+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Tarihte türklerin yaygın olarak oynadıkları oyunlarla ilgili bilgiler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Tarihte türklerin yaygın olarak oynadıkları oyunlarla ilgili bilgiler





  2. İlk Yolcu
    Bayan Üye





    Cevap: Türk Halk Oyunları

    Türk Halk Oyunları ; Türk Folklorunun önemli bileşenlerinden biridir Köy ve kasabalarda oynanan yöresel oyunları ve yöresel kostümleri inceleyen bir bilim dalıdır Ayrıca Türkiye'ye özgü ve yeni gelişmekte olan bir sanat dalıdır
    Türk Folklorunun temelini halk oyunları oluşturmaktadır Bu yüzden de Folklor, Halk oyunları anlamında kullanılmaktadır Fakat bu yanlış bir tanımlamadır Folklor bütün halk kültürünü (yemek,efsane,türkü vb) kapsayan bir terimdir Halkoyunları ise sadece yöresel dans ve giyimi kapsayan bir bölümüdür
    Türk Halk Oyunları çeşitlilik ve kapsam bakımından dünyada en dikkat çeken folklorik olgulardan birisidir Şu kadar ki, Türk Halk Oyunları derlemeleri hala bitirilememiştir Fakat çalışmalar devam etmektedir Her köyün kendine has oyunları olması ve ekonomik şartlar bunu güçleştirmektedir
    Türkiye, halk oyunları açısından bir labolatuvar gibidir Türkiye, köylerde tespit edilen 4000'in üzerinde oyun ile dünya üzerindeki en zengin oyun karakterine sahip ülke olarak tanımlanmaktadır Çünkü bir kültür ve medeniyetler beşiği olan Türkiye'de, hemen hemen her yöresinde ayrı oyunlar, ayrı giysiler ve ayrı müziklere rastlanmaktadır Bu da yurdun bu alandaki zenginliğinin bir göstergesidir
    Halk oyunları; diğer sanat dallarından farklı olarak, ait olduğu toplumun orijinal karakterlerini taşıyan, fertlerin müşterek duygu düşünce ve davranışlarını sergileyen, başkasına göre yalnızca güzel, ama kendi içinde ilgilenen kişinin dünyasını aydınlatma özelliğine sahip bir kültürel kimliktir
    Halk Oyunları içinde barındırdığı melodi, ritim ve hareket yapısı ile bireyin bedensel ve ruhsal gelişiminde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır Birlikte oynamanın avantajı ile kişiye kaynaşmayı, beraber hareket etmeyi, paylaşmayı ve kendini ifade etmeyi öğreten Halk Oyunlarının bu özelliklerinden yola çıkarak, uygulanacak etkinliklerle ülkemiz insanının bireysel gelişiminin yanı sıra toplumsal gelişiminin de sağlanmasına katkıda bulunmaktır
    "Halk Oyunları" sözcüğünün nasıl yazılacağı tartışmalıdır Türkçe Sözlük'te ve genel görüş bileşik sözcük olduğu yönündedir Fakat Kurumlardan bazıları "Halk Oyunları" şeklinde kullanmayı tercih etmektedir Kimi çevrelerce de "halkdansları" şeklinde de kullanılmasına rağmen; yabancı sözcükle nitelendirilmesi de doğru görülmemektedir


