+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Deyimler Ve Anlamları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Deyimler Ve Anlamları





  2. Asel
    Özel Üye





    Cevap: Üçüncü cevapta tüm harfler ile başlayan deyimler mevcuttur.

    Deyimler Ve Anlamları

    Deyimlerin Anlamları Hakkında Bilgi

    Gafil avlamak (birini): Onu habersiz ve hazırlıksız olduğu bir sırada bastırmak, güç duruma düşürmek.
    Gaf yapmak: Farkında olmadan yersiz bir davranışta bulunmak ya da bir kimseyi incitecek söz söylemek (Kars. Baltayı taşa vurmak, çam devirmek, pot kırmak.)
    Gaipten haber vermek : Gelecekte neler olacağını söylemek, bilinme yen âlemden haber vermek
    Galebe çalmak: Üstünlük sağlamak, yenmek
    Galeyana gelmek : Bir şeyden çok etkilenmek, heyecanlanıp coşmak
    Galeyana getirmek (birini, bir topluluğu) ; Onu, o topluluğu etkileyip coşturmak.
    Galip gelmek (çıkmak): Yenmek; üstün gelmek.
    Garaz bağlamak (birine) :Ona karşı düşmanca duygular beslemek; kin beslemek (bağlamak).
    Gargaraya getirmek : Gürültüye getirerek bir sözün, bir eylemin öne mini, etkisini hafifletmek, dikkatten kaçırmak
    Garibine gitmek: Garip bulmak, yadırgamak; acayibine gitmek, tuha fına gitmek.
    Garip gelmek: Garipsemek, yadırgamak; acayip gelmek, tuhaf gel mek.
    Gâvur etmek (bir şeyi): Onu işe yaramayacak duruma getirmek, zi yan etmek, n
    Gâvur eziyeti: Acımasız, zalimce davranış, güç; zahmetli iş.
    Gâvur inadı: Önüne geçilemeyen inat; keçi inadı.
    Gâvurluğu tutmak (gâvurluk etmek) : -1. İnsafsızca davranmaya baş lamak -2. İnatlaşmak, inat etmek.
    Gâvur olmak : Boş yere harcanmak, heder olmak.
    Gâvur ölüsü gibi: Çok ağır ve hantal olan (şey).
    Gayret dayıya düştü : “Söz konusu iş onu başarabilecek olana kaldı.” anlamında.
    Gayya kuyusu : İşlerin karmakarışık, içinden çıkılmaz olduğu durum, ortam.
    Gaza basmak: -1. Taşıtın hızını artırmak için gaz pedalına basmak. -2. Savuşmak, kaçmak; defolmak
    Gazaba gelmek : Çok öfkelenmek
    Gazaba uğramak: Bir kimsenin öfkesini üzerine çekmek.
    Gebe bırakmak (birini): Onu borçlu duruma getirmek.
    Gebe kalmak (birine) : Ona borçlu durumda olmak.
    Gece gündüz : Her zaman, hiç ara vermeden, sürekli olarak.
    Gece gündüz dememek : Vaktin uygun olup olmadığına bakmadan sürekli çalışmak.
    Gece kuşu : Gece vakti gezmesini, iş görmesini seven, geceleri uyu mayan (kimse).
    Geceli gündüzlü : Gece gündüz, hiç ara vermeden, sürekli olarak.
    Gece silahlı gündüz külahlı: Kendini iyi insan gibi gösteren, fakat sez dirmeden kötü işler yapan (kimse).
    Geceyi gündüze katmak : Gece gündüz durmaksızın çalışmak.
    Geçer akçe : Herkesçe beğenilen şey için kullanılır.
    Geçer not almak : Uygun bulunmak, beğenilmek.
    Geçim dünyası: -1. Herkesle iyi geçinmek gerektiğini anlatmak için kullanılır. -2. “Herkes için en önemli konu geçimini sağlayacak yolu bulmasıdır.” anlamında kullanılır.
    Geçim kapısı: Kazanan sağlandığı işyeri; ekmek kapısı.
    Geçim yolu : Yaşamak İçin kazanç bulma yolları, çareleri.
    Geçinip gitmek : -1. Yaşamını iyi kötü sağlayabilecek bir geliri olmak. -2. Başkalarıyla ilişkileri önemli sorun yaratmayacak düzeyde olmak.
    Geçmiş ola : -1. “Geçmiş olsun.” -2. “Bu fırsatı bir daha ele geçiremez sin. Yazık olur (oldu).” anlamında.
    Geçmiş olsun : “Hastalığınız, geçirdiğiniz kaza ya da felaketin geçmiş olmasını, bir daha böyle üzüntülerle karşılaşmamanızı dilerim.” anla mında.
