+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Organik bileşiklerin günlük hayatımızdaki kullanım alanları nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Organik bileşiklerin günlük hayatımızdaki kullanım alanları nelerdir





  2. Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: organik bileşiklerin günlük hayatımızdaki kullanım alanları nelerdir

    organik bileşiklerin günlük hayatımızdaki kullanım alanları


    AYŞE BAL:


    Yapısında C, H, O bulunduran biyomoleküllerdir. Canlılık olayları ile ilgili olduklarından organik maddeler adını alırlar organik maddelerden bazıları enerji verici olarak, bazıları yapı maddesi olarak, bazıları da düzenleyici olarak görev yaparlar. Biyolojik olarak önemli olan bazı organik bileşikler şunlardır:
    - Karbonhidratlar
    - Yağlar
    - Proteinler
    - Enzimler
    - Nükleikasitler
    - ATP
    - Vitaminler v.b.
    Doğal bileşikler

    Organik bileşiklerin önemli bir alt kümesi, yapay yolla üretilmesi çok pahalı olduğundan, hala doğal kaynaklardan elde edilmektedir. Çoğu şekerler, bazı alkaloidler ve terpenoidler, B12 vitamini gibi kimi besinler ve genel olarak önemli konsantrasyonlarda canlı organizmalarda bulunan, büyük ya da stereoizometrik olarak karmaşık moleküllerden oluşan doğal ürünler bunlara örnek olarak gösterilebilir.

    Biyokimyada birincil öneme sahip bileşikler antijenler, karbonhidratlar, enzimler, hormonlar, lipidler ve yağ asitleri, nörotransmiterler, nükleik asitler, proteinler, peptidler ve amino asitler, vitaminler ile hayvansal yağlar ve bitkisel yağlardır.

    Sentetik bileşikler

    Plastiklerin de içinde bulunduğu birçok polimer organik bileşiktir.

    KARBONHİDRATLAR (C,H,O)

    Bitkiler de fotosentezle üretilir.

    *

    Birinci derece enerji kaynağı olarak kullanılır. (1 gr. karbonhidrattan 4,2 kcal enerji açığa çıkar.
    *

    Yapısında O2 oranı yüksek olduğu için (yağ ve proteinlere göre) yıkımı kolay.
    *

    Yapı maddesi olarak kullanılır. Hücre zarı ve hücre çeperi yapısına katılır. (Yağ ve proteinlere göre daha az katılır)
    *

    Nükleik asitlerin yapısına katılır.

    MONOSAKKARİTLER (MONOMER)

    5 C' li Şekerler 6 C' lu Şekerler
    (Pentoz) (Hektoz)
    *riboz (RNA ve ATP'nin yapısına *Glikoz (üzüm şekeri)
    katılır.) *Fruktoz (meyve şekeri) ---} C6H12O6
    *deoksiriboz (DNA) *Galaktoz (süt şekeri)

    *

    Hidrolize uğramaz (monomer yapıda yani sindirilmiştir.)
    *

    Suda çözünürler
    *

    Hücre zarından geçerler.

    Sağlıklı bir insanın kanında ağırlıkça yaklaşık %0,1 oranında glikoz bulunur. Oranın bu düzeyin altına düşmesi halinde ilk zarar görecek organ beyindir.

    Not: Beyin hücreleri ancak glikoz ve oksijen varlığında çalışabilir. Beyin hücreleri glikozu depo etmez.

    DİSAKKARİTLER (ÇİFT ŞEKERLER)

    İki monosakkarittin birbirlerine glikozid bağı ile bağlanması ile oluşur.

    Not : İki veya daha çok bileşiğin su açığa çıkarak birleşmesine dehidrasyon sentezi denir. Büyük bir bileşiğin su alarak daha küçük bileşiklere ayrışmasına hidroliz denir. Tüm sindirim olayları birer hidrolizdir.

    POLİSAKKARİTLER

    Çok sayıda monosakkaritin birleşmesiyle oluşur.En önemlileri nişasta,glikojen,selüloz.Hepsinin temel yapı birimi glikozdur.

    Nişasta; bitkilerin depo ettiği en önemli besindir.Hayvan hücresinde bulunmaz.Sindirim sisteminde nişastayı sindirecek enzim bulunur.

    Glikojen; hayvansal hücrelerin hazır enerji deposu.Glikozun fazlası hayvansal hücrelerde glikojen olarak depolanır.Hayvansal nişasta da denir.
    Not : Glikozun fazlası karaciğerde yağa dönüştürülür.Yağların yapı taşları da karaciğerde glikoza dönüştürülebilir.

    Selüloz; suda çözünmeyen çok sert bir maddedir.Bitki hücrelerindeki Çeperin ana yapı maddesidir.
    Not : İnsan ve omurgalı hayvanların selülozu sindiren enzimleri yoktur.Ot yiyen hayvanların sindirim sistemlerinde yaşayan bazı bakteriler ve bir hücreli canlılar selülozu sindirip glikoz açığa çıkararak glikozun kullanılmasını sağlarlar.

    YAĞLAR

    Yapı Birimleri

    *Yağ asitleri Kısa zincirli : Suda çözünür.
    Uzun zincirli : Polimer yapıda.Suda çözünmez.

    *Temel yağ asitleri : Dışarıdan alınması gereken.
    *Vücudun yaptığı yağ asitleri

    *Gliserol : 3 C'li alkol
    *Nötral (depo) yağlar:3 yağ asidinin 1 gliserinin (gliserolün) ester bağı ile birleşmesiyle oluşur.
    *Fosfolipitler : Hücre zarına katılırlar.
    *Steroidler : Hormon ya da vitamin olarak görev yaparlar.