    Türk Halk Oyunları Genel Bakış


    Halk Oyunları çoğunlukla köylü tarafından düğünlerde, nişanlarda, askere uğurlamada, yaylaya çıkış ve inişte, doğumda, dini ve milli bayramlarda, kazanılan zaferin sonucunda, ferfene, barana, sıra gezmesi, yaren sohbeti gibi toplantılarda oynanmaktadır
    Oyunlar genellikle oyun oynamaya elverişli açık alanlarda oynandığı gibi kapalı yerlerde oynanır
    Özellikle düğünlerde, yörede iyi oynadığı bilinen kişiler davet edilir Çünkü topluluğun başında yörenin müziklerini ve oyunlarını iyi bilen ve saygın kişiler bulunur Halk Oyunları figür bakımından zenginliğini bu kişilere borçludur Onlar maharetini ustalığını göstermek için kendine özgü doğaçlama figürler yapar Böylece oynayan ya da oynamayan insanlara özellikle gençlere oyunlar gösterilmiş, aktarılmış olur
    Halk Oyunları taklidi oyunlar (doğa oyunlarını, günlük yaşamı vb) olabileceği gibi, toplumsal olayları, aşkı sevgiyi de konu alan oyunlar vardır Mesela Urfa Kımıl oyunu, ekine zarar veren bir haşare yüzünden halkın yaşadığı sıkıntıyı dile getirir ve bu oyunda olduğu gibi diğer oyunlar için de çeşitli anlatılar vardır Sivas-Erzurum dolaylarının oyunlarında görüşen belirgin özellik; oyunların dizi biçiminde, ağırdan başlayıp hızlıya giden bir ritimde, oyuncuların birbirlerine yanaşarak, sokularak, sarılarak oynamalarıdır Bütün bu biçim ve şekiller, insan yaşantısını zorlaştıracak, ağırlaştıracak derecede soğuk geçen bir iklimin; elele, sırtsırta verip, düşmanı birlikte göğüslemek çabasının, dayanışmanının, kaynaşmanın açık bir simgeleşmiş halidir
    Bu etkenler zeybeklerde de belirgin bir şekilde görülür Dikkat edilirse zeybeklerde; oynandıkça genişleme, oyun kızıştıkça yayılma, halkanın büyümesi görülür Başlangıçta dar, küçük olan oyun yuvarlağı gittikçe açılır, yayılır, genişler, büyür Bu da zeybek bölgelerini sereserpe, rahatça açılan, büyüyen ovalarının, yaylarının bir simgesidir Ayrıca kişinin özünde yatan özgürlük duygularının bir anlatımıdır
    Örneğin; Sivas-Erzurum-Kars yörelerinin oyunlarının giysileri de rengini doğadan almıştır Bu giysilerde egemen olan mor, sarı, yeşil ve beyaz, yaz başında kısa bir süre yeşeren ve sonra sararan bozkırlarla kaplı, başı dumanlı, tepekeri karlı mor dağların birer yansımasıdır
    Ege'de, Güney'de, sıcak illerde bu giysiler; renk renk çiğdemler, mineler, lâleler, portakallarla süslenmiştir İçel ve yöresinin oyunlarında sıcak iklimin verdiği hareket rahatlığı ve kolaylığı; oyunlardaki çeviklik ve çabuklukla açık bir şekilde sergilenmektedir Bu yörede oyun, kişiliğini bölgenin göçebe yaşantısından ve bu göçebe yaşantının doğal sonucu olan hayvancılığa dayalı bir yaşamdan, hayvansal ürünlerin işlenmesinden, avcılıktan alır (Yoğurt, Yayla yolları, Keklik, Türkmen Kızı) oyunlarında bu gerçekler renkli, sıcak tablolarla sergilenmektedir
    Fırtınalı Karadeniz boyunda, bu denizle zorlu bir yaşam kavası veren insanların çabası, Karadeniz horonlarında baştan ayağa titreme, dalgalanma figürleriyle anlatılmıştır Yine aynı şekilde bir bozkur yöresi olan Sivas-Erzurum dolaylarında sadece su boylarında rastlanan kavak ağacı da adını ve rüzgarla sağa sola sallanışını Erzurum'un Kavak oyununda görmekteyiz


    Bu açılardan konularına göre halk oyunları şu şekilde tasnif edilebilir:
    Taklit Oyunları (hayvan-doğa)
    İnsan tabiat ilişkisini konu alan oyunlar
    Yağmur, sis, akarsuyu konu alan oyunlar
    Bitkileri konu alan halk oyunları
    Rakamlarla ifade edilen oyunlar
    İnsan hayvan ilişkilerini konu alan halk oyunları
    Toplumsal olayları konu alan halk oyunları
    Kavgayı konu alan oyunlar
    Savaşı konu alan oyunlar
    Aşkı ve sevgiyi konu alan oyunlar
    Kızla erkeğin birbirine kur yapmasını konu alan oyunlar
    Askere uğurlamayı konu alan oyunlar
    Tarımı konu alan oyunlar, ekin biçimi konu alan oyunlar, ürünün zarar görmesini konu alan oyunlar
    Meslekleri konu alan oyunlar, çobanlarla ilgili oyunlar, kadınların yapmış olduğu günlük işleri taklit ederek erkeklerin oynadığı oyunlar, ekmek yapımı inek sağılması gibi teşbih edilen oyunlar
    Bir iş üretimi ile ilgili oyunlar ip eğirme gibi
    Oyun oynamayı gerektiren nedene bağlı olarak insanlar günlük kıyafet veya özel gün kıyafeti giyerler
    Türkiye'de halk oyunlarına mutlaka bir müzik aleti eşlik etmektedir Kimi yerlerde, özellikle kadınlar türküyle de oynamaktadırlar Oyunlar isimlerini, yaratıcısı kişinin adından, coğrafi bölge adından, tabiat olaylarından, içerdiği konudan vb alır

