+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Doğanın insan üzerine etkileri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Doğanın insan üzerine etkileri





  2. Galus
    Özel Üye





    Cevap: Doğanın insan pisikolojisine etkileri nelerdir



    Günümüzde çoğumuzun içinde bulunduğu hızlı yaşam temposu,
    sahip olduğumuz ileri teknoloji ürünü elektronik aletler,
    zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz kapalı mekanlar,
    bizi doğadan gitgide uzaklaştırıyor. Oysa gerçek olan şu ki,
    hepimiz doğanın bir parçasıyız. Ancak ne yazık ki,
    bu gerçeğin farkına vardığımız zamanlar genellikle hasta olduğumuz
    ya da bir yakınımızı kaybettiğimiz zamanlar. Dikkatlice baktığımızda,
    yaptığımız bir çok şeyin, doğal yapımız gereği olduğunu fark ederiz:
    Yemek ve içmek, sevgi , bir şeye sahip olma güdüsü, çevremizi kendi
    gereksinimlerimize göre düzenlemek gibi.

    Doğanın bizim üstümüzde bu kadar büyük bir güce sahip olmasına rağmen,
    insanoğlu çevreyi kendi gereksinimlerine göre düzenleme işini biraz abartmış
    görünmektedir. Yapılan araştırmalar, insanın yaşamının %95'ini kendi oluşturduğu,
    bir anlamda yapay ortamlarda geçirdiğini göstermektedir. Bu nedenle de,
    insan doğayla ancak dolaylı olarak bir ilişki kurabilmektedir,
    örneğin pencereden dışarıyı seyretmek veya televizyonda bir doğa belgeseli
    seyretmek çoğumuzun doğayla kurduğu tek iletişim şekli olmaktadır.
    Bu şekilde kişi, VAROLUŞUNUN köklerinden uzaklaşmakta,
    doğanın içinde kendini bir misafir gibi algılamaktadır.
    Özellikle yeni yetişen neslin doğayla ilgili sorulara verdikleri yanıtlar,
    bu durumun boyutlarını iyice belirginleştirmektedir.
    Çocuk ve gençlerin yalnızca üçte biri beş değişik ot ismi sayabilmekte,
    yalnızca yedide biri beş kuş çeşidini söyleyebilmektedir.
    Birinci sınıfa giden çocukların %70'i ördeğin rengini sarı zannetmektedir.
    Gençler, diğer yaş grupları ile karşılaştırıldığında,
    doğa ile en az ilgilenen gruptur. Bu gruptan doğa ile ilgili,
    çok hoşlarına giden bir yaşantılarını anlatmaları istendiğinde,
    yalnızca %50'si anlatacak bir yaşantı bulabilmişlerdir.

    İnsanın doğadan uzaklaşması daha ne kadar sürebilir?
    Böyle bir uzaklaşma insana neler kaybettirir?
    Günümüzde, kendi kendine bu soruyu soran insanların sayısı giderek artmakta.
    Belli bir yaşın üstündeki insanlar, doğayla iç içe olmayı,
    hayat tercihleri içinde giderek daha üst sıralara koymaktalar.
    Doğanın içinde olmanın şekli, birkaç saksı ile uğraşmaktan,
    trekking yapmaya, şehir içinde dah çok yeşil alan talep etmeye kadar uzanmakta.
    Günümüz insanı, kendi köklerini aramanın ve keşfetmenin önemini kavrayıp bu yönde
    adımlar atmaya başladıkça, sadece oturup doğayı dolaylı olarak seyretmek de ona
    yetmez olmaktadır. Artık insanlar doğayla daha aktif olarak ilgilenmek
    istemektedirler. Bunun için de yeniden keşfedilen, gittikçe daha fazla
    rağbet gören yöntem yürüyüş yapmaktır. Bu konuda yapılan araştırmalar,
    yürüyüş sırasında doğanın çok daha fazla içselleştirildiğini,
    kişinin çevresini incelerken, bir süre sonra kendi içini incelemeye
    başladığını ve kendi doğasını, bedensel ve duyusal özelliklerini fark
    etmeye başladığını göstermektedir. 90'lı yılların başından itibaren
    yürümenin Avrupa ülkelerinde çok talep gören ve sevilen bir faaliyet
    olması da bundandır. Avrupalıların yürüyüşe gösterdikleri ilgi ekonomik
    olarak bile kendini göstermekte, bu sporla ilgili ürünlerin satışlarından
    büyük karlar elde edilmektedir.