    *

    İkinci derece enerji kaynağı olarak kullanılır.(1 gr. yağdan 9,2 kcal enerji elde edilir.) Protein ve karbonhidratlara göre oksijen oranı düşük hidrojen oranı yüksektir.Bu nedenle yıkımı karbonhidratlara göre daha zordur.Yağ asitlerinin yıkılabilmesi için çok fazla oksijene ihtiyaç vardır.Yağ asitleri yıkıldığı zaman çok fazla enerji ve su oluşturulur.
    *

    Yapı maddesi olarak kullanılır.

    *

    Düzenleyici özelliği vardır.
    *

    Organların etrafını çevirir,onları mekanik etkilerden korur.
    *

    Isı yalıtımında görev alır.
    *

    O2 ile yakıldıklarına çok fazla su ve enerji çıkar.
    *

    Suda çözünmez.

    PROTEİNLER (C,H,O,N ve bazılarında Fe,P)

    Yapı Birimi
    Aminoasitlerdir.Suda çözünürler.20 çeşittir.

    Aminoasitler ::: Vücudun kendisi ürettiği aminoasitler : 10 tanedir.
    ::: Dışarıdan alınan aminoasitler : Temel aminoasitlerdir.
    İki aminoasit aralarında peptid bağı ile bağlanarak dipeptidi oluştururlar.


    *

    Yapıcı,onarıcı besin maddeleridir.
    *

    Düzenleyici maddelerdir.(Hormon,enzim=katalizör.)
    *

    3. derece enerji kaynağı olarak kullanılır.(1 gr. protein 4,5 Kcal enerji açığa çıkarır.)
    *

    Genlerin kontrolünde sentezlenir.
    *

    O2 ve CO2 taşımada görev alır (örn. Hemoglobin )
    *

    Kanın ph'sını düzenler.
    *

    Kanın Osmotik basıncını düzenler.
    *

    Bağışıklık sisteminde görev alır. (antikor gibi)
    *

    Solunumda elektron taşıma sisteminde görev alır.

    ENZİMLER

    Hücreler, sürekli olarak kimyasal değişmelerin meydana geldiği canlı birimlerdir. Metebolizma denilen bu hücresel olaylar sırasında birçok maddenin paraçalanması ve yeni maddelerin sentezlenmesi gerçekleşir. Hücredeki kimyasal değişmeler vücud dışında gerçekleşme koşullarına göre hızlı, düşük sıcaklıkta ve dar bir pH aralığında olur. Bu nedenle hücresel olaylar canlıya zarar vermeden, canlı koşullarında gerçekleşir. hücresel olayların canlı koşullarında gerçekleşmesi, ENZİM denilen biyolojik katalizörlerle sağlanır.

    Enzimler oldukça büyük moleküllü özel proteinlerdir. Sadece proteinlerden oluşan bazı enzimler tek başına aktif olarak çalışır. Canlının DNA larındaki bilgilere göre sentezlenen protein yapılı kısım, enzimin hangi maddeye etki edeceğini belirler. Bazı bazı enzimler ise bir başka etkileşerek aktifleşir. Bazı enzimlerde KOENZİM veya KOFAKTÖR denilen yardımcı maddelere bağlanarak aktif duruma gelir. Böyle protein yapılı kısmının yanında koenzim ya da kofaktör bulunduran enzimlere apoenzim denir.

    Bazı enzimler, vücudun tüm hücrelerinde bulunur. Örneğin solunum enzimlşeri. Bazı enzimler ise belirli hücrelerde bulunur. Örneğin: Karaciğer hücrelerindeki amonyağı üreye dönüştüren üreaz enzimi bunlardandır.

    Bazı Özellikleri:

    * farklı molekül yapısı ve şekli olan her enzim çeşidi ayrı genler tarafından sentezlenir. bu nedenle enzim çeşitleri , molekül yapısı ve şekli kendine uygun maddeleri katalizler, yani reaksiyona girer. Bir Enzimin reaksiyona girdiği kendine uygun maddeye substrat denir. Bu özelliklerinden dolayı enzimler özgül maddelerdir.
    * Enzimleri katalizledikleri reaksiyonlarda harcanmayıp tekrar tekrar kullanabilir. Çünkü enzimler, girdikleri reaksiyonlarda değişmeden çıkar. Bu nedenle çok miktarda substrat, çok az enzimle reaksiyonun son maddesi olan ürünlere dönüştürebilir.Ancak belirli bir süre kullanılan enzimler yıkılıp yerine yenileri sentezlenir.
    * VİTAMİNLER
    *

    Vitaminler, hücrelerin normal metobolizma faaliyetleri için gerekli olan organik maddelerdir. Vitaminleri çoğu bitkiler tarafından yapılır. Bazı vitaminler insan vücudunda bir kısım bileşiklerin değiştirilmesi ile yapılır. İnsan vücudunda yapılan vitaminler vücuda işlendikten sonra vitamine dönüşecek provitaminin denilen ham madde şeklinde alınıp şeklinde alınıp vücutta vitaminlere dönüştürülür.

    VİTAMİNLERİN ÇEŞİTLERİ: Vitaminlerin vücutta kullanılabilmeleri için bir çözücüde çözünmesi gerekir. Bunlar vücutta depolanabilirler. Yağada ve suda çözünen vitaminler olmak üzere iki grupta incelenirler.

    Vitaminler iki grupta incelenebilir, bunlar yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılırlar.

    Yağda eriyen vitaminler: A, D, E ve K vitaminleridir

    Suda Eriyen Vitaminler: B grubu vitaminleri ve C vitaminidir.

    Vitaminlerin önemleri;

    A vitamini Enfeksiyonlara karşı direnci arttırır normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Diş ve dişetleri için büyük önem taşır .
    D vitamini İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar .

    E vitamini Antioksidan etkilidir. Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirir. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar .

