+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden çevre ile sağlık arasında nasıl bir ilişki vardır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    çevre ile sağlık arasında nasıl bir ilişki vardır





  2. Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: lerden beri hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini gösteren kanıtlar vardır. 1980 sonları 1990 larda ise yeni epidemiyolojik çalışmalarla hava kirliliğinin sağlığa etkileri gösterilmiştir. Bu çalışmalar önce ABD ve Avrupa ülkelerinde yapılmış, daha sonra pek çok ülkede de benzer çalışmalar ile sağlığın olumsuz etkilendiği gözlenmiştir. Bu çalışmalarda ölümler, hastaneye başvurular gibi sağlık göstergeleri ile havadaki kirleticilerin konsantrasyonunun ilişkisi aranmış ve her ikisinin birlikte artış veya azalış gösterdiği belirlenmiştir.



    Hava kirleticilerindeki günlük artışlar çeşitli akut sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Örneğin kirletici konsantrasyonunda artma astma ataklarında artışa yol açmaktadır. Kirleticilere uzun süreli maruz kalım ile sağlıkta kronik etkiler ortaya çıkmaktadır. ABD ve Hollanda`da yapılan çalışmalarda hava kirliliği olan bölgelerde yaşayanların ömrünün, kirliliğin olmadığı bölgelerde yaşayanlara göre 1-2 yıl daha kısa olduğu belirlenmiştir. Yalnızca gelişmekte olan ülkelerde havada bulunan partiküler madde ve kükürt dioksit nedeniyle yılda 500,000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir.

    Hava kirliliğinin sağlık etkisi öksürük ve bronşitten, kalp hastalığı ve akciğer kanserine kadar değişmektedir. Kirliliğin olumsuz etkileri sağlıklı kişilerde bile gözlenmekle birlikte, bazı duyarlı gruplar daha kolay etkilenmekte ve daha ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır (Tablo.2). Bu gruplardan biri yaşlılardır. Fizyolojik kapasitesi ve fizyolojik savunma mekanizması fonksiyonlarındaki azalma, kronik hastalıklardaki artma nedeniyle yaşlılar normal popülasyondan daha duyarlıdır, bu nedenle daha kolay etkilenmektedir. Küçük çocuklar savunma mekanizması gelişiminin tamamlanmaması, vücut kitle birimi başına daha yüksek ventilasyon hızları ve dış ortamla daha sık temas nedeniyle daha fazla riske sahip diğer bir gruptur. Yaş yapısı yanısıra hava yolunda daralmaya yol açan hastalıklar da kirleticilere duyarlılığı artırmaktadır. Yapılan çalışmalar kirlilik arttıkça astma ve kronik obstrüktif akciğer hastalıkları (KOAH) gibi hastalıkların alevlenmelerinde artış olduğunu göstermiştir. Kalabalık yaşam, yetersiz sanitasyon, beslenme yetersizliği gibi düşük yaşam standartları da duyarlılığı etkileyen faktörlerdendir. Bu koşullarda yaşayanlar enfeksiyon hastalıkları sorunları ile karşı karşıyadır ve yetersiz sağlık hizmeti almaktadırlar. Bu nedenle hava kirliliğinin sonuçlarından daha fazla etkilenilmektedir.

    Hava Kirliliği ve Risk Grupları
    ? Bebekler ve gelişme çağındaki çocuklar
    ? Gebe ve emzikli kadınlar
    ? Yaşlılar
    ? Kronik solunum ve dolaşım sistemi hastalığı olanlar
    ? Endüstriyel işletmelerde çalışanlar
    ? Sigara kullananlar
    ? Düşük sosyoekonomik grup içinde yer alanlar

    Genel olarak havadaki kirleticilerin sağlığa etkileri şöyle toparlanabilir;
    • • Solunum fonksiyonlarında bozulma
    • • Solunum sistemi hastalıklarında artış
    • • Kronik solunum sistemi hastalığı olan kişilerin hastalıklarının alevlenmesinde artış
    • • Kronik kalp hastalığı olan kişilerin hastalıklarının alevlenmesinde artış
    • • Kanser insidansında artış
    • • Erken ölüm insidansında artış

    Çevresel hava kirliliğinin toplum sağlığı ile ilişkisi değerlendirilirken yukarıda sıralanan doğrudan sağlık etkilerinin yanı sıra içme ve sulama suyu kaynaklarının, bitki örtüsünün zarar görmesi ve mikro klima değişiklikleri nedeniyle dolaylı etkilerini de göz önünde bulundurmak gereklidir. Tüm bunların yanı sıra ortamın nem oranı, sıcaklık, sıcaklık değişim hızı, rüzgarlar ve benzeri etmenler de çevresel hava kirliliğinin sağlık sonuçları üzerinde etkili olmaktadır.