    Geçti Bor’un pazarı (sür eşeğini Niğde’ye): ‘Bu fırsatı kaçırdın, yeni bir fırsat aramaya koyul.” anlamında.
    Geleceği varsa göreceği de var: “Yiğittik taslayıp kötülük yapmak için gelmeye niyeti varsa, buyursun gelsin, ona haddini bildiririz.” an lamında tehdit yollu söylenir.
    Gelen ağam, giden paşam : “Başa kim gelirse gelsin benim İçin fark etmez, ben kendi işime bakarım.” anlamında.
    Gel gelelim : “Ne çare ki.” anlamında.
    Gel keyfim gel: -1. “Genel olarak durumumdan oldukça memnu num.” anlamında. -2. Durumu iyi olanlara gıpta yollu da söylenir.
    Gel zaman git zaman : Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra.
    Gemi aslanı: Gösterişli olan, fakat hiçbir İşe yaramayan (kimse).
    Gemi azıya almak : Hiçbir şekilde söz dinlemez olmak, kural tanımamak.
    Gem vurmak (birine) (duygularına) : -1. Onun taşkın, aşırı .davranış larını önlemek, önleyecek girişimde bulunmak. -2. Duygularına ha kim olmak.
    Geri çevirmek (bir şeyi, birini): -1. Onu kabul etmemek. -2. Onu gel diği yere göndermek.
    Geriden geriye : -1. Uzaktan. -2. Gizlice.
    Geri durmamak (bir şeyden) : O şeyi yapmaktan kaçınmamak. (Kars. Aşağı kalmamak.)
    Geri hizmet: Kolay, yorucu olmayan görev.
    Geri kafalı : Tutucu, gerici; yenilikler karşı çıkan, düşünce ve davranış larıyla eskiye bağlı olan (kimse). (Kars. Eski kafalı.) , .
    Geri kalmak : -1. Nitelik ve zaman yönünden geride bulunmak. -2. Benzerliklerinden daha az gelişmiş olmak.
    Geri tepmek : Yapılan bir davranış benzer bir davranışla karşılanmak, ters etki göstermek.
    Geyik muhabbeti: Yararsız anlamsız uzun konuşma, gevezelik.
    Gezip tozmak : Gönlünün İsteğince gezmek.
    Gıcık almak (kapmak) (bir şeyden, birinden) : Onun söz ve davra nışlarından, kimi özelliklerinden hoşlanmamak; dahası sinirlenmek.
    Gıcık olmak (birine, bir şeye) : Bir davranışa ya da bir kimseye sürek li olarak sinirlenmek.
    Gıcık tutmak : Boğazı gıcıklanmak.
    Gıcık vermek : Birini kıskandıracak davranışlarda bulunmak.
    Gıkı (bile) çıkmamak (gıkını bile çıkarmamak) : -1. Çok sessiz uslu durmak. -2. Baskı karşısında tek söz söylememek.
    Gına gelmek (getirmek) (birine, bir şeyden): O şeyden bıkmak, usanmak.
    Gırgır geçmek (biriyle) : -1. Onunla alay etmek. -2. Gevezelik etmek.
    Gırgırında olmak (İşin) : O şeye gereken önemi vermemek, onu dik kate almamak; eğlenmek, dalga geçmek.
    Gırla gitmek : -1. Uzun sürmek. -2. Bol bol harcamak.
    Gırtlağına basmak : Bir kimseye bir işi yaptırmak için baskı yapmak; boğazına basmak.
    Gırtlağına kadar borcu olmak : Çok miktarda borcu olmak; boğazına kadar borca girmek.
    Gırtlağına sarılmak : Kavga etmek, peşini bırakmamak; boğazına sarılmak.
    Gırtlağından kesmek: Para biriktirmek için yiyeceğinden kısıntı yapmak; boğazından kesmek.
    Gırtlak derdi: Geçim kavgası.
    Gırtlak gırtlağa gelmek (biriyle) : Onunla kavgaya tutuşmak; boğaz boğaza gelmek.
    Gibi gelmek (gibisine gelmek) : Sanısını uyandırmak, sanmak, (…) gi bi görünmek.
    Gidiş o gidiş : “Sözü edilen kimse gitti ve bir daha geri dönmedi.” an lamında.
    Girdisi çıktısı: -1. Birinin yakın ilgisi. -2. Bir şeyin ayrıntıları. -3. Gelir ve gideri.
    Gitti gider: “Artık ele geçmemek üzere gitti.” anlamında.
    Gizliden gizliye: Gizli olarak, çaktırmadan. (Kars. Alttan atta, el altın dan, arkadan arkaya, içten içe.)
    Gizli din taşımak: Din, inanç, görüş yönünden göründüğü gibi olma mak.