    K vitamini Karaciğere gelen Kvitamini burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alır. Kvitamini takviyesi yanlızca kanamalı hastalarda verilir.

    B1 vitamini Kasların ve sinir sisteminin faliyeti için gereklidir.Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülür.

    B2 vitamini Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı, sindirim sorunları oluşur .

    B3 vitamini Yetersiz beslenme sonucu deriyi sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar. Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar.

    B5 vitamini Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmaz. Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır. Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur .

    B6 vitamini Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenler.Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynar. Eksikliğinde migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adele zayıflığı ve krampları oluşur .

    B11 vitamini Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynar. Hücre bölünmesi için gereklidir. Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir. Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir .

    B12 vitamini Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir. Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar, sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur .

    C vitamini Vücudumuz C vitaminini üretemez bitkiler ve bazı hayvanlar bu vitamini üretebilmektedir. Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır 4 saat sonunda kandan uzaklaşır. Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olamalarını sağlar.Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi vardır. Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür. Eksikliğinde diş eti kanamaları ve çekilmeleri olur.

    NÜKLEİK ASİTLER
    •Bu moleküller ilk defa Friderich Miescher tarafından balık spermi ve akyuvar çekirdeğinde tespit edilmiştir.En çok çekirdekte bulundukları için nükleik asitler(çekirdek asitleri) diye isimlendirilmiştir.
    •Asidik özelliğe sahiptirler.Hücre yönetiminden sorumludurlar.
    •DNA ve RNA olmak üzere 2 tiptir.Bunlar hücrenin en büyük dev moleküllerdir.
    •Nükleotitlerden oluşmuştur.Onun için DNA ve RNA birer polinükleotidtir.


    •Bütün nükleotitlerde aynı fosforik asit (H3PO4) bulunur.
    •Nükleotitlerin farklı yapıda olmasının sebebi yapısındaki şeker ve organik baz moleküllerinin farklı olmasındandır.
    •Nükleotitler birbirlerine şeker-fosfat bağlarıyla bağlanırlar.
    •Nükleotitler taşıdığı baza göre,nükleik asitler ise taşıdığı şekere göre isimlendirilir.




    NOT: Fotosentezde ve kemosentezde ATP sentezlenir. Bu enerji besinin yapısının oluşumunda kullanılır. Başka hayatsal faaliyetlerde kullanılmaz.


    Dehidrasyon Sentezi: Monomerlerin (Yapıtaşlarını) birleşerek polimer (organik bileşikler) oluşturmalarıdır. Her birleşmede su açığa çıkar.

    Önemi:

    1. Monomerlerin sayısını azaltmak, kapladığı alanı küçültmek
    2. Monomerlerin hücre dışına kaçışını önlemek
    3. Hücrenin acil su ihtiyacını karşılamak
    4. Hücrenin ihtiyacı olan maddeleri oluşturmak
    5. Hücrenin osmotik basıncını düşürmek

    Hidroliz (Sindirim): Polimerlerin su yardımıyla monomerlere parçalanmasıdır.

    Önemi

    1. Hücre zarından geçebilecek, solunumda kullanılacak monomerleri oluşturmak
    2. Dehidrasyon sentezi için hammadde oluşturmak
    3. Hücredeki fazla suyu kullanmak
    4. Hücrenin osmotik basıncını yükseltmek

    ORGANİK BİLEŞİKLER
    Canlılarda bulunan organik bileşikler karbonhidratlar,yağlar, proteinler, enzimler,nükleik asitler ve vitaminlerdir.
    Organik bileşiklerden bazıları hücrede enerji verici,bazıları yapı maddesi, bazıları da metabolizmada düzenleyici madde olarak görev yaparlar.

    KARBONHİDRATLAR

    *Karbon,hidrojen ve oksijenden oluşur.
    *Enerji verici ve yapı malzemesi olarak kullanılırlar.
    *Enerji üretmek için ilk sırada kullanılır.
    İnsan ve hayvanvücudunda glikojen, bitkilerin yapısında nişasta ve selüloz olarak yer alan karbonhidratlar (CHO); karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından meydana gelmiş organik bileşiklerdir.

    1 gr karbonhidrattan 4.1 kalori enerji elde edilir.

    Büyüklüklerine göre 3'e ayrılırlar:
    v Monosakkaritler
    v Disakkaritler
    v Polisakkaritler

    MONOSAKKARİTLER (Tek şekerler)

    Su ile hidrolizlerinde daha basit şekerlere ayrışmazlar.
    *Kimyasal sindirime uğramadan doğrudan kana geçerler.
    *Monosakkaritleri ardarda birbirine bağlayan bağlaraglikozit bağ denir.
    5C'lu olanlar(Pentoz):
    1)Riboz: RNA'da bulunur.
    2)Deoksiriboz: DNA'da bulunur.

    6C'lu Olanlar(Hegsoz):
    1) Glikoz
    2) Fruktoz
    3) Galaktoz
    Y Bunların kana geçiş sıraları:
    Galaktoz>Glikoz>Fruktoz'dan önce kana geçer.


    Disakkaritler(Çift Şekerler)

    Bunlar 2 molekül monosakkaritin birleşerek 1 molekül su oluşturmasıyla meydana gelen moleküllerdir.
    Her disakkaritte birer tane glikozit bağ bulunur.

    Glikoz + Glikoz -------------> Maltoz + H2O(Malt şekeri)
    Glikoz + Fruktoz ------------> Sükroz(Sakkaroz) + H2(Çay Şekeri)
    Glikoz + Galaktoz -----------> Laktoz + H2O(Süt Şekeri)

    Maltoza Malt şekeride denir.Üzümde ve balda bol miktarda bulunur.
    Sakkarozda şeker karışımında bol bulunur.
    Laktozda sütün bileşiminde bulunur.

