+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Kollar ve bacaklar hakkında bilgi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Kollar ve bacaklar hakkında bilgi





  2. Gülehasret
    Süper Moderatör





    Cevap: Açıklamalı kollar ve bacaklar hakkında bilgi


    Kol, çeşitli hareketleri ve işleri yapmamızı sağlayan önemli bir uzvumuz. Omuz mafsalından, dirsek mafsalına kadar olan kısma kol, dirsek mafsalından el bileği mafsalına kadar olan kısma da ön kol denmektedir. Fakat genellikle kol denilince her ikisi birden anlaşılmaktadır.
    Kol bölgesinde humerus isminde tek bir kemik bulunmaktadır. Ön kol bölgesinde ise radius ve ulna isminde bir çift kemik bulunmaktadır. Kolun ve önkolun hareketlerini sağlayan kaslar, bu kemiklere yapışmıştır.
    Kol, çeşitli yönlere olan hareketlerini (aşağı yukarı, öne, arkaya, içe dönüş, dışa dönüş) omuz mafsalı ve bu bölgedeki kaslar vâsıtasıyla yapmaktadır.
    Kol üzerinde dört ayrı kas yer almıştır. Bunlar içinde en mühimi iki başlı pazu kasıdır, ön kolun bükülmesini sağlar.
    Önkol ise extansiyon (düşleşme), fleksiyon (bükülme), içe dönüş ve dışa dönüş hareketlerini dirsek mafsalı vasıtasıyla ve koldan başlayıp, önkol kemikleri üzerinde sonlanan kaslar vasıtasıyla yapmaktadır. Önkol üzerinde 18 adet kas yer almaktadır, bunlar el ve parmakların hareketlerini sağlar.



    Bacak, omurgalılarda alt üyelerin her birine verilen ad.

    Hayvanların hareket etmek amacıyla yararlandıkları, çoğunlukla eklemli uzantılara da "bacak" adı verilir ve en yalın biçimi eklembacaklılarda görülür.

    Bölümleri
    Omurgalıların bacakları, ortada dizkapağının böldüğü iki parçadan oluşur. Kalçadan dize kadar uzanan bölüme "uyluk", dizden ayak bileğine kadar uzanan bölümeyse "baldır" adı verilir. Uyluk iskeletini uyluk kemiği (femur), baldır iskeletiniyse iç yanda bulunan kaval kemiği (tibia) ile dış yanda yer alan kamış/baldır kemiği (fibula) oluşturur. Kaval kemiği de, kamış kemiği de ayak eklemiyle birleşir.

    İnsan Bacak Oranları

    İdeal bacak için bazı kas ve kemik çıkıntılarının yumuşak bir şekilde belli olması arzulanır. Bacaklar tüp şeklinde homojen yapılar değildir. Silindirik biçimine rağmen çok sayıda kas ve kemik girinti çıkıntılarına sahiptir. İdeal bir bacakta baldır çevresi 33-36 cm olmalıdır. Baldır iç yüzü bacak dışına göre daha az kavisli olmalı, bacağın uzunluğu kişinin boyunun dörtte biri kadar olmalı, baldır çevresinin en fazla olduğu yerin ölçüsü bacak uzunluğunu dörtte üçü kadar olmalı, baldır ortasının çevre ölçüsü ise en geniş yerin yaklaşık yarısı kadar olmalıdır. Bacak uzunluğu üst beden uzunluğunun 1.4 katı olması ideal diğer bir orandır.








  3. Ziyaretçi
    Bacaklar ve Kollar
    İnsanın iki kolu ve iki bacağı vardır. Bacaklar hareket etme (yürümek, koşmak), kollar ise araçları tutma ve kullanma işlevlerini görürler. Her kol ve bacağın ucunda beş tane parmak bulunur. El parmaklan özellikle iyi gelişmiştir ve karmaşık işlemleri yapabilme yeteneğine sahiptirler. Kol ve bacak kemiklerine, göğüs ve havsala kuşaklarına bağlı olan sayısız kas demeti kol ve bacakların oynak organlar olmalarını sağlar. Göğüs ve havsala kuşakları sırt ile kol ve bacaklar arasında bir bağlantı oluşturur. Kol ve bacak kemikleri hem birbirlerine, hem de göğüs ve havsala kuşaklarına oynak eklemler ile bağlanmışlardır.