    Özellikle 40 yaş ve üstü insanları, ama aynı zamanda bir çok genci doğanın
    kucağına iten yürüyüş yapma arzusunun altında ne gibi motifler var?
    Hangi hedefler insanları doğada yürüyüş yapmaya itiyor?
    İnsanları doğaya yönelten hedeflerin başında doğanın tadını çıkarmak yer alıyor.
    Ancak insanlar, bir yandan el değmemiş doğanın içinde yer alırken,
    bir taraftan da, yürüyüş parkurlarında hoş lokantaların,
    lokallerin bulunmasını da istiyorlar. Artık, uzun mesafeleri belli
    sürelerde kat etmek, çok planlı yürüyüşlere çıkmak yerine doğanın keyfini
    çıkarmak ön planda.

    Doğanın içinde olmanın, yürüyüşler yapmanın insana bir çok açıdan yararı var.
    Bu yararlardan bir tanesi, insanın metabolizmasını normalleştirmesi ve
    bağışıklık sistemini güçlendirmesi. Eğer vücudun bir haftada fazladan
    2000 kalori yakması sağlanırsa, vücut bu duruma şehir yaşamının getirdiği
    bazı hastalıklara direnerek ve yaşam süresini uzatarak karşılık veriyor.Modern iletişim yöntemleri, yüksek teknolojiye sahip ortamlar bizim daha çok iki algı kanalımıza yönelik olarak çalışırlar:Görme ve duyma. Tad ve koku alma, dokunma , çok geri planda kalmaktadır. Oysa, doğa, bütün duyularımıza hitap edebilmektedir, çiçeklerin kokusu, derenin şırıltısı, yolun ayağın altında yarattığı his, yeşilin tonları, çok uyumlu bir uyaran çeşitliliği yaratmaktadır. Bütün duyularımız aynı anda uyarıldıklarında, kendimizi çok daha � bütün� olarak algılamaktayız. Bunun dışında, kişinin yön bulma ve hareket etme özellikleri, mekan içinde hareket etme yeteneği de, doğa içindeki yürüyüşlerle yeniden keşfedilebilmekte veya cilalanabilmektedir.

    İnsanın doğa ile ilişkisini yoğunlaştırmasında, bir birey olarak kazanabileceği çok şey olduğu şüphesiz. Öte yandan, doğa içinde yapılan, başta yürüyüş olmak üzere bir çok faaliyetin, yalnız yapılmadığı, bir grup halinde yapıldığı düşünülürse , kişinin sosyal gereksinimlerinin de karşılandığı ortaya çıkmaktadır.

    Bütün bunların yanında, uzun yürüyüşlerin çok sembolik anlamları da bulunmakta ve bu anlamlar kişinin yaşam içindeki temalarına karşılık gelmektedir: Uzaklaşmak ve Varmak, Keşfetmek ve Tadını Çıkarmak, Merak ve Korunma. Uzaklaşma, günlük hayatın bütün sıkıntılarından uzaklaşmak anl***** gelmekte, sadece bulunulan ortam değil, hayata bakış açısı da değişmekte. Yürüyüş, aynı zamanda, insanın iyiyi, güzeli sürekli aramasının da bir simgesi olmakta. Bilinenden uzaklaşmak ve daha sonra yeni bir noktaya ulaşmak, burası bir lokanta ya da bir dinlenme yeri olabilir. Burada kişi, daha kalıcıdır, dinlenmeyi istemektedir. Burada alacağı keyfi hak ettiğini düşünmek ise, kişinin keyfini iki katına çıkarır.

    İnsanın doğa içinde bir bütünlüğe kavuşması, doğanın insan için ne kadar büyük bir gereksinim olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, fırsat buldukça, doğanın içinde yer almak ve bunu mümkün olduğunca uzun yürüyüşlerle gerçekleştirmek, insanın ruh sağlığı üzerinde olumlu bir etki yaratıyor: Bütün algı kanallarının uyarılması, hayatla ilgili temaların sembolik olarak yaşanması, başka bireylerle bir arada olma fırsatı, insanın kendini bir bütün olarak algılaması, doğanın insana sunduğu olanakların sonuçları.







  3. Ziyaretçi
    Çok yardım ettiniz aradığım ödevi buldum sağolun







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
doğanın insan üzerindeki etkileri,  doğanın insana etkileri,  doğanın insana etkisi,  doğanın insan üzerindeki etkisi,  insanın doğaya etkileri
5 üzerinden 3.00 | Toplam : 8 kişi
islami Siteler Mumine