    Türk Halk Oyunları Türleri



    Türk Halk Oyunları'nın genel olarak türleri şu şekilde ayrılmaktadır:
    Hora Bölgesi;Trakya
    Zeybek Bölgesi; Dört alt gruptan oluşur Kural olarak; 9 zamanlı ve aksak ritmli oyunlardır
    Asıl Zeybek Bölgesi; Ege, Güney Marmara, İçbatı Anadolu
    Teke Zeybek Bölgesi; Göller Yöresi, Batı Akdeniz
    Kaşıklı Zeybek Bölgesi; Güney Marmara, Batı Karadeniz, İçbatı Anadolu ve çevresi Bu bölgelerde karşılıklı oynanan ritüelleşmiş düzenli oyunlara da rastlanmaktadır (Zonguldak, Karabük'te olduğu gibi)
    Kaşık Oyunları Bölgesi; Konya Bölümü ve Doğu Akdeniz çevresi
    Horon Bölgesi; Orta ve Doğu Karadeniz
    Halay Bölgesi; Üç alt bölümden oluşur
    Bozkır Halayları: İç Anadolu'nun Doğusu
    Doğu Halayları: Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri
    Çukurova Halayları: Çukurova çevresi
    Bar Bölgesi; Kuzeydoğu Anadolu
    Kafkas Bölgesi; Kuzeydoğu Anadolu