    Koordinasyon sonradan edinilen bir beceridir. Bir şeyi tutmaya çalışan bir bebeğin beceriksizliğine bakarsak, basit bir iş yapabilmek için bile ne kadar çok sayıda değişik harekete ve ne kadar çok miktarda bilginin beyine gitmesine gerek olduğunu anlayabiliriz. Beyin ve duyularımız evrim sürecinde koordinasyon için inanılmaz bir yetenek geliştirmiştir.
    Basit bir işlem gibi görünen yazı yazmak bile aslında zor bir beceridir. Ancak yıllarca süren bir uygulama sonucu çabuk ve düşünmeden yazma yeteneğine sahip olabiliriz. Piyano çalmak yazı yazmaktan daha basit kol ve el hareketleri gerektirir. Ancak daha hızlı hareket etmek gerektiği gibi kasların uyumlu çalışması ve yer belirlenmesi çok daha karmaşıktır. Bir topu yakalamak ise piyano çalmaktan çok daha fazla koordinasyon gerektirir, ancak bu da öğrenilebilir hatta bir refleks haline gelebilir. Bu tür karmaşık hareket becerilerinin kazanılması yıllar sürebilir. Önceleri hareketler yavaşça ve sürekli göz dikkati ile yapılırdı.

    Yineleme sonucu bu hareketleri bakmadan, hatta düşünmeden yapmayı öğreniriz. El ve kollarımızın böyle eşsiz oynak organlar olmalarının nedeni, en başta gözler ve gözlerle birlikte beyin işlevlerinin son derece gelişmiş olmasıdır. Örneğin kangurular da insanlar gibi yalnız iki ayakları üzerinde yürürler ve kolları başka işler yapmak için serbest kalır. Ancak kangurularda kollar gelişerek karmaşık işler yapabilecek özel organlar haline gelmemişlerdir. Bunun nedeni büyük bir olasılıkla gözleri başın her iki yanında bulunması ve beynin yeterince gelişmemiş olmasıdır.

    İnsanın diğer memeli hayvanlara göre en çarpıcı fiziksel özelliği iki ayağı üzerinde yürümesidir. Ayı ve maymun gibi bazı hayvanlar kendilerini arka bacakları üzerinde ayakta tutabilirler: fakat yürürken hemen her zaman dört ayakları üzerinde hareket ederler. İnsan iskeleti ile insana benzeyen büyük bir maymunun iskeleti karşılaştırıldığında en çarpıcı farklılık kalçaların değişik konumda görülmesidir. İnsana benzeyen maymunun ayakta koşamamasının nedeni kalçasının bulunduğu yerdir. İnsan yalnızca iki bacağı üstünde hareket edebilir, bu nedenle yürürken elleri araç kullanmak gibi işlevler için serbest kalır.


    İnsanda göğüs kuşağı beden ağırlığını taşımak zorunda olmadığı için, diğer hayvanlarınkine göre çok hafiftir. Göğüs kuşağının kendisi de oynak olduğu için kolların hareket özgürlüğüne büyük katkıda bulunur. İnsanın iki ayağı üzerinde yürümesi sonucu kollarının gelişmesi insan kültürünün gelişmesi açısından büyük önem taşır. Kollarımız, çeşitli aygıtları kullanabilmemizi sağlar. Özellikle ilkel toplumlarda insan, avlanma silahlarını geliştirir geliştirmez hayvanlardan üstün duruma geçmiştir. Bazı hayvanların kol ve bacakları yaşamın belirli koşullarına ne denli çok uymuş olurlarsa olsunlar ancak bazı belirli işleri yapabilmede ustalaşmaktan öteye gidememişlerdir. Çok çeşitli aygıtların geliştirilmesi sonucu, uzmanlık gerektiren çok sayıda işi, gerektiği gibi yapabilmeyi öğrenmiştir. Bazı karmaşık aygıtları işletebilmek açısından insan kolu yetersiz kalır. Kol hareketlerinin beyin ile uyumlu işbirliği de gelişmiş olmalıdır. Gözler bu süreçte önemli bir rol oynar. İki gözümüzle ileriye baktığımızda derinliği algılayabiliriz. Bu mekanizma yalnızca kollarımız ile erişebileceğimiz uzaklıklar için çalışır. Görme yeteneğimizin sınırları ile kollarımızı hareket ettirebildiğimiz alanın sınırlarının hemen hemen aynı olması gerçekten ilginçtir. Kollarda bulunan duyu hücreleri hareketlerimizin gözlerle koordinasyonlu olmasında son derece önemli bir rol oynar. Proprioseptör denen bu sinir uçları kas ve eklemlerde bulunur. Kendiliğinden ve sürekli olarak, kasların gerilim durumu ve eklemlerin durumu hakkında beyine bilgi iletirler. Bu bilgi ile ellerimizi ve kollarımızı istediğimiz yere koyarız ve ne iş yaptıklarını biliriz.