    Polisakkaritler

    Çok sayıda monosakkaritin birleşmesinden oluşur.
    n(Monosakkarit)------------>Polisakkarit+(n-1)H2O Bunların;

    1)Nişasta:Çok sayıda glikozdan oluşur.
    *Bitkilerdeki depo polisakkarit şeklidir.
    *Genellikle bitkinin ışık görmeyen kısımlarında (kök,gövde, tohum gibi) lökoplastlarda depolanır.


    2)Selüloz:Çok sayıda glikozdan oluşur.
    *bitkilerdeki yapısal polisakkarittir.
    *Bitki hücrelerindeki çeperin ana maddesi selülozdur.
    Not:İnsanlarda ve hayvanlarda selülozu sindirecek enzimler yoktur.Selüloz bu canlıların sindirim sisteminde yaşayan bazı bakteriler tarafından sindirilir.


    3)Glikojen:Çok sayıda glikozdan oluşur.
    *Hayvanlardaki depo polisakkarit şeklidir.
    *Glikojen karaciğer ve kaslarda depolanır.


    4)Kitin:Çok sayıda glikozdan oluşan azotlu bir polisakkarittir.
    *Böceklerdeki kabuğun ana maddesi kitindir.

    LİPİTLER (YAĞLAR)
    Lipitler suda erimeyen buna karşın eter, benzen, kloroform gibi organik çözgenlerde eriyen bir dizi heterojen organik bileşiklerdir. Sitoloji bakımından lipitler hücrede serbest lipitler hücrede serbest lipit ve örtülü lipit olmak üzere iki türlüdür. Organizmada lipitlerin oynadığı rol bulundukları yer ve dağılışlarına göre değişiktir. Kimyasal ve fiziksel özelliklerine göre lipitler, basit lipitler, bileşik lipitler, streoitler ve yağda eriyen vitaminler gibi çeşitli alt gruplara ayrılırlar.


    Karbon,Hidrojen ve Oksijenden oluşurlar.

    *Enerji verici(2.sırada) ve yapı malzemesi olarak kullanılırlar.
    *Bir gram nötral yağın yanmasıyla 9.1 kkal enerji açığa çıkar.Enerji en yüksek olan organik bileşiklerdir.



    Yapılarına göre 3'e ayrılırlar:


    1) Nötral Yağlar
    * Yağ asidi ve gliserinden oluşurlar.
    * Önemli organların dış yüzeyini örterler
    Gliserin + 3Yağ Asidi ------> Yağ + 3H2O
    2) Fosfolipitler
    * Fosforik asit ihtiva eden lipitlerdir.
    * Hücre zarının yapısına katılırlar.
    3) Steroidler
    * Hormon vitamin olarak görev yaparlar.
    * Kolesterolde bir steroiddir.
    Yağların Vücuttaki Görevleri
    * Enerjiye dönüştürülürler.
    *Yağda eriyen A,D,E,K vitaminleri yağlarla birlikte emilir.Yağlar bu vitaminlerin emilmesini sağlar.
    * Deri altındaki yağlar ısı kaybını önler.Vücudu dış etkilere karşı korur.
    * İç organların etrafını sararak mekanik etkilere karşı korur.
    *Yağlar midede uzun süre kaldığı için tokluk duygusunun uzun süre devam etmesini sağlarlar.

    Yağların Kimyasal Yapısı
    Yağ asitleri ve gliserolden oluşurlar.Gliserin 1 molekül yağ asidiyle birleşirse Monogliserid,2 molekül yağ asidiyle birleşirse Digliserid,3 yağ asidiyle birleşirse trigliserid oluşur.
    Yağ asitlerinin yapısındaki C atomları birer bağ yapmışsa bu şekildeki yağ asitleri Doymuş Yağ asitleridir.Bazı C atomları çift bağ yapmışsa bunlar Doymamış Yağ asitleridir.
    PROTEİNLER
    Proteinler Karbon,Hidrojen,Oksijen ve Azottan oluşur.Bazılarının yapısında Fosfor(P) veya Kükürtte(S) bulunabilir.
    Proteinler hücrenin en önemli organik maddelerinden birisidir. Proteinler canlılık olaylarının sürebilmesi için kesinlikle gerekli olan bileşiklerdir. Proteinlerin yapıtaşları amino asitlerdir. Her amino asidinde ortak olan özellik şudur. Bunlarda terminal bir amino grubu ve bir karboksil grubu ile birlikte C atomuna bağlı bir yan zincir bulunur. Amino asitler aynı anda hem amino grubu hem de karboksil grubu taşıdıklarından amfoter karakter gösterirler. Amino asitler birbirleri ile önce gelen amino asitin karboksil grubu sonra gelen amino asitin amino grubuna bir molekül su çıkacak şekilde bağlanır. Bu bağa peptid bağı denir.
    * Yapı malzemesi,düzenleyici,onarıcı ve en son olarakta enerji verici olarak kullanılır.
    * Proteinler DNA'nın kontrolünde sentezlenirler.
    * 1'gram proteinin yanmasıyla 4.3 kal enerji açığa çıkar.
    * Proteinler amino asitlerden oluşurlar.Tabiatta 20 çeşit amino asit bulunur.
    1 amino asidin yapısında 4 grup vardır:
    a)Karboksil Grubu b)Amino Grubuc)Hidrojen Grubud)Radikal Grup 'tur.


    Doğada 20 çeşit amino asitte Karboksil,Amino,hidrojen grupları sabit Radikal grup ise değişkendir.