    Gizli kapaklı: Başkalarından saklanan, kimseye haber verilmeden ya-pttan (iş, konuşma).
    Gizlisi kapaklısı olmamak : Başkalarından gizlenecek herhangi bir şe yi olmamak.
    Gizli tutmak (bir şeyi): Bir olayı, bir haberi hiç kimseye duyurma mak, açıklamamak.
    Göbeği beraber kesilmiş ; “Her’zaman onunla birliktedir, ondan hiç ayrılmaz.” anlamında.
    Göbeği çatlamak: Bir işi başarmak için çok zorlanmak, uğraşmak.
    Göbek adı : Çocuğun göbeğini keserken ebenin koyması âdet dan ad.
    Göbek atmak : -1. Oynarken karnını yukarı doğru hareket ettirmek. -2.
    Çok sevinmek.
    Göbek bağlamak (salmak) : Göbeği sarkacak ölçüde şişmanlamak,göbeklenrnek.
    Göğsü kabarmak (bir şeyden) : Ondan büyük övünç duymak, kıvan mak.
    Göğsünü gere gere : Övünerek, kendine güvenerek, kıvanç duyarak.
    Göğüs geçirmek: Üzüntü nedeniyle derin derin nefes alıp vermek. (Kars. İçini çekmek.}
    Göğüs germek (bir şeye) : Her türlü güçlüğe dayanmak, bilinçlice karşı koymak, direnmek.
    Gök gözlü: -1. Göz rengi maviye çalan (kimse). -2. Gözleri bu renk olanların hainliğini belirtmek için kullanılır.
    Göklere çıkarmak (birini) : Onun yaptıklarını, niteliklerini abartarak öv mek, onu yüceltmek. (Kars. Övgüler düzmek.)
    Gökte ararken yerde bulmak (bir şeyi, birini) : Ele geçirilmesi güç
    sanılan bir şeyi, birini kolayca bulmak.
    Gökten zembille mi indi? : “O kimsenin ne ayrıcalığı var ki başkaları na tanınmayan haklar ona tanınıyor?” anlamında. Gölgede bırakmak (bir şey, bir şeyi) (biri, birini) : -1. Bir şey nitelik yönünden daha üstünolmak. -2. Bir kimseden daha başarılı olup de ğerce ondan üst düzeyde olmak.
    Gölge düşürmek (bir şeye) : Bir şeyin bilerek ya da bilmeyerek değe rini azaltmak.
    Gölge etmek : Rahatsız etmek, engel olmak. Gölgesinden korkmak : Kuruntulu olmak, tehlikesiz işlere girişmekten bile korkmak.
    Gönfü bol: Cömert, eli açık (kimse). Gönlü çekmek (bir şeyi) : Ona imrenmek, onu canı istemek. (Kars.
    Ağzı sulanmak, canı çekmek, içi çekmek.)
    Gönlü gani (gönlü gözü gani): Cömert, eli açık, gözü tok (kimse).
    Gönlünden geçirmek (birini, bir şeyi) : Onu şöyle bir düşünmek, iste mek; içinden geçirmek.Gönlünden kopmak: Bir kimseye, o an içinden geçtiği kadar iyilikte
    bulunmak. Gönlüne doğmak: Bir şeyin olacağını önceden sezgi yoluyla bilmek;
    içine doğmak.
    Gönlünü almak: Kırgın, küskün birini güzel sözlerle ya da bir arma ğanla sevindirmek, memnun etmek. ( Kars. Hatırını hoş etmek.)
    Gönlünü çelmek : -1. Bir kimsenin sevgisini kazanmak. -2. Birisini ken dine âşık etmek.
    Gönlünü etmek (yapmak) : Onu razı etmek, hoşnut etmek.
    Gönlünü hoş etmek: Bir kimseyi istediğini yerine getirerek sevindir mek.
    Gönlünü kaptırmak (birine) : Ona âşık olmak.
    Gönlünü kırmak : Bir kimseyi kaba söz ve davranışlarla üzmek, küstür mek; kalbini kırmak.
    Gönlü olmak : Razı olmak, hoşnut olmak.
    Gönlü tok : Yetinmesini bilen kimse; gözü gönlü tok. Gönül almak: Bir kimseyi uygun bir davranışla ya da armağanla se vindirmek.
    Gönül bağı: Duygusal ilişki, sevgi-bağı.
    Gönül borcu: Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu hissetme; min net, şükran.
    Gönül hoşluğuyla (rızasıyla) : İsteyerek, severek.
    Gönül kırmak : Birini incitmek, gücendirmek; kalp kırmak.
    Gönül vermek (birine) (bir şeye): -1. Ona âşık olmak. -2. Ona sevT giyle bağlanmak.
    Göreyim seni: -1. “Senden başarılı olmanı bekliyorum.” -2. “Dediğimi yap, karşılığını görürsün.” anlamında.