    İnsan sağlığını etkileyen havadaki kirletici maddeler içinde yer alan ve hava kirliliği ölçümlerinde değerlendirilen SO2 ve asılı partiküler maddelerin etkileri ayrı ayrı gözden geçirilebilir. Tüm kirleticilerde olduğu gibi bunların oluşturacağı sorunun ciddiyeti iki faktöre bağlıdır; kişi bu maddelere ne miktarda ve ne kadar süre ile maruz kalmaktadır.

    Sülfürdioksit (SO2)
    24 saatten kısa süreli maruz kalımda , inhalasyondan sonraki ilk bir kaç dakika içinde akut yanıt oluşur. Etki solunum fonksiyonlarında değişme, hırıltılı solunum ve nefes darlığı gibi semptomlarda artış şeklinde ortaya çıkar. Hem normal kişiler hem de astmatik kişiler etkilenir, ancak astmalılar en duyarlı gruptur. 24 saatin üzerinde maruz kalımda duyarlı hastalarda semptom alevlenmeleri görülür. Bu sürede yıllık ortalama değer 50 mg/m3 günlük değer 125 mg/m3 ü geçmeyen düşük düzeylerdeki maruz kalımda bile kalp ve solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerde,tüm solunum yolu hastalıkları ve KOAH nedenli hastane başvurularında artışlar gözlenmiştir.

    Son çalışmalar önemli sağlık sorunu yaratacak etkilerin çok düşük düzeylerde bile gözlendiğini göstermiştir. Bunların sonuçlarına göre önerilen SO 2 düzeyi 24 saat ortalaması 125 mg/m3, yıllık ortalaması ise 50 mg/ m 3 olarak belirlenmiştir. Ancak bu eşik değerlerin altında bile sağlık sorunlarının görülebileceği akılda tutulmalıdır.

    Asılı partiküler madde (PM)
    Sağlık üzerine etkisi partikül büyüklüğü ve konsantrasyonuna bağlıdır. PM10 (10 mm çapından küçük partiküller) ve PM2.5’un (2.5 mm çapından küçük partiküller) günlük dalgalanmalarına göre sağlık etkileri de değişir. Akut etkileri günlük mortalitede artışa, solunum sistemi hastalıklarının alevlenmesine, hastane başvurularında artışa, bronkodilatatör kullanımı ve öksürük prevalansında artışa, solunum fonksiyonlarında azalmaya yol açmaktadır. Çok düşük değerlerde bile (100 mg/m3den az) kısa süreli maruz kalım sağlığı etkilemektedir. PM`nin düşük değerlerde uzun süreli etkileri de mortalite ve solunum sistemi hastalıklarında artış ve solunum fonksiyonlarında azalma gibi kronik etkilere yol açmaktadır.

    Son zamanlarda yapılan çalışmalarda çok düşük düzeylerde bile sağlık sorunlarına neden olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle hem kısa süreli hem de uzun süreli ortalama konsantrasyon için önerilen bir eşik değer yoktur.

    SO2 ve PM, diğer atıklara göre iki yönden farklılık göstermektedirler. Birincisi ülkemizde sadece bu iki maddenin ölçülüyor / izleniyor olması, diğeri ise termik santrallar için geliştirilmiş filtrasyon yöntemlerinin yine sadece bu iki maddeye özgü olmasıdır. Diğer bir deyişle bu iki maddenin dışındaki kirleticiler ne izlenmekte, ne de filtre edilmektedir. Oysa bu maddeler de insan ve çevre sağlığı açısından önemli etkilere sahiptirler. Ayrıca burada göz ardı edilmemesi gereken bir diğer nokta, tüm bu zararlı maddelerin birbirleriyle etkileştikleri ve ortamda birlikte bulunduklarında zararlarının arttığıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1999 yılında yayımladığı Hava Kalitesi Kılavuzu’na göre bu maddeler ve zararları şöyle belirtilmektedir:

    Azot oksitler (NOx)
    Kısa süreli maruziyet etkileri:Normal sağlıklı kişiler, 4,700 mg/m3 (2.5 ppm) üzerinde bir konsantrasyona maruz kaldıklarında akciğer fonksiyonlarında bir azalma görülür. 560 mg/m3’e yaklaşık 4 saat maruz kalındığında kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanların solunum şikayetlerinin ortaya çıktığı gösterilmiştir. Aynı konsantrasyona 30-110 dk. maruz kalan astım hastalarında ise çeşitli yakınmalar oluşmaktadır.