    Proteinlerin özellikleri içerdikleri amino asitlerinin sayısına, çeşidine ve amino asitlerin polipeptid zinciri üzerindeki sıralanışlarına bağlıdır. Amino asitlerin sıralanışlarındaki farklar nedeni ile her canlı organizma türü için özel olan protein tipleri

    vardır, birininki diğerine uymaz. Bu nedenle gerektiğinde bir türden diğer türe aktarılışlarında güçlükler çıkabilir. Örneğin, kan alış verişi sırasında hastaya verilen kan uygun olmadığında şok ve ölüme, bazı bitkilerin polenleri solunum yolu ile alındığında alerjiye neden olabilirler. Bazen amino asitlerin sıralanışlarında bir amino asitin yer değiştirmiş olması ciddi bir hastalığa neden olur.

    Proteinler nelerdir?

    Proteinler amino asitlerden yapılmış çok büyük moleküllerdir. Proteinlerin basit yapısı, karbon, hidrojen, oksijen ve azottan oluşmuş amino asitlerin zinciridir.
    Proteinlerde azot bulunması, onları karbonhidrat ve yağlardan ayırt eden bir özelliktir. Elzem ve elzem olmayan proteinler veya amino asitler diye bir ayrım yapılabilir. İnsan vücudu protein sentezi için yaklaşık 20 farklı amino aside ihtiyaç duyar. Bunlardan 8 tanesi elzemdir, yani vücutta sentez edilmemektedir. Bunlar: izolösin, lösin, lisin, metiyonin, fenilalanin, trionin, triptofan ve valin'dir. Elzem amino asitler vücut dışındaki kaynaklardan alınmalıdır.
    Bir protein birçok vagonun birbirine bağlanması ile oluşmuş bir tren gibidir. Her bir vagon veya birim bir amino asittir. 20 amino asitten oluşmuş bir çok farklı kombinasyonlar büyük sayılarda protein oluşmasına izin vermektedir. Yani bir lisan gibi, sadece birkaç harf vardır, fakat bu harflerden değişik kombinasyonları kullanarak milyonlarca kelime oluşmaktadır.
    Vücudumuz neden proteinlere ihtiyaç duyar?

    Proteinler vücutta hemen hemen her yerde bulunurlar, ve hücre yapımında kullanılırlar. Kasların, organların ve bezlerin başlıca bileşenleridir. Safra ve idrar dışındaki bütün canlı hücreler ve vücut sıvıları protein içerir.
    Gıdalar vücudumuza girip, sindirildikten sonra, amino asitler serbest hale geçerler ve gerekli proteinleri yapmak için vücudumuz tarafından kullanılırlar. Bunlar büyüme ve gelişim için gereklidirler; protoplazma gibi yeni hücre bileşenlerinin yapılması için ve aynı zamanda antikorlar, enzimler ve hormonlar vb. yapımı için de gereklidir. Aynı zamanda proteinler bir enerji kaynağıdır.


    En iyi protein kaynakları nelerdir?

    Bir gıdadaki protein elzem amino asitleri bize sağlıyorsa, bu protein tam protein olarak adlandırılır. Eğer bütün elzem amino asitleri sağlamıyorsa, eksik protein olarak adlandırılır.
    Bütün et ve diğer hayvansal ürünler tam proteinlerin kaynağıdır. Bu ürünler arasında sığır, kuzu, domuz, kümes hayvanları, balık, kabuklu deniz ürünleri, yumurta (tam proteinlerin en iyi kaynağı), süt ve süt ürünleri yer almaktadır.
    Hububat, meyve ve sebzelerdeki proteinler eksik proteinler olarak kabul edilirler. Bitki proteinleri bütün elzem amino asitleri içermek için ve tam protein oluşturmak için kombine edilebilirler. Bu kombinasyonlara örnek olarak, pirinç ve fasulye, mısır ve fasulye verilebilir.
    Eğer Fazla miktarda protein alınırsa ne olur?
    Protein alımında en uygun miktar vücut ağırlığının her bir kilogramı için 0,8 gram kadardır. Protein miktarının düşük olması vücudun güçsüz olmasına ve hastalıklara karşı dirençsiz olmaya yol açar. Vücut ağırlığının her bir kilogramı için 1,6 gramdan fazla alınan protein aşırı miktar olarak tanımlanır. Beslenmede yetersiz protein alımı aşırı protein alımından daha zararsızdır, aşırı protein alımı sağlıklı değildir. Fazla protein nitrojen içerir buda karaciğerde üre olarak bilinen atık maddeye dönüşür. Bu artık madde böbrekler vasıtasıyla idrar şeklinde dışarıya atılmaya çalışılır. Bundan dolayı çok fazla miktardaki protein alımı karaciğer ve böbreklerde zorlamaya yol açar.
    VİTAMİNLER