    Koordinasyon sonradan edinilen bir beceridir. Bir şeyi tutmaya çalışan bir bebeğin beceriksizliğine bakarsak, basit bir iş yapabilmek için bile ne kadar çok sayıda değişik harekete ve ne kadar çok miktarda bilginin beyine gitmesine gerek olduğunu anlayabiliriz. Beyin ve duyularımız evrim sürecinde koordinasyon için inanılmaz bir yetenek geliştirmiştir.
    Basit bir işlem gibi görünen yazı yazmak bile aslında zor bir beceridir. Ancak yıllarca süren bir uygulama sonucu çabuk ve düşünmeden yazma yeteneğine sahip olabiliriz. Piyano çalmak yazı yazmaktan daha basit kol ve el hareketleri gerektirir. Ancak daha hızlı hareket etmek gerektiği gibi kasların uyumlu çalışması ve yer belirlenmesi çok daha karmaşıktır. Bir topu yakalamak ise piyano çalmaktan çok daha fazla koordinasyon gerektirir, ancak bu da öğrenilebilir hatta bir refleks haline gelebilir. Bu tür karmaşık hareket becerilerinin kazanılması yıllar sürebilir. Önceleri hareketler yavaşça ve sürekli göz dikkati ile yapılırdı.

    Yineleme sonucu bu hareketleri bakmadan, hatta düşünmeden yapmayı öğreniriz. El ve kollarımızın böyle eşsiz oynak organlar olmalarının nedeni, en başta gözler ve gözlerle birlikte beyin işlevlerinin son derece gelişmiş olmasıdır. Örneğin kangurular da insanlar gibi yalnız iki ayakları üzerinde yürürler ve kolları başka işler yapmak için serbest kalır. Ancak kangurularda kollar gelişerek karmaşık işler yapabilecek özel organlar haline gelmemişlerdir. Bunun nedeni büyük bir olasılıkla gözleri başın her iki yanında bulunması ve beynin yeterince gelişmemiş olmasıdır.
    Kol ve Bacakların Yapısı