    Uzun süreli maruziyet etkileri: Akciğerlerde geri-dönüşlü ve geri-dönüşsüz birçok etkisi olduğu saptanmıştır. Akciğer dokusunda yapısal değişikliklere yol açabilmekte ve amfizem benzeri bir tabloya neden olabilmektedir.Düşük seviyeli konsantrasyonlara uzun süre maruz kalınması hücresel düzeyde değişikliklere yol açmaktadır. Ayrıca bakteriyel ve viral enfeksiyonlara karşı direnci düşürmektedir. Yapılan çalışmalar uzun süre azotdioksite maruz kalan çocukların solunum sistemi semptomlarında artış ve akciğer fonksiyonlarında azalış olduğunu göstermiştir. Ancak erişkinlerde benzer bir ilişki net olarak gösterilememiştir.

    Karbon monoksit (CO)
    CO alveolar, kapiller ve plasental membranlardan hızla geçer. Hemoglobine affinitesi oksijenden yaklaşık 250 kat daha fazladır ve hızla hemoglobine bağlanarak karboksihemoglobini (COHb) oluşturur. Düşük konsantrasyonlarda hipoksiye bağlı belirtiler oluşurken, yüksek konsantrasyonlarda yaşamsal tehlikeler ortaya çıkar. Toksik etkileri öncelikle beyin, kalp, iskelet kası ve fetüs gibi yüksek düzeyde oksijen kullanan organ ve dokularda oluşur. Koroner arter hastalığı olan hastalarda artmış COHb miktarının, angina oluşum zamanını kısalttığı, EKG değişiklikleri ve sol ventrikül işlev bozukluklarına neden olduğu gösterilmiştir. Ayrıca sigara içme ile çevre ve işyerinde CO maruziyetinin kardiyovasküler mortaliteyi artırdığı bilinmektedir.

    Ozon (O3) ve diğer fotokimyasal oksidanlar
    O3 toksisitesi kısa dönemde akciğer fonksiyonlarında değişikliğe, solunum yollarında enflamasyona ve diğer bulgulara yol açmaktadır. Bu etkiler 160 mg/m3’lük (0.08 ppm) bir konsantrasyona yaklaşık 7 saat maruz kalan sağlıklı yetişkinlerde görülmektedir. Çocuklar ise 2 saat boyunca 240 mg/m3 O3’e maruz kaldıklarında akciğer fonksiyonlarında azalma meydana gelmektedir. Ayrıca O3 maruziyetinin solunum sistemi yakınmalarına bağlı hastane başvuruları ve astım hastalarının yakınmalarında artışa yol açtığı gösterilmiştir.

    Dünya Sağlık Günü`nün teması çocukların sağlığı
    Sürekli yoksulluk, çatışma, doğal ve insanların neden olduğu felaketler ve sosyal eşitsizlik çocuk sağlığına yönelik çevresel tehditleri arttırıyor.

    DÜNYA Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından her yıl 7 Nisan`da gerçekleştirilen "Dünya Sağlık Günü"nün bu yıl ki teması çocukların sağlığına yönelik seçildi. 20 Marttan beri Ortadoğu`da yaşanan ABD saldırısı en çok çocukları vururken dünyada çocukların sağlığının dünyanın geleceğinin nasıl olacağını belirleyeceği konuşuluyor. DSÖ Başkanı Gro Harlem Bruntland yayınladığı mesajında "Bu senenin Dünya Sağlık Günü, kendini, Çocuklar için Sağlıklı Ortamlar sağlamaya adamıştır. Çocukların sağlığına yönelik çevresel risklerle mücadele etmek için elimizden geleni yapacağız. Çevreden kaynaklı hastalıkların yükü özellikle çocuklar üzerinde fazladır. Bu nedenle, bir çok konuda ortak çalışarak, mevcut programları geliştirerek ve yerel ihtiyaçlar için somut çalışmalar yaparak bir fark yaratabiliriz" diyor. Ama Dünya Sağlık Örgütü de bu günü anarak çocukların önemini vurgulayanlar Irak`taki ve dünyanın diğer sorunlu bölgelerindeki çocukların durumuna ilişkin olarak ne yazık ki çok fazla bir şey yapamıyor.

