok olmuşlardır.





    FRİGYALILAR (MÖ.1200- 676)



    MÖ XII. Yüzyılda Hititlerin yıkılmasına yol açan göçler sırasında boğazlar yolu ile batıdan Anadolu’ya gelmişlerdir. Önceleri Sakarya ırmağıyla, Büyük Menderes ırmağının yukarı bölgelerine (Eskişehir, Afyonkarahisar ve Ankara) yerleşen Frigler (Bu bölge M.Ö. 1000 yıllarından itibaren Frigya olarak anılmıştır ).

    M.Ö. 750'den sonra güçlü bir devlet kurdular.

    Devletin kurucusu Gordios, başşehri Polatlı yakınlarındaki Gordion'dur.

    Hititlere saldırıp onları ortadan kaldırdıktan sonra sınırlarını doğuda Kapadokya, güneyde Çukurova'ya kadar genişlettiler.

    En yoğun bulundukları bölgelerin de Sakarya ırmağı vadisiyle Ankara arasındaki topraklar olduğu anlaşılmıştır.

    Kral Midas döneminde Orta ve Güney Doğu Anadolu’ya egemen oldular.

    Başkentleri Gordion olan Frig Devleti M.Ö. 8. yüzyılda en güçlü dönemini yaşadı.

    Friglerle ilgili tarihî bilgiler çok azdır. M.Ö. 700'lerde Hint-Avrupa asıllı Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kimmerler, Friglere saldırarak onları büyük bir yenilgiye uğratmışlardır. Kimmerlerin saldırısıyla çok zayıf düşen Frigler, zamanla Batı Anadolu'da güçlü bir devlet kurmuş olan Lidyalıların egemenlikleri altına girmişlerdir (M.Ö. 676).



    LİDYALILAR (MÖ.1200–546)

    Anadolu'nun batısında Gediz ve Menderes ırmakları arasında kalan bölgeye İlkçağda Lidya, bu topraklarda oturanlara Lidyalılar denilmiştir.

    Hint - Avrupalı bir kavim olan ve doğudan Anadolu'ya gelen Lidyalılar önce Hititlerin daha sonra da Frigyalıların egemenliği altında yaşadılar.

    Dilleri, Hitit dili ile benzerlik göstermektedir.

    Lidyalılar, Frigyalıların yıkılmasından sonra Kral Giges zamanında bağımsız bir devlet kurdular (M.Ö. 687).

    Lidyalıların başkenti, dönemin en büyük ve zengin kentlerinden olan Salihli yakınlarındaki Sardes (Sard)’dır.

    Giges, devletin sınırlarını genişletti. Doğu sınırları Kızılırmak ırmağına kadar uzandı.

    Kimmerlere karşı Asurlularla işbirliği yapmışlar ve bunun sonucunda Kral Yolu Asur'a kadar uzanmıştır.

    Kral Alyattes zamanında Medlerle savaş yapıldı. MÖ 585 yılında barış yapılarak, Kızılırmak iki devlet arasında sınır oldu.

    Son kralları Krezus dönemi Lidya'nın en parlak zamanı oldu. B

    aşkentleri Sard aynı zamanda dönemin kültür ve sanat merkeziydi. Ancak bu durum uzun sürmedi. Adalar (Ege) Denizi’ne çıkmak istemeyen Pers Kralı Kyros (Kirus), Mısır'la ittifak yapan Lidya Kralı Krezus'u yenerek Lidya Krallığına son verdi (M.Ö. 546).



    İYONYALILAR (MÖ. XII. yy- VII. yy)

    İyonya, İzmir ile Büyük Menderes ırmağı arasında kalan kıyı bölgesinin adıdır. Burada oturanlara da İyonyalılar denirdi.

    M.Ö. 12. yüzyıldan önce, Yunanistan'daki Akalar, koloniler kurmak ve Dorların yıkıcı etkilerinden kaçmak amacıyla, Anadolu'nun Ege denizi kıyılarına gelip yerleşmişlerdir. İzmir kenti ve Büyük Menderes ırmağı arasındaki topraklarda birçok kent devleti kurmuşlardır.

    Bu kent devletleri, M.Ö. 7. yüzyıldan sonra Lidyalıların, Perslerin ve İskender İmparatorluğunun egemenliği altında kalmışlardır (M.Ö 334).