    * Organik bileşiklerdir ve dışardan alınırlar.
    * Enerji değerleri yoktur.Düzenleyici ve hastalıklara karşı koruyuculardır.
    *Hiçbir Kimyasal sindirime uğramadan hücre zarından geçer ve kana karışırlar.
    Vitaminler, insan metabolizması için ihtiyaç duyulan, temel, enerjisiz gıdalardır. İnsan vücudu tarafından üretilemezler, fakat günlük gıdalardan temin edilmesi gerekir. Enzimatik reaksiyonlar için kofaktör olarak görev yapmaları temel fonksiyonlarıdır. Ayrıca, kanın pıhtılaşması, bağışıklık sistemi, sinir sistemi, görme fonksiyonları, deri yapılanmasını da kapsayan çeşitli rolleri vardır.
    Vücut, farklı vitaminlere farklı miktarlarda gereksinim duyar. Farklı insanların farklı vitamin ihtiyaçları vardır. Çocuklar, yaşlılar ve hamile bayanlar gibi bazı özel rahatsızlığı bulunan insanlar günlük gıda alımında daha fazla vitamine ihtiyaç duyarlar.
    İki sınıf vitamin vardır: yağda çözünen vitaminler (A, D, E ve K) ve suda çözünen vitaminler (B ve C). Alınması gereken miktardan fazla alınan yağda çözünen vitaminler insan vücudunda depolanabilirler, bu arada fazladan alınmış olan suda çözünen vitaminler vücuttan atılırlar. Bu, çok nadir olarak suda çözünen vitaminler için olabilen, ama genellikle çok fazla miktarda alınmış olan yağda çözünen vitaminlerin neden olduğu toksisite semptomlarının nedenidir. Diğer yandan, dokularda depolanmadığı için suda çözünen vitaminlerin vücutta eksiklik belirtileri kendini gösterir. Eksikliğinde görülen rahatsızlıklar baş ağrısı, deri problemleri, iştah kayıpları gibi basit problemlerden uzun süreli B1 vitamini kayıplarının neden olduğu beriberi veya uzun dönem C vitamini kaybı sebebiyle oluşan skorbüt adı verilen ciddi ve şiddetli seyir gösteren hastalıklara neden olabilirler. Bununla birlikte, şiddetli vitamin eksikliği gelişmiş olan ülkelerde pek görülmez. Fakat, popülasyonun birçok alt grubu için alınması gereken optimum miktardaki sapmalar belirebilir.
    Vitaminler, meyveler, sebzeler, et ürünleri, balık ve süt ürünleri gibi tüm gıdalarda bulunurlar. Düzeyleri gıdanın çeşidine yada kullanım şekli ve işleme yöntemlerine bağlıdır. Uzun depolama süresi ve uzun işleme koşulları gıdadaki vitamin düzeyini azaltabilir.
    Suda Eriyenler:
    B vitamini:Eksikliğinde beriberi hastalığı görülür.

    C vitamini:Eksikliğinde Skorbit hastalığı görülür.

    Yağda Eriyenler:
    A Vitamini: Eksikliğinde Gece Körlüğü görülür.
    D Vitamini: Eksikliğinde Raşitizm denen hastalık görülür.
    E Vitamini: Eksikliğinde kısırlık görülür.
    K Vitamini: Eksikliğinde hemofili(kanın pıhtılaşmaması) görülür.

    Suda çözünen vitaminler

    Bu B grubu ve C vitaminlerini kapsar. Bu vitaminler, isimlerini ilk keşfedildikleri zaman kullanılan test tüplerinin üzerindeki B ve C etiketlerinden almışlardır. Sonraları, B vitamini içeren test tüplerinin içinde birden çok vitamin içerdiği tespit edilmiş ve daha sonra B1, B2, vb. vitaminleri diye adlandırılmışlardır.
    8 adet B vitamini; karbonhidrat, yağ, protein metabolizmasında enzimlere yardımda ve DNA ve yeni hücre yapımında rol oynarlar.

    Tiamin (B1 Vitamini)
    Gereksinimler
    Tiamin için tavsiye edilen günlük alım miktarı 0,5 mg/ 1000 kkal'dir. Bu, günlük ortalama gıda alım miktarının yaklaşık olarak 2000 kkal/ gün olduğu varsayılırsa, günde yaklaşık 1 mg'dır. Dengeli yiyecekler tiaminin yeterli miktarını sağlamalıdır. Enerjilerinin çoğunu şekerden veya alkolden sağlayan insanlarda tiamin yetersizliği görülür. Oruç tutan yada diyette olan insanlar 2000 kkal'lik diyette olduğu kadar tiamin aldıklarından emin olmalıdırlar.
    En iyi kaynaklar
    Domuz eti ve jambon, maya, karaciğer, tüm tahıllar, fındık, ayçiçeği tohumu, armut, karpuz, istiridye, yulaf ezmesi, buğday tohumu kadar iyi B1 vitamini kaynağıdırlar.
    Eksiklik belirtileri
    Beriberi uzun zamanlı tiamin eksikliğinin bir sonucu olabilir. Bu hastalık Uzak Doğu'da tiamince zengin olan pirinç kabuklarının ayrılması yoluyla parlatılmış pirinç tüketilmeye başladığı zaman keşfedilmiştir. Beriberi hastalığı sinir sisteminde hasarlanmaya ve kasın zedelenmesine yol açabilir. Diğer eksiklik belirtileri ise kalpteki ritim bozuklukları, kalbin durması, güçsüzlük, yürümede zorlanma, akıl karışıklığı, ve felçtir.
    Riboflavin (B2 Vitamini)
    GereksinimlerRiboflavin için tavsiye edilen günlük alım değeri 0,6 mg/ 1000 kkal' dir. Bu günde 1,2 mg kadardır. Çocuklar ve hamile bayanlar büyüme gereksinimleri için ilave riboflavine ihtiyaç duyarlar.
    En iyi kaynaklarPeynir gibi süt ve süt ürünleri iyi riboflavin kaynaklarıdır. Bunun için, günlük gıdada bu öğelerin olması önemlidir. Brokoli, kuşkonmaz, ıspanak gibi yeşil sebzelerin ve tahılların çoğu riboflavin içerir.
    Eksiklik belirtileriRiboflavin eksikliği ile hiçbir hastalık ilgili değildir. Riboflavinin yokluğu deride kızarıklık, çatlaklar, ve göz ve dudak kenarlarında kızarıklık, ışığa karşı aşırı duyarlılık gibi semptomlara neden olabilir. Ayrıca ağız kenarlarında çatlaklara neden olabilir.
    Bunları biliyor muydunuz?
    Işık ve radyasyon etkisi riboflavini yok edebilir. Bu, sütün niye ışığı geçiren şişelerde nadiren satıldığının nedenidir. Bir diğer yönden, riboflavin ısıya karşı dirençlidir, bu nedenle pişirme riboflavini yok etmez. Riboflavin ayrıca E101 adıyla gıda katkı maddesi olarak kullanılır.
    Niasin (B3 Vitamini)
    GereksinimlerNiasin için tavsiye edilen günlük alım miktarı 6.6 mg NE (niasin eşdeğeri) /1000 kkal veya günde 13 mg' dır. Bir niasin eşdeğeri (NE), teorik olarak önmaddesi triptofan tarafından teorik olarak yapılan niasini de içeren, gıdada mevcut olan niasin miktarıdır. 60 mg triptofan 1 mg niasin oluşturabilir.
    En iyi kaynaklarZenginleştirilmiş ekmek, tahıllar ile et, kanatlılar ve balık da iyi niasin kaynaklarıdır. Mantar, kuşkonmaz ve yeşil yapraklı sebzeler en iyi niasin kaynaklarıdır.
    Eksiklik belirtileriNiasinin eksikliğinden olan pellegra hastalığı cilt rahatsızlıkları, mide bulantısı ve hafıza kaybı gibi semptomlara neden olur. Bu hastalık 1900' lü yılların başında Güney Amerika' da yaygındı. Daha başka eksiklik belirtileri ise iştahsızlık, zayıflık, baş dönmesi ve zihinsel bulanıklıktır. Deri, özellikle güneş ışığına maruz kalan bölgelerde karşılıklı simetrik deri iltihabı semptomları gösterebilir.