    1900 Yılından Günümüze Halkoyunları Çalışmaları

    Halkoyunları çalışmalarında yöntem konu, kadro alan gibi kuramsal bilgiler yanında araştırma, inceleme, derleme ve gösteri gibi uygulamalarla da karşılaşılmaktadır Bu bakımdan başlangıçtan zamanımıza kadar olan çalışmalarda sık sık değişik konulara öncelik verildiği görülmektedir Örneğin; başlangıçta sadece halkoyunlarının öneminden söz edilirken, cumhuriyetin kuruluş yıllarında yazılan yazılarda zeybek gösterileri ele alınmaya başladı 1929'da halkoyunlarının filme alındığı görülmektedir 1950 yıllarından sonra ise festivallerle birlikte anılmaya başlanmıştır
    Türkiye'de halkoyunları ile ilgili ilk yazı 1900 yılında Rıza Tevfik (Bölükbaşı) tarafından yazılmıştır "Raks" başlığını taşıyan bu yazıda halkoyunları üzerine bugün bile aktüalitesini kaybetmeyen konulara değinilmiş, önemli bilgilere yer verilmiştir Bu nedenle de bu yazı Türkiye'deki halkoyunları ile ilgili çalışmaların başlangıcı olarak kabul edilebilir "Raks hakkında" adlı bu yazıdan sonra, halk oyunları 1917 tarihinde okullarımıza girmiş ve öğretilen ilk oyun tarzı da zeybek olmuştur Bu zeybeğe "Tarcan" zeybeği denmesinin nedeni de Selim Sırrı Tarcan tarafından derlenmiş olmasıdır Bu oyunun ilk defa İstanbul Ögretmen okulu öğrencileri tarafından İdman Bayramında halka sunulduğunu görmekteyiz Cumhuriyet yönetiminin kurulması ile halka eğilme ve halkla kaynaşma aşamasınin ilk aşamasına geçilmiştir 1926 yılında İstanbul Belediyesi tarafından konservatuar Halk müziği derleme gezileri düzenliyor ve bu gezilerde halkoyunlarına da yer veriyordu Ayrıca Selim Sırrı Tarcan Ocaklarında konferanslar verip Zeybek oyunları, gösterileri düzenliyordu 1927 yılında kurulan Halk Bilgisi Derneği'nin Tüzüğünde halkoyunlarına "raks" adlı bir ana madde koyulduğunu fakat konuya fazla eğilmediklerini söyleyebiliriz
    Atatürk döneminde Balıkesir yöresi, Trabzon-Akçaabat yöresi ve Artvin yöresi oyunlarına öncelik verilmiş; kafkas oyunları da bu dönemde icra edilmeye başlanmıştır Türkiyenin yurt dışı tanıtımlarında Balıkesir yöresi, Artvin yöresi ve Akçaabat yöresi ekiplerine yer verilmiştir Bunun dışında ağır zeybek oyunları da Atatürk'ün ilgisini çekmekteydi ancak tam olarak konunun üzerine gidilmemişti
    1929 yılında halkoyunları ilk kez filme saptandı İleriyi iyi gören halkbilimcilerden Yusuf Ziya Demircioğlu, Mahmut Ragip Gazimihal, Feruh Arsunar ve Abdülkadir İnan'dan kurulu bir ekip sinema operatörü aracılığı ile Trabzon, Rize, Erzincan ve Erzurum halk oyunlarını İstanbul Konservatuarı adına filme aldılar Bu olayın önemli olmasının nedeni ise, halkoyunlarının bundan kırk yıl sonra bilimsel nitelikli olarak ilme alınabilmesidir Bu filmin Marmara Üniversitesi'ne bağlı Sami Şekeroğlu Sinema TV Merkezinde olduğu söylenmektedir Ama bu filmler hala seyredilememektedir
    Halkoyunları 1932 yılında kurulan halkevlerinde kendini gösterme fırsatı buldu Dağınık bir biçimde yapılan çalışmalar düzenli, bilinçli bir şekilde yapılmaya başlanarak tüm yurt düzeyine yayıldı Tüm illerde halkoyunları toplulukları kuruldu ve derlemeler yapıldı Ankara başta olmak üzere festivaller düzenlenmeye başlandı Eylül 1935 yılında Atatürk'ün huzurunda da İstanbul'da "Beylerbeyi Balkan Festivali" yapılmıştır Bu festival Türkiye'de düzenlenen ilk uluslararası halkoyunları festivalidir Yurdun dörtbir yanından gelen halkoyunları toplulukları ile Balkan ülkelerinden gelen (Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan) halkoyunları toplulukları katılmıştır 1936 yılında (Ağustos) 2 Balkan Festivali yapılmıştır Bu olay da ülkemizdeki festivallerin başlangıcı olması bakımından önemlidir
    1941 yılında halkoyunları üzerinde bilimsel çalışmalar sürerken Vahit Lütfü Salcı araştırmalarını "Gizli Türk Dini Oyunları" adlı eserinde toplayarak yayınladı 1944 yılında Kasım Ülgen'in 3 ciltlik "Doğu Anadolu Oyun Havaları" yayınlandı Bu kitapta ilk defa oyunların notaları, ayak hareketleri resimlerle çizilerek halk danslarının kalıcı olmasını sağladı 1951 yılında Halkevleri kapatılınca, halkoyunları sekteye uğradı Bu duruma Üniversite ve Yüksek okullarımızdakı gençler, sahipsiz ve ilgisiz kalan halkoyunlarımıza sahip çıktılar
    1955 yılında ilk defa bir kurum olarak Yapı ve Kredi Bankası bu kültür hizmetine sahip çıktı Türk halkoyunlarını geliştirmek ve yaşatabilmek amacıyla "Türk Halk Danslarını Yaşatma ve Yayma Tesisi" adlı bir bölüm kurdu ve yuvasız kalan halkoyunlarını bu çatı altında barındırdı Bu çatı altında değerli bilim adamlarımız 14 yıl halkoyunlarını geliştirmek, yaşatmak ve yaymak için çalıştılar Yüzlerce araştırma ve rapor hazırlandı Foto, film ve teyple saptamalar yapıldı Halk oyunları festivalleri düzenlenerek buralarda 600'e yakın dans gösterildi Bu çalışmalarda 1600 kadar oyun olduğu bunların 400 kadarının yaşamakta olduğu anlaşıldı Bu dönemde halk oyunları topluluklarımız yurt dışında düzenlenen uluslararası festivallere katılmaya başlamıştır 1950 yılında Muzaffer Sarısözen'in başkanlığında halkoyunları topluluğu İtalya ve İspanya'ya gitmiştir Bu başlangıç, yani yurt dışına çıkış - Türk Halk Oyunlarının yayılması, derneklerimizin çoğalması yanında gençler için cazip hale gelmiş, onlar için özendirici bir alan oluşmuştur
    Yapı ve Kredi Bankasının tesisi sayesinde 1961 yılında ilk defa halkoyunları semineri yapılmıştır Yine bu tesis sayesinde 1968 yılında Milli Eğitim Bakanlığı, TRT işbirliğinde halk oyunlarımız filme alınmıştır Tesiste yapılan tüm çalışmalar ve hazırlanmış olan bant, nota, foto, film ve dia gibi dans ve müzik ürünlerinden yararlanılarak Sadi Yaver Ataman tarafından hazırlanan "100 Türk Halk Oyunu" adlı eser, Yapı Kredi Bankası tarafından 1975 yılında yayınlandı
    Günümüzde ise halkoyunları ile ilgili çalışma, araştırma, derleme ve gösteriler çeşitli kuruluşlar tarafından yürütülmektedir Cumhuriyet döneminde Halkevleriyle başlayan ve giderek büyük kentlerde Okul, Dernek, Klüp ve topluluklarca sürdürülen Halkoyunları çalışmalarına; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, TRT, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Köy İşleri Bakanlığı ve Dış İşleri Bakanlığına bağlı çeşitli kuruluşlar katılmıştır
    1966 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde "Milli Folklor Ensitüsü" kurulmuş olup halkoyunlarının dönüm noktalarından birisini oluşturur Bu kurum daha sonra Kültür Bakanlığına bağlı "Milli Folklor Araştırma Dairesi" ne (MFAD) dönüştürülmüştür Turizm bakanlığı bünyesinde "Devlet Halk Dansları Topluluğu" oluşturulup, Gençlik Ve Spor Bakanlığına bağlı İzcilik ve Boş Zamanları Değerlendirme Genel Müdürlüğünde Halk Oyunları Şubesi kurulmuştur
    1967 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nca, Halk Oyunları Yarışmalarının tekrar başlatılmış olması da, bu dönemdeki halk oyunlarımızın adına önemli olaylardan biridir Bu yarışmayı takiben Milliyet Gazetesi de lise ve dengi okullararası halkoyunları yarışması yapmaya başlamıştır (1999 yılına kadar yapılmıştır)
    1970 yılından sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı halkoyunları ekiplerini yurt dışı uluslar arası gösterilere göndermeye başladı Halk oyunları ekipleri daha sonra Japonya- Osaka fuarındaki gösterilere, 1972 yılında ise Fransa'nın Diyon şehrindeki ulusararası Halk Dansları festivaline gönderildi Bundan sonra artık Avrupa gezileri dönemi başladı
    1974 yılında Devlet Halk Dansları Topluluğu kurulmuştur Bu topluluğun kurulması, 2908 sayılı kanuna göre kurulmuş olan folklor konulu dernekleriniz açısından önem taşımıştır Devlet Halk Dansları Topluluğu'nun yaptığı sahne düzenlemeleri derneklere örnek olmuştur
    1978 yılında da Gençlik ve Spor Bakanlığı, dernek, kurum ve kuruluşlar, üniversitelerarası halk oyunları yarışmaları düzenlenmiştir
    1984 yılında İTÜ'de Türk Musikîsi Devlet Konservatuarı'nda Türk Halk Oyunları Bölümü açılmıştır Daha sonraları Ege Üniversitesi'nde Gaziantep Üniversitesi'nde, Devlet Türk Musikîsi Konservatuarı, Türk Halk Oyunları Bölümü kurulmuştur Dolayısıyla, Halk Oyunları üniversitelerin bünyesine girmiş ve bilimsel metot-tekniklerde öğretilmeye başlanmıştır
    1980 yılından sonra Milli Eğitim Bakanlığı'nın halkoyunlarına verdiği önem arttı ve 1984'de MEB yarışmaları başladı Tüm illerde halkoyunlarının gelişmesinde öncü rol oynadı