    İyon kentleri verimli topraklar üzerinde bulunmalarının yanı sıra, önemli bir kültür, sanat ve ticaret merkezleriydi. Özellikle Miletos (Milet), Ephesos (Efes), Smyrna (İzmir) gibi kentler bunların başında geliyordu.

    Anadolu kültürü ve Aka medeniyetinin etkisinde kalan İyonyalılar, ayrı kent devletleri hâlinde yaşadılar.

    Lidyalılar, İyonyalıların Anadolu ve Ön Asya ile ticaret yapmalarını engellemişlerdir. Bunun üzerine İyonyalılar donanmalarıyla Akdeniz ve Karadeniz'e açılmışlar, koloniler kurarak bugünkü birçok yerleşim yerinin temelini atmışlardır.

    İyonya kent devletleri M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren Lidya egemenliğine girmiştir. Efes, Foça, Milet kentleri Lidyalılardan sonra Pers, Makedon ve Roma ordularının saldırısına uğramıştır.





    URARTULAR (MÖ. IX. yy- VI. yy)

    Urartu Devleti önceleri beylikler halinde yaşayan Asya kökenli Hurri kabileleri tarafından M.Ö. XI. yüzyılda Van gölü ve çevresinde kurulmuştur.

    Devletin kurucusu l. Sav (r)dur, başkenti Tuşpa (Van)’dır.

    M.Ö. 900 yılı sonlarına doğru Urartu Devleti'nin sınırları doğuda Hazar denizinden, batıda Malatya'ya; kuzeyde Erzurum ve Erzincan'dan, güneyde Musul ve Halep'e kadar uzanmıştır.

    Urartulular üç yüz yıl kadar bu bölgenin en büyük devletlerinden biri olmuşlardır. Urartular yaklaşık 200 yıl boyunca Doğu Anadolu'ya hâkim oldular.

    Bu bölgenin egemenliği için Asurlular ile devamlı savaşlar yaptılar.

    Urartu Devleti Kafkaslardan gelen Kimmer ve Saka (İskit) akınlarıyla sarsıldı. Urartular M.Ö. 600'lerde Medlerin Anadolu'yu istilası sırasında yıkılmışlardır.



    MÖ 2.BİNDEN MÖ 6.YY KADAR ANADOLU’DA KÜLTÜR VE MEDENİYET



    A- DEVLET YÖNETİMİ



    İlkçağlarda Türkiye’de kurulan devletler krallıkla yönetilmiştir. Bütün yetkiyi elinde bulunduran krallar, aynı zamanda başkomutan, baş yargıç ve başrahiptir.

    Bu durum kralların siyasi askeri ve dini yetkileri kendilerinde topladıklarını ve güçlerini arttırdıklarını göstermektedir

    Türkiye’de ilk siyasi kuruluşlar şehir devletleri şeklinde ortaya çıkmışlardı. Zamanla güçlenen bir kent, diğer komşu devletleri de kendi idaresi altına alarak daha büyük devletler kurmuşlardır. Hititler, Frigyalılar ve Urartular zamanla büyük krallıklar haline gelirken; İyonya ve Lidya’da kent yönetimi öne çıkmıştır.

    Hitit, Lidya, Frigya ve Urartu kralları tanrısal özellikleri bakımından Mısır ve Mezopotamya krallarını andırırlar. Ancak Mısır hükümdarları tanrı-kraldır, Anadolu’da ise, krallar tanrıların temsilcileri ve başrahiptir.

    Kentlerin başında bulunan krallar tanrıdan aldıkları yetkilerle kendi kentlerini idare etmekteydiler.

    Kralın başrahip oluşu laik olmayan bir anlayışı yansıtmaktadır.



    HİTİTLER- Devlet Yönetimi

    1. Hitit devleti, birçok feodal beyliğin merkezi otorite etrafında birleştirilmesiyle meydana getirilmiştir.

    2. Anadolu'da bilinen ilk siyasal birliği kurdular.

    3. Başlangıçta Hitit devlet yönetiminin temelini feodal tımar sistemi oluşturmaktaydı. İlk zamanlarda fethedilen toprakların yönetimi prenslere verilmiş, böylece küçük krallıklar ortaya çıkmıştır. Yeni krallık zamanında feodal beylikler kaldırılmış, yerine valiler gönderilmiştir.