    B6 Vitamini (Piridoksin, piridoksal, piridoksamin)
    Gereksinimler B6 vitamini koenzimlerinin amino asit metabolizmasında önemli rol almasından ötürü, günlük alımları protein alım miktarı ile doğru orantılıdır, çünkü proteinler amino asitlerden oluşurlar. B6 vitamini için önerilen günlük alım miktarı 0.16mg /g protein' dir. Bu, alınması gereken miktarın erkekler için günde 2.0 mg, bayanlar için 1.6 mg olduğu anl. gelir.
    En iyi kaynaklarEt, balık ve kanatlı eti en iyi B6 vitamini kaynağıdırlar. Diğer kaynaklar ise patates, bazı yeşil sebzeler ve pembe meyvelerdir.
    Eksiklik belirtileriB6 vitamini alımı çok düşük olan insanlar güçsüzlük, alınganlık ve uykusuzluk gibi semptomlar gösterirler. Diğer belirtiler ise gelişme bozuklukları, zayıflatılmış motor fonksiyonlarıdır.
    Folat (Folasin, folik asid, pteroilglutamik asid)
    GereksinimlerFolat için günlük alım değeri yaklaşık olarak 3 mg/kg vücut ağırlığıdır. Erkekler için günlük alım miktarı 200 mg, bayanlar için ise 180 mg olmalıdır. Folatın yüksek miktarı, hamilelik döneminde ve hücreler çoğaltıldığı zaman tavsiye edilir. Eksikliği sadece düşük alım miktarı ile değil, vitaminler için alışılmadık metabolik ihtiyaç durumunda ve çift taraflı absorbsiyon durumuyla da ortaya çıkabilir. Fazla miktarda alkol ve kalorisiz maddeleri tüketen insanlar maruz kalır. Ayrıca, hamilelik gibi hücre bölünmesiyle; kanser, deri hastalıkları folat alımı için ihtiyacını arttırır. Folat eksikliğinin diğer semptomları ise ishal ve bağışıklık sisteminin baskılanmasından olan sık görülen enfeksiyonlardır. Bu, halsizliğe sebebiyet vererek etkiler.
    En iyi kaynaklarFolat için en iyi kaynaklar sebzeler, özellikle yeşil yapraklı sebzelerdir. Aynı zamanda karaciğer de folat içerir. Et, süt, ve süt ürünleri düşük miktarda folat içerir.
    Eksiklik belirtileri Folat eksikliği anemiye sebep olabilir. Semptomları büyük, biçimsiz kırmızı kan hücreleri, yavaş DNA sentezidir. Bu aynı zamanda sadece folat eksikliğinden değil, B12 vitamini yokluğundan da olabilir. Folat eksikliğinin diğer semptomları ise ishal, bağışıklık sisteminin baskılanmasından dolayı görülen sık enfeksiyonlardır. Sinir sistemini etkiler, depresyona, akıl karışıklığı, bitkinliğe ve bayılmaya yol açar.

    B12 Vitamini (Kobalamin)
    Gereksinimler
    B12 vitamini için günlük alım miktarı günde yaklaşık 2 mikrogram kadardır.
    En iyi kaynaklarB12 vitamininin tam. yakını hayvansal ürünlerde bulunur. Vejetaryenler ise kendilerini bu vitamin eksikliğine karşı ekstra süt, yumurta tüketerek koruyabilirler. Bu, günde bir bardak süte veya bir yumurtaya karşılıktır. Sadece veganlar soya sütü veya B12 vitaminince zenginleştirilmiş çevrede yetişen mayalar gibi kaynaklara ihtiyaç duyarlar.
    Eksiklik belirtileri B12 vitamini eksikliği genellikle folat eksikliğinin neden olduğu anemiye yol açabilir. B12 vitamini olmadan, folat kırmızı kan hücreleri yapamaz. Herhangi bir eksikliğin semptomları, yavaş DNA sentezini gösteren büyük, bozuk kırmızı kan hücreleridir. Eksiklik ayrıca periferal sinir sistemini etkileyebilir. Ayrıca cilt hassasiyetine neden olabilir.