    Halkevlerinin kapatılmasıyla halkoyunlarını yaşatma ve geliştirme misyonu Halk eğitim merkezlerine bırakıldı Günümüzde Halk eğitim merkezlerinin en önde gelen görevlerinin başında yöre halkoyunlarını geliştirmek ve usta öğretici yetiştirmektir Milli Eğitim Bakanlığı okul içinde halkoyunlarının gelişmesine ve öğrenciler arasında yayılmasına öncülük etmiştir Her yıl MEB yarışmaları düzenlenmektedir
    Kültür Bakanlığı da sponsoru Sabancı Holding ile birlikte dernekler arasında Türkiye Halkoyunları Yarışması düzenlemektedir Kültür Bakanlığına bağlı Halk kültürünü geliştirme müdürlüğü (HAGEM) halkoyunlarının derlenmesi ve korunması çalışmalarında öncülük etmektedir Kültür Bakanlığı DÖSİM aracılığıyla yayınladığı kitaplarla da halk oyunlarına katkıda bulunmaktadır
    TRT Halkoyunları topluluğu kurmakta ve yayınlarıyla halkoyunlarını desteklemektedir
    2001 yılında Türkiye Halk Oyunları Federasyonu kurulmuştur







  3. Ziyaretçi
    Bilgiler için teşekkürler







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
tarihte türklerin yaygın olarak oynadıkları oyunlar,  tarihte türklerin yaygın olarak oynadığı oyunlar
5 üzerinden 4.00 | Toplam : 3 kişi
islami Siteler Mumine