  3. Ziyaretçi
    hihihi çok yardım ettiniz sağolun ve bu siteyi kuranın ellerine sağlık!!!

  4. Ziyaretçi
    burası güzelmiş dersime yardımcı oldu yapana teşekkür ederim yardımcı olduğunuz için bunu yazan her kimse çok iyi bir yazar olabilir

  5. Ziyaretçi
    çok güzel deyimler

  6. Ziyaretçi
    Altını üstüne getirmek: Söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düşürmek.Karmakarışık etmek

  7. Ziyaretçi
    hayırrr siz nasıl bir sitesiniz

    karamellipastırma

  8. Ziyaretçi
    harika bir site saolun sınav için gerekliydi

  9. Ziyaretçi
    sınav için yardımcı oldu tşk

  10. Ziyaretçi





    elden ele dolaşmak anlamı pek çok kişi tarafından kullanılmak bir çok kişinin elinden geçmek cümle içinde kullanımı elden ele dolaşan kağıt sonunda beni bulduuu

  11. Ziyaretçi
    GÖZÜNE DİZİNE DURSUN :nankörlük eden bir kimseye karşı söylenen söz kelime

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
deyimler ve anlamları,  deyimler ve anlamlari,  deyimler ve anlamlar,  degimler ve anlamları,  deyimler ve anlamlarıdeyimler ve anlamları
5 üzerinden 3.20 | Toplam : 134 kişi
islami Siteler Mumine