    Eyaletlerin merkezden gönderilen valiler tarafından yönetilmesi, feodalleşmeye izin verilmediğinin ve merkezi otoritenin korunmak istendiğinin belirtisidir.

    Bunun yanında, alınan toprakların önceleri prenslere, sonra da valilere verilmesi tımar sistemine benzemektedir.

    4. Hititlerin başında büyük kral, evrenin kralı, tabarna unvanını taşıyan bir hükümdar bulunuyordu.

    5. Krallık babadan oğula geçmekteydi.

    6. Hititler'de krallar, ilk zamanlarda ülkenin ileri gelenleri tarafından, hanedandan olanlar arasından seçilirdi. Bu usul hanedan prensleri arasında anlaşmazlıklara ve kanlı çarpışmalara neden olurdu. Bu durumu önlemek amacıyla bir anayasa hazırlanarak kral kendisinden sonra başa geçecek prensi seçmek hakkına sahip oldu.

    7. Kral aynı zamanda devlet başkanı, başkomutan, baş yargıç ve başrahipti.

    8. Kral devlet yönetme yetkisini Pankuş ve Tavananna (Kraliçe) ile paylaşmıştır. Kralın yanında Pankuş denilen bir tür asiller meclisi de yönetimde söz sahibiydi.

    İlk zamanlarda kralın yetkileri meclis tarafından sınırlandırılmıştı (Kralın yetkilerini sınırlayan Pankuş meclisinin varlığı meşruti bir yönetimin olduğunu gösterir. Meşrutiyet reminin ilk örneği.). Ancak imparatorluk döneminde meclisin yetkileri azalırken (danışma meclisi)kralın yetkileri artmıştır. Dolayısıyla soylular yönetimden uzaklaştırılmıştır.

    Kraldan sonra devlet yönetiminde en yetkili kişi tavananna denilen kraliçeydi.

    Tavananna, dini törenlere ve bayramlara başkanlık yapar, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi. Hatta Kadeş Antlaşması’nda Hitit kralının yanında kraliçenin de imzası yer almıştır.

    Bu durum Hititlerde kadınların devlet idaresinde etkili olduğunu göstermektedir.



    9. Hititler Kızılırmak’ın kuzeyindeki topraklara Yukarı Memleket, güneyindeki topraklara ise Aşağı Memleket diyorlardı.

    Hititlerde kral öldüğü zaman “tanrı” olmaktadır.



    Hititler -Ordu

    1. Hititlerin ilk zamanlarında daimi ordu yoktu. Eli silah tutan bütün erkekler asker sayılırdı. Ancak Hititlerin dört tarafından düşmanla sarılmış olması ve beyliklerin sık sık ayaklanmaları sonucunda imparatorluk döneminde sürekli ordu kurulmuştur.

    2. Hitit ordusunun büyük kısmı yaya askerlerden oluşuyordu. Yaya askerlerin yanı sıra savaş arabalarını kullanan askerler de bulunuyordu. Savaş arabalarına çok fazla önem verilirdi.

    4. Ayrıca asiller kendilerine verilen toprakların gelirleriyle asker beslemek ve savaşa katılmak zorundaydı (Tımar sistemi)

    5. Hititler bazı savaşlarda ücretli askerlerden de faydalanmışlardır.



    Hititler -Hukuk

    1. Hitit kanunları oldukça gelişmişti ve Aile hukuku, ceza hukuku, borçlar hukuku gibi bölümlere ayrılarak sistemleştirilmişti.

    2. Mezopotamya'dan (Sümer'den) etkilenen Hitit hukuku, daha insancıl kurallar içermekteydi.

    3. Sümerlerde olduğu gibi Hititlerde de mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır.Mülkiyetin güvence altına alınması, pek çok suçun cezasının tazminat olarak ödenebilmesi ve idam cezasının fazla uygulanmaması, Hitit hukukunun daha insancıl olduğunun belirtisidir.