    Ah bir olsa.
    Uzmanlar çocuğun dünyası olan evlerinin, okullarının ve yaşadığı toplumun ve çevrelerinin sağlıklı olmak zorunda olduğunu söylüyorlar. Ancak dünyanın bir çok yerinde buraların genellikle sağlıksız olduğunu söylemek için çok fazla tanığa ve kanıta gerek bulunmadığı da kabul ediliyor. Çocuklar kötü ortamlar mikroplar, solucanlar ve hastalık taşıyan böcekler arasında yaşamaya çalışıyorlar. Sürekli yoksulluk, çatışma, doğal ve insanların neden olduğu felaketler ve sosyal eşitsizlik çocuk sağlığına yönelik çevresel tehditleri arttırıyor. Çocuklar savunmasız oldukları, kendi başlarına karar veremedikleri ve tehlikelerden kaçamadıkları ya da karşı koyamadıkları için genellikle ilk kurbanlar arasında yer alıyor.
    Tüm bu olumsuzluklara karşın yaşayabilenler çevresel nedenlerin yol açtığı hastalıklar nedeniyle kalıcı sakatlıklara maruz kalıyorlar. Bir toplumun çocukları sağlıksız olduğunda da, o ülkenin sosyal ve ekonomik gelişimi engellenmiş oluyor.
    Bunlara yönelik mücadele edilen ülkelerde kaynakların önemli bölümünü buna yönelince bu kez ülkenin ekonomik yükü dolayısıyla darboğazı büyüyor ve sonuçta ilk vaz geçilen çocukların sağlığı oluyor.

    Büyüyorlar.
    Çocuklar büyürken, daha fazla gıda, hava ve su tüketirler. Dolayısıyla çevre ve mevcut kaynakların yeterli olması onların sağlıklı gelişimi için bir zorunluluktur. Bugün elde mevcut olan teknoloji ve birikimle onların çevresel risklerden etkilenmeleri önlenebilmektedir. Güvenli içme suyu sağlanması, çevre koruma, ev içindeki hava kirliliği dahil yetersiz koşulların iyileştirilmesi, temiz ve yeterli gıdayla dengeli ve yeterli beslenme, toksik olanlar dahil üretilen atıkların başta çocukların sağlığı olmak üzere insan ve çevre açısından zararsız hale getirilmesi, tehlikeli kimyasalların güvensiz kullanımının önlenmesi, gürültü ve endüstriyel kirliliğin önlenmesi, yeterli ve ücretsiz eğitim verilmesi, başta ailesel ve çevresel şiddet olmak üzere, her tür travma ve psikolojik gelişimi engelleyen olumsuzlukların ortadan kaldırılması, bugün mevcut olanaklarla başarılabilir durumdadır.
    Oysa bunların tersi dünya üzerinde yaşayan birçok çocuğun yaşadığı somut durumu oluşturmaktadır.

    Çözümler
    Tüm çocukların hakkı olan sağlıklı yerler oluşturmada öncelikler ve çözümler bilinmekte ve ortaya konulmaktadır. DSÖ`nün belirttiği çözümler arasında ele alınması gereken 6 öncelikli çevresel sağlık riski vardır: ev içi su güvenliği, yetersiz hijyen ve kötü sanitasyon, hava kirliliği, vektör kaynaklı hastalıklar, kimyasal zararlar ve kasıtlı olmayan yaralanmalar (kazalar). Güvenlik, istikrar, acil duruma hazırlık, ekonomik kalkınma, politika, eğitim, bilinci arttırmak, teknolojik gelişme ve davranışsal değişim bu sorunlara yönelik çözümlerin başlıcalarıdır.
    * Ev içi su güvenliği: Yetersiz ev içi su güvenliği, deri ve göz enfeksiyonlarına, ishale, hepatit A ve E, dizenteri, kolera ve tifo ateşi gibi bulaşıcı hastalıklara yolaçar. Bunun için, hijyen eğitimine, evde temiz su depolanmasına, okullarda güvenilir temiz su tedariğine, tüm su kaynaklarını kontaminasyondan korumaya önem verilmelidir.
    * Hijyen ve sanitasyon: Hijyen ve sanitasyon eksikliği dışkı yoluyla bulaşan ishal, hepatit 1 ve E, dizenteri, kolera, schistosoma, tifo ateşi, trahom gibi hastalıklara yolaçar. Çocuk dışkılarının güvenli olarak atılmasını ve çocukların temiz suya erişimlerini sağlamaya; okullarda kızlar ve erkekler için yeterli ve ayrı tuvalet sağlamaya; uygun atık yönetimine ve yemekten önce ve tuvalet sonrası ellerin yıkanmasına önem verilmelidir.
    * Hava kirliliği: Hava kirliliği akut ve ve kronik solunum enfeksiyonuna yolaçar. Çocukları korumak için, yeterli havalandırmaya, temiz yakıtın kullanılmasına, sigaradan korumaya, kurşunsuz benzin kullanılmasına önem verilmelidir.
    * Hastalık Vektörleri: Çocukların bağışıklık sistemi için risk olan vektör kaynaklı başlıca hastalıklar sıtma, lenfatik filaria, schistosoma, Japon ensefaliti, layişmanyoz, dang ateşi`dir.Bunun için, sivrisinek ağlarının kullanılmasına;pencere, kapıların perdelenmesine; genel çevre yönetimine; hijyen eğitimine;temiz yüzme yerlerinin planlanmasına önem verilmelidir.
    * Kimyasal riskler: Denetimsiz sanayiler, yoğun trafik veya toksik atık alanları, ev temizleyicileri, gaz, eritkenler, farmasötikler kimyasal risk oluşturur. Bunun için, yakıt, eritken, pestisit ve diğer kimyasalların güvenli depolanması ve paketlenmesi ve net etiketlenmesine; aile ve öğretmenleri kimyasal riskler konusunda bilgilendirmeye, kimyasal güvenlik ve sağlık konularının okul müfredatına konmasına önem verilmelidir.
    * Kasıtlı olmayan yaralanmalar (kazalar): Trafik yaralanmaları, zehirlenme, düşme, yanık ve boğulmaları içerir. Bunun için, acil durum hizmetlerinin koordinasyonuna; bisiklet, skutere binerken kask kullanılmasına; emniyet kemerlerinin kullanılmasına; su kenarlarında denetime önem verilmelidir.