    Farklı işlevlerine karşın kol ve bacakların temel yapısı aynıdır. Kemikler birbirlerine hareket edebilecek şekilde bağlıdır ve eklem kapsülleri ile bağlar, eklemleri birbirine birleştirir. Kolun eklemleri bacağın eklemlerinden daha oynaktır. Kas demetleri kol ve bacak kemikleri ile göğüs ve kalça kuşaklarına kirişler ile bağlıdır. Kaslar çoğunlukla birbirlerine karşıt olarak hareket eden çiftler halindedir. Kaslardan biri, bir tarafa doğru yönelirken (bükme) diğeri ters tarafa yönelir (açma). Büyük atardamarlar kaslara kan taşır. Damarlar karmaşık bir ağ şeklinde yayılıp, dokulardaki kılcal damarlarda son bulurlar. Kan toplardamarlarla geri döner, gereksiz doku sıvısı ise lenf damarları aracılığıyla süzülür. Lenf damarlarında enfeksiyonları önlemek için bir süzgeç görevi yapan lenf bezleri bulunur. Deride, dokunma ve acı duyuları için sayısız duyu organı vardır. Kol ve bacaklardaki özel duyu hücreleri ise duruş duyusunu sağlarlar. Kol ve bacaklar ile deriden gelen işaretler sinir demetleri aracılığıyla merkez sinir sistemine iletilir. Motor (hareket) sinirler omurilikten kas demetlerine giderek, onları harekete geçirirler. El bileği ve ayak bileği birbirine bağ dokusu ile bağlı yedi küçük kemikten oluşmuştur. Ayak bileği, özellikle topuk ve aşık kemikleri son derece gelişmiştir. Ayak bileğinden sonra hemen hemen hareketsiz olan ayak tarağı gelir. Ayak tarağı ise, eklemleri nedeniyle hareketli olan ayak parmağı kemiklerine bağlanır. El bileği kemikleri kısmen hareketli olan el tarağına, el tarağa da el parmağı kemiklerine bağlıdır. Ayak ve el başparmaklarında iki, diğer parmaklarda ise üçer adet parmak kemiği bulunur. Parmak kemiklerinin eklemleri yalnızca bükme hareketine olanak verirler. Ancak el baş parmağı ile el tarağı arasındaki eklem çok daha fazla hareket yeteneği sağlar. Bu nedenle bir şey tutmak için başparmak diğer parmakların tümünün karşısına getirebilir. Bu tip bir baş parmağı olan hayvan maymundur. Parmak kemiklerinin hareketlerini denetleyen hemen hemen bütün kaslar kol ve bacakların alt kısımlarında bulunur. Bu kaslar bileklerden geçen kirişler aracılığıyla parmak kemiklerine ulaşırlar.
    Kol ve Bacak Rahatsızlıkları

    Kol ve bacaklardaki ağrılar bazen iç organlardan kaynaklanır. Örneğin kastaki ağrının nedeni böbrek taşları olabilir. Sol kol ve omuzlardaki ağrı bir kalp bozukluğunun, sağ omuzdaki ağrı ise safra kesesi iltihabının bir belirtisi olabilir. En sık görülen kol ve bacak rahatsızlıkları eklemler ve kan damarlarından kaynaklanır. Eklemde ani bir zorlama kapsül ve bağları zedeleyerek, eklemin şişmesine ve hareket etmesinin zorlaşmasına neden olabilir. Buna burkulma denir. Romatizma hastalığını da kapsayan eklem iltihaplanmaları, bütün eklem hareketlerinin çok acı vermesine yol açar. Tenis dirseği ya da osteoartritte olduğu gibi, eklemler sürekli olarak aşırı yüklenilmesi ya da yaşlanma nedeniyle de aşınabilirler. Omuz eklemlerinin son derece oynak olması, eklemin yalnızca bir bağ dokusu demeti ile bağlanmış olmasından ileri gelir. Yanlış bir zorlama ile kol yuvasından çıkabilir (çıkık). Bu bazen başka eklemlerde de görülür.

    Kalpten gelen kan, kol ve bacakların en uç noktalarına erişebilmek için uzun bir yol kat eder. Bu nedenle kol ve bacaklar kalp ve damar hastalıklarının etkilerine karşı çok duyarlıdırlar. Bacaklara gelen kan yetersizse fazla hareket edildiğinde bir oksijen yetmezliği söz konusu olabilir ve kımıldamayı olanaksız hale getirecek kadar yoğun bir sancıya yol açar. Bu olaya bazen geçici topallık denir. El ve ayakların soğuk olması ve ellerde egzamanın belirmesi yetersiz kan dolaşımının bir sonucudur. Eğer kan bacaklardan gerektiği gibi boşaltılmazsa damarlar aşırı yüklenir ve bacaklarda sıvı birikimi görülür (ödem). Bu çoğunlukla kalp ya da böbrek bozukluklarının bir belirtisidir. Zayıf damar duvarları varislerin oluşmasına neden olabilir. Kas ya da sinir sistemi bozuklukları ise felç dahil birçok hareket bozukluğuna yol açabilir.







  4. Ziyaretçi
    Teşekkür ederim çok güzel bilgiler var.

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
kollar ve bacaklar,  kollar ve bacaklar hakkında kısa bilgi,  kollar ve bacaklar ile ilgili bilgiler,  kollar ve bacaklar ile ilgili yazı,  kollar ve bacaklar ile ilgili bilgiler kısaca
5 üzerinden 3.22 | Toplam : 36 kişi
islami Siteler Mumine