    4. Adalet kavramının güneşle sembolleştirilmesi, Mısır ve Mezopotamya'dan etkilendiğini göstermektedir.

    5. Aile hukuku gelişmiştir. (Medeni hukukun temelini atmışlar) .Yaptıkları medeni kanun evlilik resmi bir sözleşme olarak kabul edilmiştir.

    6. Ceza hukukunda Hitit kanunları Hammurabi Asur kanunlarına göre daha yumuşaktı, esası yerine fidye yöntemi uygulanıyordu, cezası yalnız büyük suçlar için konulmuştu. En ağır suç devlete başkaldırmaktı ve ölümle cezalandırılmıştır.Bu da Hititlerin merkezi otoriteye önem verdiklerini göstermektedir



    FRİGYALILAR

    Devlet Yönetimi

    1. Frigyalılar önceleri beylikler halinde yaşarlarken daha sonra krallıkla yönetilmişlerdir. Asiller de söz sahibi idiler.

    2. Frig kralları genellikle Gordios veya Midas adlarıyla anılırdı.

    Ordu: Frigya ordusu genellikle yaya askerlerden oluşuyordu ve sistem olarak Hitit ordusuna benziyordu.



    LİDYALILAR

    Devlet Yönetimi

    1. Lidya krallıkla yönetiliyordu.

    2. Lidya devlet yönetiminde İyonyalıların etkisi görülmekteydi.

    3. Yönetimde kralın yanında büyük tüccarların ve arazi sahibi asilzadelerin de önemli bir rolü vardı.

    Ordu: Lidyalılar orduya gereken önemi vermediler. Sahip oldukları zenginlikten dolayı orduda ücretli askerlere yer verdiler. Ancak para için savaşan bu askerler vatan sevgisinden yoksun oldukları için savaşlarda başarılı olamadılar. Bu durum Lidyalıların yıkılmasını hızlandırmıştır.



    İYONYALILAR

    Devlet Yönetimi

    1. Her biri bağımsız bir devlet olan İyon şehirleri önceleri krallar,

    2. M.Ö. 500 yıllarından itibaren asillerin kurduğu oligarşik hükümetler

    3. Ve en son olarak da demokratik hükümetler tarafından yönetilmiştir.

    4. M.Ö. VIII. yüzyıldan itibaren Lidya tehlikesi baş gösterince, devletin başına tiran adı verilen güçlü liderler geçmiştir.

    5. Yönetimde şehir meclisleri çok etkiliydi. Tüm kararlar orada alınırdı.



    Ordu: İyonlar güçlü askeri filolara sahipti.



    URARTULAR Devlet Yönetimi

    1. Urartuların ilk zamanlarında devlet kralların zayıflamasından dolayı feodal bir yapıya sahipti.

    2. Krallıkla yönetilen Urartu Devleti eyaletlere ayrılmıştı.

    3. Her eyalette başkentten atanan (En-nam) valiler görev yapıyorlardı.

    4.



    B- DİN VE İNANIŞ

    İlkçağlarda Türkiye’de çok tanrılı bir din anlayışı hâkimdi. Bu nedenle Anadolu için “Bin Tanrı İli” denilmiştir.

    Anadolu’nun batısında kurulan medeniyetler Yunan tanrılarından, doğuda kurulan medeniyetler ise, Mezopotamya tanrılarından etkilenmişlerdir. Bu nedenle Anadolu’daki toplulukların dinleri birbirine benzemekteydi. Bu durum, Türkiye’nin coğrafi konumundan doğan tabii bir sonuçtur.

    İlkçağ insanlarında uğraş alanlarındaki gelişmeler inançları üzerinde etkili olmuştur. Örneğin tarım faaliyetlerine önem veren Frigyalılarda en büyük tanrı olarak bereket tanrısı Kibele'yi kabul etmeleri gibi



    HİTİTLER -Din Ve İnanış

    1. Hititlerin dini çok tanrılı idi.

    2. Kendi tanrılarından başka bütün Anadolu ve Ön Asya tanrılarını kutsal kabul etmişlerdi. Bu yüzden Hititler zamanında Anadolu bin tanrı ili olarak tanımlanmıştır.

    Bu dönemde Anadolu'ya "Bin tanrı ili" denir.Bu durum, Hititlerin kendilerine özgü bir dinlerinin olmadığı ve inançlarda diğer toplumların etkisinde kaldığını göstermektedir.