    Elbirliği gerekli
    Çocuklar için sağlıklı yerler oluşturmak ve risklerle mücadelede, çocukları merkeze koyarak içinde sağlık,ev, enerji, su ve planlama, aileler, öğretmenler, sağlık ve sosyal hizmet çalışanları gibi bölüm ve kişilerin olacağı çok sektörlü bir yaklaşım benimsenmesi gerekiyor. DSÖ`nün rehberliğinde bu amaca yönelik olarak çeşitli yerlerde çeşitli projeler uygulanıyor. Sağlıklı Evler Projesi (Güney Afrika), Sağlığı İyileştiren Okullar Projesi (Viet Nam) ve Çevresel Olarak Sağlıklı Okullar Girişimi (EHSI) (Ürdün), Entegre Katı Atık Yönetimi Programı (Ekvator). DSÖ bazı ülkelerde yöneticilerin toplumlarla el birliği halinde sağlıklı ortamlar için etkili stratejileri harekete geçirdiklerini kaydediyor. Bu çerçevede yapılan çeşitli çalışmalar şunlardır: İshal, zatürre, sıtma, kızamık, kötü beslenme ile mücadeleyi amaçlayan Çocuk Hastalıkları Entegre Yönetimi (IMCI); okullarda temiz su ve sağlık ve hijyen eğitimi sağlamayı amaçlayan Etkili Okul Sağlığı için Odak Kaynaklar (FRESH); Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi; emzirmeyi teşvik etmeyi amaçlayan Bebek ve Küçük Çocuklara ilişkin Global Stratejisi. Neden Sağlıklı Ortamlar Çocuk Birliği. Çeşitli hükümet sektörü, sivil toplum, NGO, özel sektör, çocuk ve ailelerin içinde yer aldıkları bu çalışmalar çocukların sağlığı için çalışıyorlar. DSÖ`nün önerilerinden birisini de bu tür hareketlerin, ulusal ve yerel ölçekte desteklenip, özellikle de medya ve kamu iletişim organlarının katkısıyla yaygınlaştırılması ve çalışmaların koordinasyonuyla güçlendirilmesidir.

    Çocuğa yönelik riskler:
    Evde : Yetersiz su, ev içi hava kirliliği, yetersiz hijyen, kirlenmiş su ve gıda başlıca çevresel risklerdir.
    Okulda : Okulu çevreleyen bina, yapısı ve bulunduğu çevre/yer bir çok risk taşır.
    Toplumda : Çocuğun yaşadığı toplumda oyun alanları, bahçeler, havuzlar, nehirler ya da kullanılmayan çöplükler vardır. Çoğu çocuk sokaklarda yaşamakta ve şiddet, kasıtlı olmayan yaralanma, kullanılmayan çöplüklerden kaynaklı enfeksiyon gibi risklere karşı savunmasızdır.







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
çevre sorunları ile sağlık arasında nasıl bir ilişki vardır,  sağlık ile çevre arasında nasıl bir ilişki vardır,  sağlık ile çevre arasındaki ilişki kısaca,  çevre ve sağlık arasında nasıl bir ilişki vardır,  sağlık ve çevre arasında nasıl bir ilişki vardır
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
islami Siteler Mumine