    Pantotenik asid

    GereksinimlerPantotenik asit için tavsiye edilen günlük alım miktarı yoktur. Tahmin edilen güvenilir ve gerekli alım miktarı olarak günlük 4 ile 7 mg arası belirtilmiştir.
    En iyi kaynaklarPantotenik asit bir çok gıdada bulunur. Et, balık, kanatlı ve tüm tahıllı bitkiler ve sebzeler en iyi kaynaklardır.
    Eksiklik belirtileriEksiklik belirtileri seyrek ve kusma, uykusuzluk ve yorgunluk şeklindedir.
    Biotin (B8 Vitamini)
    Gereksinimler
    Biotine çok küçük miktarlarda ihtiyaç vardır. Bu yüzden biotin için önerilen günlük alım miktarı yoktur. Tahmin edilen güvenli ve yeterli günlük alım miktarı 30-100 mg' dır.
    En iyi kaynaklarBiotin bir çok gıdada bulunur. Eksikliği çok çeşitli beslenen insanlarda görülmez.
    Eksiklik belirtileriBiotin eksikliği azdır ve yapay yolla beslenen hastahanelerdeki hastalarda görülür. İştahsızlık, mide bulantısı, güçsüzlük ve yorgunluk gibi belirtileri vardır. Eksikliği gidermek için ekstra dozları hastalara verilebilir.
    C Vitamini

    Gereksinimler C vitamini için önerilen günlük alım değeri 60 mg' dır, fakat kişiden kişiye değişir. Yanıklar, enfeksiyonlar gibi fiziki stresler, ağır metal zehirlenmeleri, sigara içilmesi, bazı ilaçların (aspirin, barbituratlar gibi) uzun süreli kullanılması, vücudun C vitaminine olan ihtiyacını arttırır. Sigara içenler günlük yaklaşık 100 mg C vitaminine ihtiyaç duyarlar.
    En iyi kaynaklarTurunçgiller C vitamininin iyi kaynağıdırlar. Brokoli, yeşillikler, lahana ve çilek yüksek miktarda C vitamini içerir. Tam tersine sütte ve ette çok düşük miktarda C vitamini vardır.
    Eksiklik belirtileriC vitamini eksikliğinin ilk belirtileri, diş çevresinde kanama ve deri altındaki kapilerlerin hemorojik hasarlar oluşturarak kırılmasıdır. C vitamininin asıl yokluğu sinir ve kas sisteminde görülür. Ağrı depresyon gibi belirtilere yol açarlar. İleri semptomları bayılmaya yol açar. C vitamininin fazla miktarı alınırsa vücut ihtiyaçtan fazla vitamini atar.

    NÜKLEİK ASİTLER
    Nükleik asitler hücrenin en önemli organik bileşikleridir.Nükleik asitlere bu ismin verilmesinin nedeni su içindeki süspansiyonlarının asit reaksiyon vermesindendir. Nükleik asitler bütün canlılarda deoksiribonükleik asit (DNA) ve ribonükleik asit (RNA) biçiminde bulunurlar.
    Ökaryotik hücrelerde DNA başlıca nükleusta bulunur.Sitoplazmada ise DNA az miktarda mitokondri ve kloroplast içinde bulunur.
    RNA hücrede hem nükleus hem de sitoplazmada bulunur. Sitoplazmada ribozom yapısının büyük bir kısmını oluşturur, ayrıca mitokondri ve kloroplastta da RNA vardır.
    DNA molekülünün yapısı:

    DNA molekülü, sarmal şekilde kıvrılmış, merdivene benzer bir yapıdadır.Merdiven kenarlarını şeker (deoksiriboz) ve fosfat molekülleri, basamaklarını da organik bazlar oluşturur.Karşılıklı yer alan nükleotit zincirinde, her zaman guanin sitozinin, adeninde timinin karşısına gelir.



    A = T G = S

    T = A S = G



    RNA molekülünün yapısı:

    RNA çok sayıda nükleotidin tek sıra hâlinde yan yana dizilmesi sonucu oluşur.RNA molekülü riboz, fosfat grubu ve organik

    bazlardan oluşur.Organik bazları adenin, guanin, sitozin ve urasildir.


    1.Mesajcı RNA (mRNA): DNA’da bulunan kalıtsal bilgiyi sitoplazmadaki ribozomlara taşır.

    2.Ribozomal RNA (rRNA): Proteinlerle birlikte ribozomların yapısını oluşturur.

    3.Taşıyıcı RNA (tRNA): Hücre içindeki amino asitleri tanır ve bunları ribozomlara taşır.

    AMİNO ASİT

    * Amino asitler hem asit hem de baz özelliktedirler. Yani amfoterdirler.
    * Amino asitleri birbirine bağlayan bağlara Peptit Bağ denir.
    Aminoasit+.+aminoasit ---->polipeptit ----> protein+(n-1)H2O

    ENZİMLER

    Biyokimyasal reaksiyonu hızlandıran ve reaksiyon sonunda değişmeden çıkan organik katalizörlerdir.Enzimler aktivasyon enerjisini düşürerek reaksiyonu hızlandırırlar.

    Enzimlerin Yapısı:
    2'ye ayrılırlar.

    1)Apoenzim(Esas) Kısım: Proteinlerden oluşur.
    2)Yardımcı Grup: Vitamin(Koenzim) ve metal iyonlardan (Kofaktör) oluşur.

    Apoenzim + Koenzim = Aktifenzim
    Apoenzim + Kofaktör = aktifenzim
    Enzimin etkilediği maddeye SÜBSTRAT denir.
    Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
    Kayıt Olunuz Ya da Giriş Yapınızwww.------------/forum/soru-cevap/221217-







  3. Ziyaretçi
    bilgiler işime yaradı gerekli olanlarını aldım teşekkürler







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
hayatımızdaki organik bileşikler,  enzimlerin günlük hayatımızdaki kullanım alanları,  organik bileşiklerin hayatımızdaki önemi,  enzimlerin günlük hayatımızdaki kullanım alanları nelerdir,  organik besinlerin günlük hayattaki kullanım alanları
5 üzerinden 2.75 | Toplam : 4 kişi
islami Siteler Mumine