    3. Hititlerde temizlik tapınmanın ilk şartıydı.

    4. Hititlerde ahiret inançları zayıftı.

    5. Dini törenler başrahip olarak kral tarafından yönetilirdi.

    6. Önemli tanrıları güneş tanrıçası HEPAT (kralları atayan, koruyan ve savaşları yöneten, kral bu tanrıçanın başrahibidir.),kocası fırtına tanrıçası TEŞUP,

    gök tanrısı DATTAŞA

    7. Özellikle krallar tarafından, tanrılarına hesap vermek amacıyla yıllıklar (Anallar)'ın hazırlanması, tarafsız tarih yazıcılığının da başlangıcı olarak kabul edilir.

    Çünkü yıllıklarda kralların başarıları kadar yenilgilerine, zaferleri kadar hatalarına da yer verilmiştir. Hititlerin yıllıkları kronik tarih yazıcılığına da güzel bir örnektir.



    FRİGYALILAR-Din ve İnanış

    1. Frigyalılar ziraatçı bir kavim olduklarından dini inanışlarında bunun etkisi görülür.

    2. En büyük tanrıları toprak ve bereket tanrıçası Kibele'dir.

    3. Frigyalılar dini inançlarında Hititlerin etkisinde kalmışlardır.

    4. İlkbahar ve son baharda tabiatın dirilişini ve ölümünü sembolize eden tanrıçalara inanırlar ve yılın belirli zamanlarında törenler düzenlenirdi.

    5. Doğa tanrıçası KYBELE ve onun sevgilisi ATTİS’e büyük saygı gösterirlerdi.

    6. En büyük tapınma yeri PESSİNUS (Balahisar)’dadsır.

    7. Ölülerini tümülüs altına yaptıkları mezar odalarına gömerlerdi.



    LİDYALILAR-Din ve İnanış

    1. Lidyalılar din konusunda daha çok komşuları İyonların etkisi altında kalmışlardı.

    2. Lidya'da tanrıça Kibele büyük saygı görmekteydi.

    3. Artemis, Zeus ve Apollo gibi Yunan tanrılarına tapıyorlardı.

    4. Lidyalılar Frigyalılarda olduğu gibi kral ve asillerin ölülerini yığma toprak tepeler (tümülüs) altında gizlenen odalara gömerlerdi.

    5. Lidya kral mezarları başkentleri Sardes'in yakınındaki Bintepeler yöresindedir.



    İYONYALILAR-Din ve İnanış

    1. İyonlarda da din çok tanrılıydı.

    2. İyonlar tanrılarını insan şeklinde düşünmüşlerdir.

    3. Hem Yunan hem Anadolu tanrılarına tapan İyonlarda önemli tanrılar Zeus, Athena ve Artemis'ti.

    4. Ölümden sonraki yaşam inancı zayıftı.



    URARTULAR-Din ve İnanış

    1. Urartuların dinleri çok tanrılıydı.

    2. Yerli tanrıların yanında Mezopotamya, Hitit ve İran tanrılarına da tapıyorlardı.

    3. En başta gelen tanrıları savaş tanrısı Haldi idi.

    4. Tanrıları için tapınaklar inşa etmişlerdir.

    5. Urartular krallarını sert kayalara oydukları mezarlara gömmüşlerdir.

    6. Ölümden sonraki hayata inanan Urartular bu inançlarının etkisiyle mezarlarını oda ve ev biçiminde yapmışlar, mezarlara ölüyle beraber değerli eşyalarını da koymuşlardır.







  3. Ziyaretçi
    Allah sizden razı olsun.







+ Yorum Gönder
anadolu ve mezopotamya uygarlıklarının yerleşme ve ekonomik faaliyetleri,  anadoluda yaşayan ilk uygarlıkların ekonomik faaliyetleri,  anadolu ve mezopotamya uygarlıklarının kültürel ve ekonomik faaliyetle,  anadolu ve mezopotamya da yasamis ilk uygarliklarin ekonomik faaliyet sosyal faaliyet ve yerlesme ,  sumer uygarligi ekonomik yapisi
5 üzerinden 3.88 | Toplam : 8 kişi
islami Siteler Mumine